Birleşik Krallık’ta son günlerde Başbakan Boris Johnson’a karşı tepki var. Muhafazakâr parti içinde de Johnson’a dair artan bir hoşnutsuzluğun hakim olduğunu söylemek mümkün. Zira Johnson’ın pandemi sürecini yönetimi başta olmak üzere pek çok konuda alınan kararlarla ilgili umutsuzluk yarattığı gözleniyor.

Theresa May’in ardından başbakan olan Johnson başlangıçta çizdiği olumlu tablodan her geçen gün biraz daha uzaklaştı, özellikle son dönemde magazin basınına sıklıkla konu olması İngilizler tarafından hoş karşılanmıyor. May’e Brexit ile ilgili girişimlerinde büyük tepki gelmişti, Johnson da tam böyle bir ortamda zafer kazanarak başbakanlık koltuğuna oturdu. Fakat adeta bir fenomen haline gelen “Boris” ile Muhafazakâr parti arasında bir gerilim var. Birleşik Krallık’ta, hukukun üstünlüğüne ve sivil özgürlüklerin kutsallığına olan inanç herkes tarafından kabul görür. İnsanlar kendilerini kuşatılmış ve tehlikede hissetmeye başladığı zaman baskı siyasetinin oluştuğu düşüncesi ortaya çıkıyor.

Bazı bilim insanlarının karşı görüşteki açıklamalarına karşın “Özgürlük Günü” olarak adlandırılan 19 Temmuz’da salgın nedeniyle getirilen sosyal mesafe kısıtlamaları büyük ölçüde kaldırıldı. Toplumda da bu karara tepki olmasına rağmen başbakan kararından vazgeçmedi. Belki de Johnson, yolculuğun bitmek üzere olduğunu hissediyor ve bu refleksle üst üste hatalar yapıyor. Covid sonrası yaşam için sabırsızlık, ne kadar hızlı gidileceği sorununu çözmüyor. Enfeksiyon oranları umut verici derecede düşük olsa dahi pandemi öncesi normalliğe dönüşü hızlandırmak kazanımları tersine çevirme riskini taşıyor.

Salgın dışında Johnson’ın sınav verdiği bir diğer konu, şüphesiz Brexit’ti. Boris Johnson, Brüksel ile yaptığı anlaşmayı “mükemmel” olarak nitelendirdi. Tabii Johnson açısından bakılırsa, iyi ya da kötü Brexit, Johnson’ın Birleşik Krallık’ın en önemli liderlerinden biri olarak yerini garantiledi. Ama şu da unutulmamalı ki, Johnson’ın toplumda çizdiği profil eskisi kadar güçlü değil ve ne zaman kuralların dışına çıkmaya çalışsa yarattığı güven kaybı, kendisi için işleri zorlaştırıyor.

İNGİLİZLER SİYASETTE AYRICALIĞA HOŞGÖRÜ GÖSTERMEZ

Boris Johnson son olarak, Covid-19 testi pozitif çıkan bir personelle temasına rağmen kendini karantinaya almayacağını söylemesi ile dikkatleri üzerine çekti. Johnson’ın, söz konusu personelle yakın temasta bulunmadığı gerekçesiyle aldığı karara halk tepki gösterdi. İngiliz medyasında yer alan haberlere göre, başbakanın geçen hafta İskoçya seyahatinde aynı uçakta bulunduğu bir personelin Covid-19 testinin pozitif çıkmasının ardından uçaktaki diğer kişiler kendilerini karantinaya aldı. Hükümetin aldığı kararlarda, bir kişinin, Covid-19 testi pozitif sonuçlanan bir kişi ile aynı araç veya uçakta seyahat ettiğinde yakın temas kurulmuş olduğuna yönelik açıklamalar bulunuyor. Johnson’a İşçi Partisi’nden de eleştiri geldi. İşçi Partisi Başkanı Anneliese Dodds konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Başbakan’ın, herkesin uyması gereken kuralların üstünde olmak için bir sebep bulmaya çalıştığı ve daha önce yaşananlardan hiçbir şey öğrenmediği açık.” ifadelerini kullandı.

Yine geçen ay Boris Johnson ve Ekonomi Bakanı Rishi Sunak, Covid-19 testi pozitif çıkan Sağlık Bakanı Sajid Javid ile yakın temasta bulunmalarından sonra kendilerini 10 gün karantinaya almak zorunda kalmıştı. Başlangıçta, günlük test pilot programında yer alacakları için karantinadan kaçınabilecekleri söylemleri tepki alınca Johnson ve Sunak karantina uygulayacaklarını açıklamıştı.

Boris Johnson’a karşı eleştirilerin geldiği bir diğer konu da yakın zamanda Johnson’ın eski başdanışmanı Dominic Cummings’in, salgının ilk dönemine dair yaptığı açıklamalar oldu. BBC’ye konuşan Cummings, Başbakan Johnson’ı siyasi baskı altında bırakacak, önemli iddialarda bulundu. Johnson’ın 2020 sonbaharında Covid-19 önlemlerini sıkılaştırmak konusunda isteksiz olduğunu ve “ölenler 80 yaşın üzerinde” düşüncesi ile hareket ettiğini öne süren Dominic Cummings, Başbakan Johnson’ın kendisine yolladığı bir mesajda, “Artık bu sağlık sistemi çökecek söylemine inanmıyorum” dediğini iddia etti. Eski başdanışman ayrıca Boris Johnson’ın Covid’in tüm ülkeye yayılmasından çok, ekonomiyi düşündüğünü de savundu.

Johnson’ın üst üste yaptığı “hata”lar toplumda kendisine yönelik eleştirilerin dozunu artırırken güven kaybettiği de aşikâr. İngilizler siyasette benmerkezciliğe hoşgörü göstermez ve tavırlarını net şekilde ortaya koyar. Dolayısıyla başbakanın kendini farklı bir noktada konumlandırarak oluşturmaya çalıştığı ayrıcalıklar, Birleşik Krallık siyasi sisteminin yara aldığının bir göstergesi. Yakın zamanda Britanya siyasetinde “Boris rüzgârı” tersten esmeye başlayabilir.

Tuğçe Akkaş