CGTN/ Andrew Korybko

G7 ülkelerinin, Birleşik Krallık’ın Cornwall bölgesinde üç gün süren zirveden sonra 13 Haziran’da yaptıkları ortak açıklamada, aslında Çin’e karşı yeni bir soğuk savaşı bastırıyor.

Bildirinin çoğu, G7’nin resmi olarak odağı dikkate alındığında beklenebileceği gibi ekonomik ve finansal ilişkilerle ilgili ve ayrıca salgın da açık nedenler yüzünden belirgin bir şekilde bildiride yer aldı, ancak 25 sayfalık bildiride ilginç biçimde “değerler” ifadesine, her bir sayfasında ortalama 21 kez atıfta bulundu. Başlangıçta belirgin hale gelen bu gözlem, “Küresel Sorumluluklar ve Uluslararası Eylem” ile ilgili açıklamanın son dördü için gidişatı belirledi.

“Değerlere” daha önce yapılan atıfların fazlalığı, G7 ülkelerinin dünyayı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) -karşısında– onlar modeline göre kavramsallaştırdığını, bu nedenle dünyayı “kötü” otokrasilerden kurtardığı varsayılan “iyi” demokrasiler olduğunu zaten çok güçlü biçimde ima ediyordu.

G7’nin bildirisinin final bölümü, onların daha önce herhangi bir kanıt olmadan Çin’i yaymakla suçladığı “yanlış bilgi verme dâhil demokrasiye yönelik yabancı tehditlere karşı” G7 Hızlı Müdahale Mekanizması’nı güçlendirmeyi taahhüt ederek başladı. Onlar ayrıca, daha önce Beijing’i hedef alan diğer bir suçlama olan “keyfi gözaltına almaya” karşı olduklarından bahsetti.

49’uncu paragraf doğrudan Çin’deki, meşhur görmezden gelinen açık gerçeği ele aldı. G7 ülkeleri, Çin’i, “küresel ekonominin adil ve şeffaf işleyişine zarar veren piyasa dışı politikalar ve uygulamalarla” suçladı. Daha sonra, Çin’e karşı bu kavramları kendi anlayışlarıyla destekleyeceklerini ekledikleri zaman, daha önceki “değerler” temelli söylemi daha etkili hale getirdiler. Ve “Çin’e, özellikle Xinjiang ile ilgili insan hakları ve temel özgürlüklere ve Çin-Britanya Ortak Deklarasyonu ve Anayasa’da kabul edilen Hong Kong’da haklar, özgürlükler ve yüksek seviyeli özerkliğe saygı duyma” çağrısında bulundular.

G7 ZİRVESİ BİLDİRİSİ ÇİN’E KARŞI YENİ BİR “SOĞUK SAVAŞI” ZORLUYOR

Çin’e karşı yeni koordineli baskı kampanyasının küresel kapsamını göstermek için bildiri hemen ondan sonra “özgür ve açık Hint-Pasifik’in” önemini vurguluyor, bu, Çin’i bu fikri güya tehdit etmekten sorumlu olduğunu ima eden ortak bir örtmecedir. Beijing’i doğrudan suçlamadan, ancak çok güçlü biçimde Çin’i kastederek, onlar ayrıca Doğu ve Güney Çin denizlerindeki durum konusunda kaygılarını dile getirdiler. 67’inci paragraf, daha önce medya haberlerinde Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ne G7’nin yanıtı olarak tanımlanan ve ayrıca B3W olarak biçimlendirilen, “daha iyi bir dünyayı yeniden inşa etme ortaklığı” onların vizyonunu detaylandırıyor.

Tüm bu noktaları bir araya getirdiğimizde ve sonunda Çin’e karşı onların küresel baskı kampanyasını haklı çıkarmak için istismar edilen “değerler” temelindeki söyleme aşırı bağımlılığı hatırladığımızda, geriye dönüp baktığımda, tüm belgenin ve bu yüzden son zirvenin kendisinin gerçekte Çin’i “kontrol altına almakla” ilgili olduğu anlaşılır hale gelir. Bu, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın utanmaz tek taraflı tarzından farklı olarak, ikna edici olmayan şekilde “değerler” (örneğin, “demokrasi”, “insan hakları”, “çok taraflılık”) söylemine bürünse bile Trump dönemi siyasetin bir devamı niteliğindedir. Basitçe söylemek gerekirse, G7 Zirvesi, ABD Başkanı Joe Biden’ın Çin karşıtı çok taraflı stratejisinin doruk noktasıdır.

Tüm bunlar kulağa ne kadar dramatik gelse bile, muhtemelen çoğunlukla başarısız olacaktır. Birkaç Batılı ülkenin birlikte dünyayı yönettiği ve kendi çıkarına dünyanın kaynaklarını (insan ve doğa) sömürdüğü dönem sona erdi. Bu nedenle G7 yeni emperyalist amaçlar için yapay olarak canlı tutulan, geçmiş zamanın tarihsel kalıntısından başka bir şey değildir. G7, iklim değişikliğiyle mücadele, küresel aşılama çabalarına katkıda bulunma ve cinsiyet eşitliğini düzeltme gibi bazı olumlu şeyleri başarabilir, fakat Çin’i küresel tedarik zincirinden ayırmada, iç işlerine karışmada ve Kuşak Yol İnisiyatifi’ni sabote etmede başarısız olacaktır.

Bütün bunlarla ilgili olarak en üzücü şey, G7 Zirvesi, iklim, ekonomi, epidemiyoloji ile finansal konulara odaklansa ve onların bazılarını Çin’e karşı jeopolitik amaçlar için etkili hale getirmeseydi, küresel yarar için gerçekten bir güç olabilirdi. “Değerler” söylemine olan aşırı güven aynı zamanda G7 üyelerinin, Çin’e karşı yeni emperyalist saldırganlığını teşvik eden bir üstünlük kompleksini de akla getiriyor. G7, bildirisinde yeni soğuk savaş kavramını desteklememeliydi, çünkü bu tamamen küresel yarara zarar veriyor, küresel toparlanmanın en hassas zamanında sadece dünyanın daha fazla istikrarsızlığa sürüklenmesine hizmet ediyor.