Türkiye’de solun bir kesimi zor beğenir. Onlara sosyalist bir ülke, parti veya lider beğendirmek zordur. Aylık bir dergi ve yayınevinden öteye gidemeyenler dünyanın dörtte birinin kaderini değiştiren uygulamalara rahatlıkla burun kıvırabilirler. Bunu yaparken de alaycı bir dil kullanmayı, sözde “edebi” becerilerini de sergilemeyi ihmal etmezler. “Aylık sosyalist kültür dergisi” olduğu söylenen Birikim’de de benzer örneklere rastlamak mümkün. Derginin Nisan 2021 sayısında Sol Tarih bölümünde Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ile ilgili bir yazı var. Yazı bir gezi yazısı havasında kaleme alınmış, zira bazı bölümlerde yazarın olayların bizzat içinde olduğu izlenimi veriliyor. Cevdet Kadri Kırımlı imzasıyla yayımlanan yazının üst başlığı ve başlığı bile bir “yaratıcılık” çabası içeriyor. Üst başlık “Oğullar oğulluklarından sessizce çekilebilir mi?”, başlık ise “Bir Mao 2.0 portresi olarak Xi Jinping” şeklinde. Yazar yazısında geniş bahsettiği Xi Jinping’in babası ve Mao’yu başlığa sıkıştırırken “yaratıcılığın” sınırlarını zorlamış.

YEŞİLÇAM SENARYOSU GİBİ

Yazı ise bir çeviri veya birkaç çeviriden derleme izlenimi veriyor. Kaynaklar arasında Cambridge ve California Üniversitelerinin yayınları, Washington Post ve Foreign Policy gibi Batılı kaynaklar var. Bir yerde Mao’nun, bir yerde de Deng’in Seçme Eserler’i kaynak gösterilmiş. Ancak Xi ile ilgili aktarımların hepsi dolaylı. İngilizce yayımlananlar bir yana Türkçe yayımlanmış ve halen raflarda olan “Xi Jinping Çin’in Yönetimi” ve “Anekdotlar”dan hiç bahsedilmemiş. Büyük bir olasılıkla okunmamış.

Yazar kaynaklarından aktarırken özgün bir dil tutturmuş. Özellikle Xi’nin çocukluk yıllarını bir Yeşilçam filminden esinlenerek yazmış. “Kendi gibi ayrıcalıklı akranlarıyla vakit geçiriyor”, “general amcalar tarafından dağıtılan dondurmaları yerken film seyrediyorlardı. Sıradan insanların hayatlarını ancak babasının şoförlü arabasıyla şehirde dolaşırken otomobilin filmle kaplanmış camlarının ardından görüyordu.” Yazar sosyalizmi karalamak için hayal gücünü zorlamış. Mesela Mao’nun oğlu da akranları gibi Kore Savaşı’na katıldı ve hayatını kaybetti. Yazarın hayallerindeki kurguya uymayan gerçek bir olay. Çin hakkında yazan bu tip solcular bu olayı bilseler de bahsetmezler. Zaten Çin liderliği hakkında ya eksik, ya da çarpıtılmış bilgileri vardır.

HALKA BAĞLILIĞI BİLMEYENLER

Birikim yazarı da Xi Jinping’in kariyerini özetlerken aslında Çin’i tanımadığını veya sosyalizmi yanlış anladığını gösteriyor:

“Kariyerine Halk Kurtuluş Ordusu’nda başlayıp ordu içinde ilişkiler geliştirmesi, kırsal kesimlerdeki parti teşkilatlarında çalışarak çekirdekten siyasetin içinde yetişmesi, her zaman mütevazı ve halktan biri olarak gözükmesi dikkatlice planlanmış bir kariyer izlenimi veriyor.” Emeğe, halka bağlılığı bilmeyenler için planlanmış bir kariyer, bilenler için ise ülkesine ve halkına adanmış bir ömür.

Xi Jinping’in en önemli icraatlarından biri yolsuzlukla mücadele programını başlatması oldu ki, partinin halkın desteğini kazanmasında liderin mütevazı olması kadar bu politikalarının da rolü var. Ancak Birikim yazarına göre, Xi yolsuzlukla mücadele programlarıyla “partiden potansiyel muhalifleri temizleyip iktidarını konsolide etmeyi sağladığı gibi halk nezdinde popülerlik de kazanıyor.” Kafa “hep şeytanlığa çalışınca” bu sonuç çıkıyor olsa gerek.

Yine Birikim yazarına göre, “Televizyonda Xi’ye ayrılmış bir kanal söz konusu.” Yazarın Soğuk Savaş dönemi hikâyelerini anımsatan bu iddiasını Çinli gazetecilere sordum. Kanalın adını veya frekansını verirse mutlu olacaklarını söylediler.

Birikim yazarı ÇKP yönetiminin en önemli başarısını görmezden gelmiş. Çin, mutlak yoksulluğu hedeflenen tarihten önce bitirdi ki, bu sosyalizmin sadece Çin’e değil, dünyaya da bir katkısıdır. Solcuların bu kesimi Çin hakkında 70 yıl önce de benzer şeyleri söylüyordu, bir zamanların “afyon toplumu” Ay’a, uzaya gidiyor, halen aynı “edebiyatı” yapıyorlar.

Kamil Erdoğdu