Çin sinemasının “yaşayan efsane” nitelikli yönetmeni Zhang Yimou’nun, kapanış jeneriğinde “Devrimin tüm şehitlerine adanmıştır” yazan son filmi “Uçurumda Yürüyenler” (Xuan Ya Zhi Shang), Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 100. kuruluş yılının kutlandığı 2021’i selamlayan bir film. Seyirciyi 1930’ların Harbin kentine götüren iki saatlik filmin, hiçbir sahnesinde hamasi nutuklara ve yüzeysel propagandaya yer vermeden devrime ve ÇKP’ye bağlılığın anlatımını dört dörtlük biçimde gerçekleştirdiği söylenebilir. Anlatılan, özellikle Çin sineması ve Zhang Yimou filmografisi açısından alışılmışın dışında bir casusluk öyküsü.

Baştan sona Kuzeydoğu Çin’in Rus mimarisi ve kültürünün etkili olduğu karla kapla soğuk Harbin kenti ve çevresinde geçen filmin dört temel karakteri, Sovyetler Birliği’nde eğitim aldıktan sonra paraşütle Çin’e dönen dört ÇKP üyesi. Açılış sekansı, seyirciye bir James Bond serüvenine gireceği duygusunu verecek bir estetiğe sahipse de devamı çok daha boyutlu ve katmanlı.

KARŞILIKLI SIZMA SERÜVENİ

Ekipteki kadın-erkek ÇKP üyeleri Japon iş birlikçisi kukla hükümetin yönetimindeki Harbin’de özel bir operasyon yapmakla görevliler ve yerel parti örgütüyle temas kurdukları ilk andan itibaren gizli polisin her şeyden haberi olduğunu fark ediyorlar. Bir yandan Japonların işlediği savaş suçlarını dünyaya duyurmak için Rusça “Şafak” adıyla kodlanan operasyonu tamamlamak, bir yandan da içlerindeki haini ortaya çıkarmak için ölümcül bir mücadeleye girişiliyor. Attıkları her adımda iş birlikçi Mançukuo istihbarat örgütünün elemanlarıyla burun buruna geliyorlar ve gerilim dolu bu kaçma kovalamaca, suya atılan taşın halkaları gibi yayılıyor. Öyküyü klasik casusluk-istihbarat serüvenlerinden farklı bir tempo kazandıran boyut ise ÇKP’nin de karşı tarafa sızmış olması. İçeriden dışarıya bilgi gidiyor, dışarıdan içeriye bilgi geliyor. Böylece “Uçurumda Yürüyenler”, karşılıklı satranç hamleleriyle ilerleyen, “yin ve yang”ın devreye girdiği baş döndürücü bir yapıya bürünüyor.

ÇKP TARİHİNİN KIVRIMLARINDA

Zhang Yimou, çeşitli yönleriyle Martin Scorsese’nin “mafyanın içindeki polis elemanı ve polisin içindeki mafya elemanı” temasını mükemmel biçimde işleyen ünlü “Köstebek”ini (The Departed, 2006) akla getiren bir çalışmaya imza atmış, ki Scorsese’nin filminin kaynağı da 2002 tarihli Hong Kong yapımı “Infernal Affairs”tir bilindiği üzere.  Ancak “Uçurumda Yürüyenler”deki karakterlerin davranışlarını belirleyen temel itki bir görevi tamamlamaktan çok daha ötesine geçiyor, devrim için kendini feda edebilmek duygusu ön plana çıkıyor. Filmin “kuşkuyla dolu” her anı hem ideolojik bir derinlik taşıyor, hem de politik ve tarihsel vurgular barındırarak ÇKP’nin geride bıraktığı 100 yılın meçhul kıvrımlarına dalıyor.

TEMPOYA AYAK UYDURMAK

Oldukça sert ve kanlı işkence sahneleriyle, kurşunların vızıldadığı çatışmalarla, 1930 model otomobillerle gerçekleşen hızlı takip süreçleriyle dolu bir film “Uçurumda Yürüyenler”. Zhang Yimou estetiği, özgün biçimde stilize edilmiş her sahnede kendini belli ediyor. Politik gerilim ile 1940’ların kara-film türünün başarıyla harmanlandığı etkili sinematografi, mükemmel çevre tasarımı ve kostümler, ÇKP tarihinin ilginç sayfalarını belki de hiç olmadığı kadar farklı bir bakışla çevirmemizi sağlıyor, işgalcilerin ve iş birlikçilerin zulmüne karşı savaşanların duygusu beyazperdeden başarıyla aktarılıyor.

Filmin seyirciden özel dikkat isteyen bir yapısı olduğu inkâr edilemez. Zıtların birliğinden beslenen bir akış içinde karakterlerin gerçeğini ve konumlarını, kimin dost kimin düşman olduğunu ve tehlikenin kimden geleceğini kavrayabilmek, zaman zaman çaba gerektiriyor. Sıkı sinemaseverlerin “Uçurumda Yürüyenler”in temposuna ayak uyduracağını ve hatta ikinci kez seyretme zahmetine katlanacaklarına eminim.

Zhang Yimou’nun bundan sonraki projesinin Kore Savaşı sırasında Çin ordusundaki bir keskin nişancının öyküsüne odaklandığını da belirteyim.

Tunca Arslan