Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğunda öldürülmesi soruşturması hakkında yeni bir gelişme yaşandı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Ulusal İstihbarat Direktörlüğü’nün 2018 yılında hazırladığı ancak dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın kamuya açıklamadığı Cemal Kaşıkçı İstihbarat Değerlendirme raporu geçen hafta cuma günü yayımlandı.

Rapora göre Kaşıkçı’nın yakalanması ve öldürülmesi emrini Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Selman verdi. Raporda Kaşıkçı’yı öldüren 15 kişilik ekibin 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’a geldiği ve bu ekipte Muhammed Bin Selman için çalışan kişilerin olduğunun altı çizildi. Bu arada raporda yer alan üç ismin aynı raporun internette yayımlanan ikinci versiyonundan silindiği ortaya çıktı. Böylece Kaşıkçı cinayeti raporunun ilk versiyonunda 21 kişi yer alırken ikinci versiyonda bu sayı 18’e inmiş oldu.

Orta Doğu, Avrasya ve Asya-Pasifik Platformu (ODAP) Direktörü Ali Semin, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Semin, raporla ilgili geniş bir değerlendirmede bulunurken, raporda Türkiye hakkında yer alan bölümler üzerine de önemli açıklamalar yaptı.

ABD İÇİN SUUDİ ARABİSTAN SUÇLU KONUMDADIR

Konunun Suudi Arabistan ve ABD boyutunun bulunduğunu aktaran Ali Semin, Suudi Arabistan’ın cinayete karışan kişileri yakaladığını hatırlattı.

Yakalananlardan bazılarına idam cezasının verildiğini ifade eden Semin, “Suudi Arabistan bunun üzerini örtmek istedi. Kamuoyuna ben yargılıyorum, bu işte ben yönetim olarak yokum mesajını verdi. Bu raporun iki önemli faktörü var. Birincisi, Trump yönetimi bunun üstünü kapattı, Joe Biden gelince bunu ortaya çıkardılar. Biden’ın kucağına saatli bomba gibi atılmış oldu. ABD ile Suudi Arabistan ilişkilerinin Biden döneminde kötüye gitmesi isteniyor. İran ve bölgesel Yemen faktörü var. Bir de işin içine Kaşıkçı cinayetini de katarak, Biden’ın Körfez ülkeleriyle ilişkilerini krizli bir safhaya taşımak istediler. Bu birinci ABD boyutuydu. Suudi Arabistan tarafına baktığımız zaman bunun istihbarat belgelemesi zaten belliydi. Bir ülkenin başkonsolosluğunda işlenen bir cinayet o ülkenin haberi olmadan olmaz. Hiç kimse sizin başkonsolosluğunuza gelip bir cinayet işleyemez. Raporun Suudi Arabistan ayağına da bakmamız lazım. Burada Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a işaret var. Diğer taraftan Suudi Arabistan yönetiminin böyle bir cinayet işlediğini kabul etmemiz gerekiyor. Kaşıkçı aynı zamanda bir ABD vatandaşı. Suudi Arabistan, bir ABD vatandaşını öldürmüş oldu. Yargılamaya baktığımız zaman iki türlü konu var. Birincisi, ABD vatandaşını öldürdüğü için ABD suçluları talep edebilir. Diğer taraftan da ABD için Suudi Arabistan artık cinayet işleyen, suçlu bir konumdadır. Kaşıkçı olayının üstünün kolay kolay örtülemeyeceği üç sene de geçse yine bu konuyla karşı karşıya kalınacak. Benim gördüğüm şu; bunu biraz Biden’a patlatmak istediler. Biden şu anda Suudi Arabistan ile üç sorunla karşı karşıya. Yemen krizi, Husileri Trump giderayak terör listesine almıştı, Biden terör listesinden çıkardı. Trump döneminde ABD’nin Orta Doğu politikalarını konuşurken hep ‘ABD üç yerden yönetiliyor’ diyorduk. ‘Beyaz Saray mı? Dışişleri Bakanlığı mı? Pentagon mu? CIA mı?’ Bunların hepsi iç içe. ABD’de kurumların başkanın kontrolünde olmadığını görüyoruz. Birisi bunu servis etmek istedi, çok akıllı bir zamanda da yaptı.” diye konuştu.

ABD, PRENS SELMAN’A YAPTIRIM UYGULAYACAK MI?

ABD’nin Kaşıkçı raporunda Türkiye hakkında önemli bölümlerin bulunduğunu vurgulayan Ali Semin, cinayetle ilgili Türkiye’nin elinde ses kayıtlarının bulunduğunu kaydetti.

Türk medyası, Türk istihbaratı ve Türk hükümetinin İstanbul’da işlenen cinayet hakkında ciddi çalışmalar yaptığını dile getiren Semin, “Türkiye bunun peşini bırakmadı. Türkiye’nin burada çok büyük etkisi oldu. İstihbarat paylaşımı elbett olmuştur yoksa CIA’nın tek başına bu raporu hazırladığı doğru değil. Veriler tamamen Türkiye’den toplanmıştır. Bu rapor o nedenle çok ciddiye alınacak gibi görünüyor. Suudi Arabistan ile ABD arasında bir krize yol açabilir ama derinleşmeyecek bu kriz. Veliaht Prens Selman için yaptırımlar bekleniyor, bunlar hayalperestlik. Kral Selman’ın şu anda yaş olarak da kendi bilincinin yerinde olmadığını biliyoruz. Zaten işleri Muhammed Bin Selman yürütüyor. Unutmayalım ki, Suudi Arabistan’ın ABD’deki yatırımları 134 milyar dolar. Bu koronavirüsten önce 184 milyar dolardı. Burası ABD’nin vazgeçemeyeceği bir ülke olarak karşımıza çıkıyor. Diğer taraftan ABD ile ciddi bir silah anlaşması yapıldı. 480 milyar dolarlık bir anlaşmaydı. Geçen hafta ABD’li bir şirketle Suudi Arabistan, savunma sanayisinde bir şirket oluşturdular. Yüzde 51’i Suudi Arabistan’a ait yüzde 49’u ABD’li şirkete ait. Yani kolay lokma olduğunu düşünmüyorum. 1945’ten beri meşhur gemi görüşmesinden sonra ABD için Körfez güvenliği İsrail’in güvenliği kadar önemli. ABD sürekli bu 6 ülkeyi kontrol ediyor. Körfezi, petrol ve dünya ticareti açısından önemli bir bölgeyi kontrol ediyor. İran gibi yaptırım uygulanmasını bekleyemeyiz. Beyaz Saray sözcüsüne sordular, ‘Öyle bir yol izlenecek ki, Selman’a yaptırımdan daha önemli olacak.’ dedi. Şu anda bir kırılma yaşanıyor. Bu raporun ifşa edilmesi bile Selman’a mesajdır. ‘Bu cinayetin faili sensin.’ denildi. Bence yaptırımlar da olmayacak. Bu uluslararası arenada konuşulur, Suudi Arabistan suçlanır ama bunun yaptırıma dönüşmesi zor. 5 Ocak’ta 41. Körfez İş Birliği Konseyi’nin (KİK) zirvesinde Katar ile bir barış imzalandı. Bugün Katar dâhil bütün Körfez ülkeleri, ‘Suudi Arabistan yargısına güveniyoruz. Hiç kimse Suudi Arabistan’ın iç işlerine karışamaz.’ açıklamasını yaptı. Başkonsolosluk binasında böyle bir cinayetin işlenmesini asla tasvip etmiyorum. Ama Suudi Arabistan’ın Yemen’de işlediği cinayetler Kaşıkçı cinayetinin binlerce katında. Yemen konusunda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) bir savaş suçlusudur. Suudi Arabistan’a çok sembolik bir yaptırım yapılabilir. Sembolik olarak Selman’a birkaç ay yurt dışı yasağı getirebilirler. Bu adam Suudi Arabistan Savunma Bakanı sıradan bir kişi değil. Sizin bunu kontrol etmeniz mümkün değil. ABD ona da yanaşmaz. Sembolik belki Yemen üzerinden bir şey yapılabilir. ABD, böyle bir cinayet için Suudi Arabistan ile ilişkilerinden ve 134 milyar dolarlık yatırımdan vazgeçemez. Fakat ABD’yi durduran, sıkıştıran Cemal Kaşıkçı’nın ABD vatandaşı da olması. Bu çok önemli buna dikkat çekmek isterim.” ifadelerini kullandı.