Almanya, 16 yıllık Angela Merkel dönemi sonrasına hazırlanıyor. Merkel şüphesiz Almanya’nın Avrupa Birliği (AB) siyasetine yön veren en önemli aktörlerden biri. Bu bağlamda, Merkel sonrası dönem AB için de ayrı bir önem arz ediyor.

26 Eylül’de yapılacak genel seçimlere az bir zaman kala Merkel sonrası görevi kimin devralacağı merakla bekleniyor. Seçimlerde Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Başkanı Armin Laschet, Sosyal Demokrat Partili (SPD) Maliye Bakanı Olaf Scholz ve Yeşiller Eş Başkanı Annalena Baerbock yarışacak.

Merkel, 75 yıldır görevini seçime girmeden bırakan ilk şansölye oldu. Seçim kampanyasının dışında durmaya çalışsa da kampanyada baskın bir rol oynadığı aşikâr. Yarışın hızlandığı son günlerde, Almanya’da 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana ilk kez üç partili bir koalisyon hükümeti ihtimali bulunuyor.

ŞANSÖLYE ADAYLARI VE VAATLERİ

Sosyal Demokrat Parti’nin (SDP) adayı Olaf Scholz anketlere göre, yüzde 35 destek görüyor. Merkel’in maliye bakanı olarak başarılı bir profil çizen Scholz, özellikle pandemi döneminde attığı adımlarla öne çıkıyor. Merkel’e en yakın duran kişinin Scholz olduğu görüşü hakim. Hatta ılımlı tavrı ile kararsız oyları da çekebileceğini düşünenlerin sayısı az değil. Almanya’da asgari saat ücretini 12 Euro’ya çıkarma sözü veren Scholz, sosyal adalet söylemleri ile dikkat çekiyor.

Laschet ise, seçmenini doğru kişi olduğuna ikna etmekte zorlandı. Laschet’in kampanyası beklendiği gibi değil zira temmuz ayında yaşanan ve 200’e yakın kişinin ölümüne neden olan seller sonrasında cumhurbaşkanının hayatını kaybedenler için yaptığı konuşma esnasında kameralara gülerken yakalandı. Bu kare, halk arasında büyük tepki çekti. Yeni dönemde yatırım artması için vergilerin yükseltilmeyeceği vaadinde bulunan Laschet, güvenlik, iklimin korunması ve aile politikalarını öncelikli konular olarak sıralıyor.

Yeşiller Partisi, 2018’den bu yana yüksek oy oranı alması dolayısıyla ilk kez başbakan adayını belirlemeye karar verdi. Eş Başkan Annalena Baerbock’un başbakan adayı olacağı duyuruldu. Böylelikle Baerbock, Yeşiller ilk başbakan adayı olmasının yanında Almanya’da 1949’dan beri yapılan genel seçimlerde Angela Merkel’den sonra başbakan adayı gösterilen ikinci kadın oldu. Ancak başbakan adayı gösterildikten sonra milletvekilliği maaşının yanında elde ettiği ek gelirini meclise bildirmemesinin, öz geçmişinde yanlış bilgilerin yer aldığının ve kitabında intihal yaptığının ortaya çıkmasının ardından kamuoyundaki popülerliği azaldı. Öte yandan, Baerbock’un akaryakıta zam yapmak istemesi de eleştirilere sebep oldu. Baerbock her fırsatta ülkede değişimden yana olduğunu, yeni bir başlangıç yapılması gerektiğini savunuyor ve iklim değişimiyle mücadeleye de vurgu yapıyor.

MERKEL’İN ARDINDAN TÜRKİYE VE ALMANYA İLİŞKİLERİ NASIL OLACAK?

16 yıldır devam eden Angela Merkel döneminde, Berlin’in dış politika gündeminde en çok adı geçen ülkelerden biri tartışmasız Türkiye oldu. Merkel, göreve başladığı günden itibaren Türkiye’ye 11 ziyaret gerçekleştirdi. Dolayısıyla Türkiye ile ilişkilerin yeni dönemde nasıl süreceği şimdiden merak ediliyor. Yorumlara baktığımızda Armin Laschet’in seçilmesinin, Türkiye ile ilişkiler açısından olumlu olacağı öngörülüyor. Laschet’in Merkel gibi Türkiye’ye yönelik gerilimleri azaltma ve diyalog çizgisini izleyeceği düşünülüyor.

Merkel’in göreve başladığı 2005’ten bu yana iki ülke ilişkileri inişli-çıkışlı ilerledi. Merkel, önceki Başbakan Gerhard Schröder’in yerine geldiğinde, bu değişimin Türk-Alman ilişkilerinde olumsuz bir etki oluşturacağına inanılıyordu. Çünkü Sosyal Demokrat Schröder döneminde Almanya, Türkiye’nin AB üyeliğine destek veriyordu. Merkel ise henüz muhalefetteyken bile Türkiye’nin AB üyeliğine açıkça karşı çıkıyordu. Merkel göreve geldikten sonra da Türkiye’yi “imtiyazlı ortak” olarak gördüğünü sıklıkla ifade etti. Fakat Merkel siyasi açıdan Türkiye’ye karşı olumsuz bir tavır sergilemiş olsa da ticari açıdan her zaman iş birliğinin artmasını destekledi.

ALMANYA VE AVRUPA BİRLİĞİ İÇİN YENİ DÖNEM

Şansölye adaylarında seçmenin aradığı kriteri belirleyen isim geride kalan 16 yıla damgasını vuran Merkel olacak. Ülkesinde istikrara imza atan Başbakan Merkel’in ayrılığı sonrası sadece Almanya’nın değil, Avrupa’nın da etkileneceği görüşünden hareketle yeni liderin kim olacağını uluslararası toplum da yakından takip ediyor. Angela Merkel, 22 Kasım 2005’ten bu yana aralıksız sürdürdüğü görevini bırakmaya hazırlanırken Avrupa, “Merkel’den sonra AB’nin lideri Emmanuel Macron mu olacak?” sorusunu gündeminde tutuyor çünkü “Merkel’in ayrılışı, AB’nin iki baskın ülkesinden Fransa’da nasıl bir etki yaratacak?” merak ediliyor.

AB içinde güçlü bir siyasi figür olan Merkel’in veda etmesi, “Birlik içinde boşluk yaratır mı?” şimdiden öngörüde bulunmak kolay değil. Merkel görevden ayrıldıktan 4 ay sonra Fransa, AB dönem başkanlığına Macron geçecek. Son dönemde iç siyasette hareketli günler yaşayan Fransa’da Merkel’in ayrılışı Macron için bir fırsat yaratabilir. Fransa’da “Elysee Sarayı’ndaki İmparator” diye anılan Macron “Avrupa’nın Kralı” olmaya hevesli görünüyor. Ancak bu hamlesinden önce cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması gerekiyor ki, bu önemli bir aşama. Şimdi akıllarda şu soru var; “Avrupa’nın Kraliçesi” ismi ile anılan Merkel’in ardından, “Avrupa’nın Kralı” unvanını alabilen bir isim çıkabilecek mi?

Tuğçe Akkaş