Haber: Mehmet Kıvanç

Salgınla mücadelenin ekonomi boyutuna ilişkin iktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman dikkat çeken açıklamalar yaptı. Salgın döneminde para basılmamasını eleştiren Konukman, “Neo liberal ülkeler bile bunu yaptı.” dedi.  

CRI Türk’te Kamil Erdoğdu ve Mehmet Kıvanç’ın hazırlayıp sunduğu “Dünya Postası” programına katılan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Aziz Konukman’a göre büyüme rakamları istikrarsız ve gerçek ekonomi tablosunu yansıtmıyor.

Konukman, son gelen büyüme verilerini şu sözlerle eleştirdi:

“Büyümeyi kalıcı hale getirmek lazım. Bir coşkuyla bir büyüyoruz bir küçülüyoruz. Buna ‘dur kalk’ diyoruz. Bir çeyrek acayip büyüyorsun; oh müthiş! Sonra tekrar küçülmeler oluyor. Böyle bir sağlıksız ekonomi olmaz. Sıcak para gelince büyüyor, miktar olarak sıcak para azalınca büyüme düşüyor. Sıcak para çıkışlarında da negatif büyüme oranıyla karşı karşıya kalıyoruz. 2020’nin birinci çeyreğinde yüzde 4,5 büyümüşüz. İkinci çeyrekte 10.3 küçülmüşüz. Böyle bir ekonomi olur mu? Buradan hangi başarı öyküsü çıkarabilirsin.”

“BU MODELİN TERK EDİLMESİ LAZIM”

Konukman, 2019 verilerinden örneklerle salgın koşulları dışında da Türk ekonomisinin istikrarsız bir görünümde olduğunu ileri sürerek şöyle konuştu:

“Başka örneklerde verelim. İlla pandemi değil. Bütün Türkiye ekonomisi değerlendirmelerimde Türkiye ekonomisinin zaten pandemi öncesindeki süreçle aynı olduğunu söyledim. 2019 birinci çeyrek eksi 2,6 küçülmüşüz. Pandemi mi vardı? İkinci çeyrekte eksi 1,7 küçülmüşüz. Pandemi mi vardı? 2019’dan bahsediyorum. Üçüncü çeyrekte yüzde 1 büyümüşüz. Sonra 6,4 büyümüşüz. Ne oluyor? Bir büyümüşüz, bir küçülüyoruz istikrar yok. Söylemek istediğim bu. Dış kaynaklara bağımlı, kendi öz kaynaklarıyla büyüyemeyen bir ekonomi var. Bu modelin terk edilmesi lazım.”

Ekonomi yönetimindeki sorunlu gördüğü noktalara da değinen Prof. Dr. Aziz Konukman, Türk ekonomisinde strateji sorunu olduğunu ileri sürerek şunları ifade etti:

“Saldım çayıra Mevlâm kayıra ekonomisi bu… Burada araçlar tamamıyla siyasal iktidarın elinde değil. Liyakat sahibi kadroların elinde değil. Merkez Bankası’nda yaşananları biliyorsun. Siyasal iktidar büyümeyi kalıcı hale getirecek bir stratejiye sahip değil. Tamamıyla kendisini piyasa güçlerine bırakmış, akan suya bırakmış. Bir daralma, kur artışı olduğu zaman dış güçlere bağlıyor. Böyle bir ekonomik yapıda yüzde 7 büyüdünüz. Bu nedir? Baz etkisidir. Daha önce 4,5 büyümüşsünüz. Sonra 10,3 küçülmüş, bunun üzerine 7 oranında büyüyorsunuz. Çok normal matematiksel bir durum.

İMKÂNSIZ ÜÇLEME DENEMESİ

Sermaye hareketleri serbestken siz hem kuru hem faizi aynı anda belirleyemezsiniz. Böyle bir kepazelik olabilir mi? Sermaye hareketleri serbest diyorsan artık kur şu olacak, diyemezsin. Karun kadar zengin olmanız lazım rezervlerinizde. Eskiden IMF, Dünya Bankası göstergeye çok bakardı. Kısa vadeli bir yıl vadeli kredilerin, rezervlerle mukayesesi yapılırdı. Rezervlerin kredileri karşılama oranının oranı. Mesela bu 1’in altında çıktığı zaman aylarla hesaplanırdı. Şimdi Allah aşkına senin rezervlerin eski. Bu rasyonun anlamı gitti. Şu kadar milyar dolar rezervim var, acaba kısa vadeli kredileri karşılayabilir misin? Şimdi bu analizi yapamıyoruz. Niye? Rezervler eksi.”  

SANAYİDEKİ BÜYÜMEYİ SOKAK NEDEN HİSSETMİYOR?  

Pandemi sürecinde toplumsal eşitsizliğin giderek derinleştiğini ifade eden Konukman, sanayideki büyüme oranlarına farklı bir açıdan yaklaşarak eşitsizliğin de rakamlara yansıdığını belirtti.

“Haksızlık yapmayalım. İmalat sanayinde gerçekten büyüme olmuş. 11,7 büyümüş sanayi sektörü. 7’nin çok çok üstünde. İnşaat 2,8, halen toparlanamadı.” diyen Konukman, sözlerine şöyle devam etti:

“Nedir bu sanayi sektörü? Dış talebe yanıt veren bir sektör. Orada bir sorun yok tıkır tıkır çalışıyor. İşçilerin sağlığını soran var mı? Bu insanların hayatları belki risk altında. Yeni aşılarla durum belli olacak. Birileri seviniyor ama bunun arkasında kan gözyaşı dediğimiz ciddi anlamda sınıfsal bir erozyon var. İş gücü ödemelerinin katma değerdeki payı. Bunu çok önemseriz. 2020’nin ilk çeyreğinde yüzde 39’du. Şimdi 35,5’e düştü ama kârların payı 41,9’dan 45,8’e yükseldi. Sokakta birileri bu büyümeyi hissetmiyorsa, sevinemiyorsa işçi sınıfının ya da geniş emekçi kesimlerin içinde satın alma gücü düştü. Enflasyon oranı yüzde 18’lere vardı. İşsizlik rakamı yüzde 28’ler…”

HELİKOPTER PARA POLİTİKASI

Pandeminin ekonomiyi korumak için dünyada yapılan uygulamaları örnek gösteren iktisatçı Aziz Konukman’a göre, Türkiye talebi canlı tutacak uygulamaları hayata geçirme konusunda gerekli adımları atamadı. Cumhurbaşkanına da yanlış bilgi verildiğini düşünen Konukman, kriz dönemlerinde farklı bir paradigmayla hareket edilmesi gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti:

“Kapanmaya girdiniz, gelir yok ne yapmanız lazım? İnsanlara ‘evde kal’ diyorsunuz. Bu sloganın arka planı şuydu; ‘merak etmeyin ben sizin bütün güvenliğinizi sağlayacağım.’ Hem can güvenliğinizi hem geçim şartlarınızı halledeceğim diyen bir anlayış. Helikopter lafı da oradan geliyor. Herkesin balkonuna geliyor. Parayı bırakıyor. Sormuyor kimin ne olduğunu. Bu çok mantıklı. Kapitalizm mantığını da uygun. O durumda çalışmayan insanların yaşaması lazım. En temel hizmetler de bir yandan devam ediyor. Bütün çarklar durmuyor. Bu bir sonraki döneme de toparlanmayı sağlıyor. Satın alma gücünün korunmasına yol açıyor. Kapitalizmin temel kuralı şu; talebi canlı tutacaksın.

Böyle kriz dönemlerinde ‘para arzı enflasyon yaratır’ korkusu olmaz ‘bütçe açık verecek, ne olacak?’ korkusu olmaz. IMF raporlarında bile bunlar öneriliyor. İç borçlanmadan çekinmeyin diyor. IMF bile bunu diyor ama sen IMF’den fazla IMF’ci olmuşsun.”

“CUMHURBAŞKANINA YANLIŞ BİLGİ VERİLİYOR”

“Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Dünyada en etkili destek veren biziz.’ dedi. Birileri Cumhurbaşkanına yanlış bilgi veriyor. Nakdi destek başka bir şey kredi başkan bir şey. İnsanları borçlandırıyorsunuz. Bir defalık vergi muafiyetleriyle sorunları halının altına itiyorsunuz. Gelir yaratmazsanız, satın alma gücü yaratmazsınız talebi de kalıcı hale getiremezsiniz. Tedarik zincirlerinin de talep ve arz yönünden aksamasına neden olursunuz. Kapitalist ekonomiler bunu akıllı bir şekilde yaptılar. Hatta neo-liberal politikaları en çok savunan İngiltere, ABD hepsi helikopter paraya başvurdu.

“BİZ DE PARA DAĞITMALIYDIK”

Salgının başında 25 hoca bir araya geldik. Orada bir bildiri yayınladık. Orada Merkez Bankası’nın yeniden kısa vadeli avans vermesi lazım. Merkez Bankası eskiden bunlar ödenmediği için 1998 yılında bunu fiilen kaldırdı. 2001 yılında kriz koşullarında Merkez Bankası kanunundan çıkarttı. Biz bu düzenlemenin yeniden Merkez Bankası kanununa getirilmesini önerdik. Kısa vadeli avans uygulaması gelsin. Pandemi sonuna kadar, para bassın diyoruz.”

Sadece toplumun ihtiyaçlarını karşılamak üzere hazırlanacak bir protokolle para basılması gerektiğini savunan iktisatçı Aziz Konukman, “Bunlar yapılmadığı halde sanki yapılmış gibi Sayın Cumhurbaşkanının önüne birileri notlar hazırlamış.” diyerek sözlerini noktaladı.