Haber: Gökhun Göçmen

Türkiye-Çin arasındaki ilişkiler ikili ticaretin ötesine geçerek bilimsel gelişmelerle anılabilir mi? Bilim ve Ütopya dergisi Genel Yayın Yönetmeni Emrah Maraşo’ya göre ilişkileri yarım aşıra ulaşan taraflar özellikle uzay misyonları ve yapay zekâ alanında fark yaratabilir.

Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkilerin 50. yıl dönümünde iki ülkenin iş birliği yapabileceği alanlar arasında bilim ve teknoloji ön plana çıkıyor. Zira Çin kurulduğu 1949 yılından bu yana başta uzay misyonları ve yapay zekâ olmak üzere birçok konuda atılım gerçekleştirdi. Gelinen noktada Çin, patent tecil sayısı, süper bilgisayarların üretimi, ses ve yüz tanıma teknolojileri alanında en yakın rakibi Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geride bıraktı. Gelişmekte olan ülkeler arasındaki Türkiye ise İnsansız Hava Araçları (İHA) konusunda marka olma yolunda ilerlerken, uzay çalışmaları alanında rakipleri ile arasındaki makası kapatmaya çalışıyor.

Bilim ve Ütopya dergisi Genel Yayın Yönetmeni Emrah Maraşo, bu süreci “Asya Çağı” olarak niteleyenler arasında. Maraşo, CRI Türk’e verdiği demeçte Asya Çağı’nın dinamosu olarak dünya üretiminin liderliğini üstlenen Çin’i işaret ediyor. Üretimin kaçınılmaz olarak bilimsel gelişmelere yansıdığı düşünen Maraşo ,“Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedung da bilgimizin kaynağının üretim mücadelesi, bilimsel deney ve sınıf mücadelesi olduğunu dile getirmekteydi. Çin, Sayın Xi Jinping’in önderliği ve Komünist Partisi rehberliğindeki pratiğiyle söz konusu bilgi teorisini hayata uygulamayı başardı ve önemli zaferler kaydetti.” ifadesini kullanıyor.

ÇİN İLE İŞ BİRLİĞİ UZAYA YANSIYACAK MI?

Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yılında Ankara ve Beijing arasındaki stratejik ortaklığın gerek TÜBİTAK, gerekse üniversiteler düzeyinde sürdüğünü anımsatan Maraşo’nun beklentisi fırsatların değerlendirilmesi ve olumlu gelişmelerin sıçramaya dönüşmesi. İlk iş birliği alanı olarak uzayı işaret eden Maraşo, şunları kaydediyor:

“Bugün Çin, hem bilimsel çalışmaların ilerletilmesi hem de uzaydaki hegemonyacılığa karşı geliştirdiği uzay istasyonuyla dünya dışında da çok kutuplu, adil, eşitlikçi ve karşılıklı yarara dayanan bir ufku, aracı insanlığa sunuyor. Milli Uzay Programıyla önüne uzaya bir Türk’ü gönderme kararı alan ülkemizin Çin ile daha yakın temaslar kurarak bu hedefini gerçekleştirmede daha hızlı mesafe kaydedeceğini düşünüyoruz.”

Bilim ve Ütopya dergisi 28 yıldır okurları ile buluşuyor.

“TÜRKİYE’NİN CİDDİ BİRİKİMİ VAR”

Ay’ın karanlık yüzeyinden Kızıl Gezegen Mars’a kadar uzay misyonlarında büyük ilerlemeler kaydeden Çin’in başarılı olduğu diğer alan ise yapay zekâ ve sağlık bilimleri. Yapay zeka, simülasyon teknolojisi ve bilgisayar bilimlerinin gelecekte üretimi etkili, verimli ve tasarruflu kılacağını düşünen Maraşo’ya göre sağlık bilimleri de bu kategorinin ayrılmaz bir parçası:

“Sağlık bilimleri çizmeye çalıştığımız tablonun olmazsa olmazı. Çin bu alanlarda devrimsel başarılar elde ediyor. Özellikle pandemi ve iklim krizi gibi doğal felaketlerde tarım başta olmak üzere üretimin insan yaşamı için hayati işlevini bir kez daha keşfettik. Bir bakıma hayatın bilimle buluşmasını kitleler de kendi deneyimleri içinde gördü. Türkiye’nin de saydığımız disiplinlerde son derece yetenekli ve birikimli bilim insanları, ciddi kurumları var. Devletler ve üniversiteler düzeyindeki programlarla bilim insanlarımızın ülkelerimize gidip gelmesi, deneyimlerin paylaşılması, ilişkilerin ilerletilmesi ve ortak gelişmede ciddi yararlar sağlayacaktır.”

“BİLİMDE ASYA ÇAĞINI” ANLATMAYA DEVAM EDECEKLER

Türkiye’nin en eski bilim dergilerinden biri olan Bilim ve Ütopya dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Emrah Maraşo, en temel yayıncılık ilkelerini Mustafa Kemal Atatürk’e referansla “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.” sözü ile açıklıyor.

Türkiye ile Çin arasındaki ilişkilerin gelişiminin devam etmesi ve Asya Çağı’nın dünya haklarına anlatılmasını hedefleyen Maraşo, konuşmasını şöyle tamamlıyor:

“Türkiye ile Çin dünyanın aydınlık geleceğini temsil eden, insan gücü ve potansiyeli son derece gelişkin ve büyük olan iki ülke. Önemli olan bu potansiyelleri açığa çıkaracak mekanizmaların hızlı ve planlı bir şekilde kurulmasıdır. Bilim ve Ütopya dergisi olarak Çin’in elde ettiği muazzam bilimsel başarıları büyük bir dikkat ve mutlulukla izliyoruz. Önümüzdeki sayılarımızda bu gelişmeleri okurlarımıza kapsamlı olarak aktaracağız. Yakın sayılarımızdan birinde Çin’de 2,12 milyon yıl önce bulunan taş aletleri kapağa taşımış, Çinli bilim insanlarından bu sayımıza katkılar almış, okurlarımızı insanlık tarihi için büyük bir anlam taşıyan söz konusu keşifle buluşturmuş ve bir insanlık köprüsü kurulmasına katkı sağlamak istemiştik. Önümüzdeki yıllarda da ilerleme, gelişme, refah ve daha adil bir dünya için ülkelerimiz arasındaki iş birliğinin daha ileri taşınmasına yönelik inancımızı koruyoruz.  Bu kapsamda ülkemizdeki bilim topluluğunun önemli bir kesimini temsil eden dergimiz Bilim ve Ütopya’nın her türlü katkıyı ortaya koyacağı sözünü veriyoruz.”