CGTN / Elizabeth Drew

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın 11 Mart Perşembe günü yaptığı ulusa sesleniş konuşmasındaki en önemli şey, son yıllarda “Hükümetimizin ve demokrasimizin Amerikan halkı için gerçekten zor şeyler yapıp yapmayacağına olan inancımızı kaybettik” demesi oldu. On yıllarca Oval Ofisi istedikten sonra Amerika’nın yönetilebilir olduğunu göstermek artık ince, görünüşte alçakgönüllü Biden’a kaldı.

Biden’ın yalnızca federal programlara olan inancı yeniden tesis etmesi değil, aynı zamanda bir yılda yarım milyondan fazla Amerikalıyı öldüren ölümcül virüsten ülkeyi kurtarması gerekiyor. Biden konuşmasından birkaç saat önce, şimdiye kadar kabul edilen en iddialı iç politika yasalarından biri olan 2021 Amerikan Kurtarma Planı Yasasını imzaladı. Yeni yasa, yalnızca Covid-19 salgınını ve toplum ile ekonomi üzerindeki etkilerini sonlandırmayı hızlandırmakla kalmayıp, aynı zamanda uzun süredir zenginleri kayıran federal mevzuat yoluyla kimin yardım alacağı konusunda eşitliği geri getirmeye başlayan programlardan oluşmaktadır. Yeni yasa, Cumhuriyetçilerin oy birliğiyle karşı çıkmasıyla, eşit olarak bölünmüş Senato’da bir oy farkla kabul edildi. Temsilciler Meclisi de, Cumhuriyetçilerin oybirliğiyle karşı çıkmasıyla dar bir marjla yasayı geçirdi. (2020 seçimlerinde Meclis sandalyelerini kaybeden Demokratlar, “alt kanata” yalnızca sekiz oyla hakim bulunuyor.)

Geniş yasa kapsamında, çoğu hanehalkına bin 400 dolara kadar doğrudan yardım sağlanacak; işsizlik yardımı artacak; çocuklar, eyalet ve yerel yönetimler için, çocukların sınıflarına ve böylece ebeveynlerinin de işlerine dönebilmesi amacıyla okullar ve salgından zarar gören özellikle restoranlar gibi küçük işletmeler için destek genişletilecek. Yasa, bir zamanlar bir siyasi kargaşanın kaynağı olan milyonlarca kişiyi sağlık sigortası kapsamına alan “Obamacare” olarak anılan bakım yasasının ana genişlemesini de içeriyor. Yasada, yoksullara yapılan yardımlarda ve hastaneler ile sağlık çalışanlarına sağlanan parada da önemli artışlar yer alıyor. Bu zengin güveç, ilericileri memnun edecek kadar bol malzemeye sahipken ve tahmini 1,9 trilyon dolarlık fiyat etiketine rağmen, ılımlı Demokratların yutması için çok büyük değil.

Federal asgari ücreti saatte 15 dolara çıkarma hükmü, Meclis kararı nedeniyle kaldırıldı. Senato’da son oylama on saatten fazla bir süre boyunca ertelendi, Demokratlar ise Donald Trump’ın kolayca iki kez elde ettiği fakir bir eyalet olan Batı Virginia Senatörü Joe Manchin’in itirazının üstesinden gelmek için çalıştı. Bir Demokrat Senatörün yardımcısı, Manchin için “Konumundan yararlanmak konusunda akıllı ama sandığı kadar akıllı değil.” yorumunu yaptı.

DEMOKRAT PARTİDE TARTIŞMALAR ARTABİLİR

Kongre’nin 10 Mart’ta Kurtarma Planı Yasası’nı kabul etmesinden sonraki en büyük soru, bunun gelecek kehanetinin ne olacağıdır. Bir dizi gözlemci, 1980’de moda olan Reaganizmin sona erdiğini, hükümet programlarının hiçbir işe yaramayacağı şeklindeki görüşünü erken ilan etti. Ancak, böylesine dramatik bir değişikliğin olduğunu saptamak için birden fazla yasa tasarısı gerekecektir ve düşünceli Demokratlar, salgının ilham verdiği kurtarma planının, başkanın partisinin sık sık oy kaybettiği ve muhalefet partisinin bir veya iki kanadının kontrolünü ele geçirdiği 2022 ara seçimlerinden önce geçirebilecekleri ana mevzuatın en kolay önemli parçası olacağını biliyorlardı.

Biden ve çoğu Demokratın listesindeki Amerika’nın yıpranmış altyapısını inşa etmek, iklim değişikliği, göç konusunda ciddileşmek ve azınlıkların oy vermesini zorlaştırmak için devlet düzeyindeki Cumhuriyetçilerin çabalarının üstesinden gelmek gibi esas itibarıyla tüm konular, oy kaybetmenin göze alınamayacağı bir zamanda parti içi tartışmaları kışkırtabilecek meseleleri içerir. (Senato yoklama çağrısı berabere biterse, Başkan Yardımcısı Kamala Harris bunu bozmak için oy kullanabilir.) Dahası, Kurtarma Yasası’nın kabul edilmesinin dayandığı özel “uzlaşma” kuralı gereği, çoğu yasa için gerekli olan 60’ın aksine, sadece 51 oy yetti, çünkü rutin olarak yasamaya karşı “parlamentoyu engellemek” tehdidi vardır ve bu kural yalnızca bütçe meselelerini içeren tasarılar için kullanılabilir. Bu nedenle birçok Demokrat, engelleme sürecinin kaldırılması, kullanımının daha zor hale getirilmesi veya kullanılabileceği zamanlarda daraltılması gerektiğini düşünüyor. 2020 seçimlerinden önce, Senato Cumhuriyetçilerin kontrolünde olduğunda, o zamanın çoğunluk lideri Mitch McConnell, Demokratların kontrolündeki Meclis’ten gelen yasaları batırmak için sık sık bu tehdidini kullandı.

Biden, McConnell’in siyasi spotlarını değiştireceğine inanacak kadar saf değil, ancak iki partinin de iş birliği yapmasına yönelik çağrılarının, Cumhuriyetçilerin muhalefeti nedeniyle suçlanmasına yol açabilir.  Biden, Cumhuriyetçilerin, yönetimin büyük meselelerde kazanmasına yardım etmekle ilgilenmediklerinin farkında ve tecrübelerinden hiçbir yere gitmeyen uzun müzakerelere sürüklenmenin bir anlamı olmadığını biliyor.

Biden, Harris ve eşlerinin Kurtarma Yasasını halka satmaya yönelik mevcut çabaları, hâlihazırda kabul edilmiş olsa da, hükümet programları konseptini daha kabul edilebilir hale getirerek diğer yönetim kanunlarının geçişini daha olası hale getirmeye çalışmanın bir yoludur. Senato kurallarını değiştirmek 67 oy gerektirdiğinden, “parlamentoyu engelleme” konusunda ciddi bir şey yapmak göz korkutan meydan okumadır. Demokratlar, Cumhuriyetçilere, genel idari kanunlarına muhalefetlerini vurgulayarak “parlamentoyu engelleme” kuralını değiştirmeleri için baskı oluşturmaktan bahsediyorlar.

Bu sadece bir teori olabilir; “Kurtarma Yasası” halk arasında çılgınca popüler ve yüzde 75’e kadar destek alıyor, fakat hiçbir Cumhuriyetçi bunu desteklemedi. Cumhuriyetçiler bu arada yasanın detaylarına saldırarak halkın gözünde itibarını düşürmeye çalışıyorlar. Bu nedenle, Amerikan siyasetinde bir dönüşüm ilan edilmeden veya daha fazla insanı ABD hükümetinin işe yaradığına ikna etmeden önce, kitaba göre yazılan bir yasa tasarısı için halen savaş verilmesi gerekiyor.