CGTN / Anne O. Krueger

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, ABD’nin itibarına ve gelecek beklentilerine hem içeride hem de uluslararası alanda büyük zarar verdi. Yine de ABD Başkanı Joe Biden önceki yönetimin mirasını birçok alanda tersine çevirmeye başladı, ancak dikkatini henüz ABD ticaret politikasına veremedi.    

Bunun değişmeye ihtiyacı var. Trump’ın ticaret politikaları sadece ABD ve dünya ticareti için bir felaket değildi, aynı zamanda ABD’nin daha geniş ekonomik ve dış politika amaçlarını başarmasını daha da zorlaştırdı. Bu politikaları tersine çevirmek yeni yönetimin en önemli önceliği olmalıdır. 

Nihayetinde, ABD’nin dostları ve müttefikleri (özellikle Avrupa Birliği, Birleşik Krallık, Kanada, Meksika, Japonya ve Güney Kore) Trump’ın korumacı adımlarından derinden etkilenmeye devam ediyor. Geniş bir ürün yelpazesine uygulanan gümrük vergilerine ilaveten, Trump yönetimi, Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması (NAFTA) ile ABD-Güney Kore Serbest Ticaret Anlaşması’nın (KORUS FTA) yeniden görüşülmesini zorladı ve ABD’nin kabul ettiği Trans-Pasifik Ortaklığı (TPP) anlaşmasından çekildi. ABD, Çin Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) üye olmasına rağmen ve ABD’nin ticaret ortaklarının Çin ile ilişkilerine önem vermeden Çin’e “ticari savaş” ilan etti. Birlikte ele alındığında, bu politikalar ABD’nin dünyadaki yerine ciddi zarar verdi.

1947 yılında Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT, 1955 yılında DTÖ oldu) kapsamında açık çok taraflı ticaret sistemine doğru dünyaya önderlik etmesi, ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra en önemli başarılarından biriydi. Sistem tam olarak çalışıyor, çünkü üyeler açık, kurallara dayalı ticaret politikalarına gönüllü olarak bağlı kalıyorlar. Bu arada, bu, aralarında anlaşmazlık çıktığı zaman yabancı tüccarlara yerli vatandaşlar gibi aynı haklara sahip olmasını ve tercihli ticaret düzenlemeleri hali hariç ticaret ortakları arasında ayrımcılık yapmama ilkesinin geçerli olmasını güvenceye alır. 

TRUMP PEK ÇOK ÖNEMLİ KURULUŞA ZARAR VERDİ

GATT kapsamında ticaret, çok taraflı gümrük tarifelerinin azaltılması ve diğer ticaret engellerinin kaldırılması (nicel kısıtlamalar dâhil) için ABD öncülüğünde görüşmelerle ilerledi. Son yıllarda, gelişmekte olan ülkeler açık piyasaların başarısına tanıklık etti ve kendi oldukça yüksek korumacı rejimlerini kaldırmaya başlamaya karar verdiler. Genelde bu, üretim ve ticarette büyümenin önemli ölçüde hızlanmasına yol açtı. Yarım yüzyıldan fazla bir süredir dünya ticareti dünya Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) kadar yaklaşık iki kat kadar hızlı büyüdü.

Bu büyüme elbette mükemmel olmaktan uzaktı. 1970’li yıllardaki petrol şoklarını, 1990’lı yılların sonunda Asya finansal krizleri ve on yıl sonda Büyük Durgunluk dönemini önemli gerilemeler takip etti. 2008 yılındaki küresel finansal krizden bu yana dünyada üretim ve ticaretteki büyüme yeniden başladı, ancak ondan önceki yıllardaki kadar hızlı değildi. Çin, 1990’lardaki ticaret politikalarının gözden geçirilmesi ve 2001 yılında DTÖ’ye girmesini takiben dünyanın en büyük ticari gücü olarak ortaya çıktı.

Yurt içindeki yoksulluğu azaltması ve kendi nüfusunun yaşam standartlarını düzeltmesine ilaveten, Çin’in etkileyici ekonomik yükselişi diğer ülkelerle sorunların artmasına da yol açtı. Ancak DTÖ ve onun ihtilafların halli mekanizması sayesinde bu sorunların aşılabileceği çok taraflı bir forum vardı ve bu Trump göreve gelinceye sürdü. Her ne kadar Biden, ABD’nin enternasyonalizme ve çok taraflılığa bağlılığını teyit etse bile, Trump’ın DTÖ gibi önemli kuruluşlara verdiği zararı onarmak için çok yavaş hareket etti.

Biden, Trump’ın TPP’den çekilmesini de tersine çevirmedi. Şu anda Trans-Pasifik Ortaklığı Kapsamlı ve Aşamalı Geçiş Anlaşması (CPTPP) olarak adlandırılan bu 11 ülkenin üyesi olduğu anlaşmaya ABD’nin üyeliği ABD’li ihracatçıların faydasına olacaktır. Şu anda ABD’li şirketler, CPTPP üyesi olan rakip ülkelere kıyasla göreli olarak belirgin dezavantajlara sahipler, çünkü bu ekonomilere ihracatları, blok üyesi ülkelerden yapılan ihracatlar için uygulanmayan vergilere tabi olacaktır. 

Biden, bu çaba belirtilen amaçlara ulaşılması konusunda tamamen başarısız olmasına rağmen, Çin ile ticaret savaşını sona erdirmedi. ABD’nin Çin ile ikili ticaret açığı bir miktar düşmesine karşın, ABD’ye ihracatları Çin’in yerini alan Vietnam, Malezya ve diğerleriyle ticaret açığı orantılı olarak yükseldi.

GÜÇLÜ EKONOMİ BAŞARIYI GETİRİR

Biden yönetimi nihayetinde DTÖ için yeni bir genel direktörü kabul etmesine rağmen, Trump’ın gümrük vergilerini azaltmak için çok az şey yaptı ve hatta kamu ihale sözleşmelerinde “Amerikan malı satın al” hükmünü güçlendireceğini açıkladı.  Biden, Amerikan işlerini korumak istediğini söylüyor, ancak Trump yönetiminin, 75 bin kadar işçinin işini kaybetmesine yol açan (diğer ülkelerin misilleme gümrük vergilerinin sebep olduğu ek kayıplar hariç) ithal edilen demir ve çelik üzerinde uyguladığı gümrük vergileri uygulanmaya devam ediyor. Biden gerçekten Amerikalı işçilere yardım etmek istiyorsa, ihracatın iş gücü yarattığını ve ihracat sektörünün, açık çok taraflı ticaretin sonucu olarak ABD GSYİH’sini ikiye katlamaya katkı sağladığını kabul etmesi gerekiyor.

ABD’nin cari hesap açığına gelince, bu sorun korumacılık yoluyla değil, sadece ABD harcamalarının nispeten gelire göre azaltılmasıyla çözülebilir. Ve DTÖ alım anlaşması, diğer ülkelerin kamu ihale sürecini Amerikalı ihracatçılara açmasına yol açtığı için bu zayıflamanın Amerikalı işçilere faydalı olacağı şüphelidir; aslında bu işlere bile mal olabilir.

Çin kalıcı olacaktır. Kesinlikle çözülmesi gerekli olan ticari sorunlar olmasına rağmen, bu en iyi çok taraflı olarak yapılır. ABD ve Çin, bu ticaret savaşının sonucu olarak her ikisi de kaybetti. ABD, gümrük vergilerini kaldırmayı önerirse, Çin’in karşılık vermesi ve önemli sorunlarda çok taraflı tartışmalara katılması, her iki ülkeye ve dünyanın geri kalanına yarar sağlayabilir. 

Güçlü ekonomiler ülkeleri başarılı yapar. Yurt içi endüstrileri koruma çabaları güç değil, zayıflığın bir işaretidir. Biden yönetimi, belirlenmiş hedeflere ulaşmak istiyorsa, Trump’ın korumacı önlemlerini kaldıracak, çok taraflı çalışacak, ABD’nin altyapısını güçlendirecek, iş gücü becerilerine ve eğitimine yatırım yapacak ve ABD’nin araştırma kapasitelerini genişletecek. Şimdiye kadar, son yönetimin ticaret politikalarını sürdürmenin başarısızlığın reçetesi olduğu açık olmalıdır.