CGTN / Radhika Desai

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, “Trump’ın tersi” olarak kampanya yürüttü ve diğer şeylerin yanı sıra Covid-19 meselesine bilimi yeniden getirmeye söz verdi. Eski Başkan Donald Trump daha önce koronavirüs hakkında apaçık yalanlar yaydı, konuşma ve tweetlerinde virüsü sık sık “Çin virüsü” diye adlandırarak ırkçılığı körükledi, kötü niyetli protestoları cesaretlendirerek virüse karşı mücadeleyi zayıflattı ve sadece büyük ilaç firmalarına büyük kâr sağlamak için aşılara yatırım yaptı. Bunun aksine Başkan’ın hareketlerini bilimin yöneteceği düşünülüyordu.

Ne yazık ki, yönetimi seçmenler nezdinde ve Kongre’de siyasi kazançlar sağlamak için tek bir “Trumpçı” başkanlıkta bütünleşmek için çok erkenden selefi ile benzeşmeye başladı. Salgının yanı sıra, bu süreklilik Çin ile yeni soğuk savaş ve Küba’ya yaptırımlarda açıkça ortaya çıkıyor.

Şimdi Biden’ın 26 Mayıs’ta ABD istihbarat kurumlarına SARS-Cov-2 virüsünün kökenlerini araştırmak için verdiği görevle ilgili rapor açıklandı ve bilim maskesi altında gizlenen Trump ile korkunç benzerliği ortaya koydu.  “Wuhan” ya da “Çin” virüsüne göndermede bulunmaktan sakınsa da virüsün kökeni ile ilgili araştırmaları Trump’ın yaptığından daha sinsice bir silah haline getirdi.

BİLİM VE CASUSLAR BİRBİRİYLE UYUŞMAZ

Basit gerçek şu ki, bilim ve casuslar birbiriyle uyuşmaz. Wikipedia bir casusluk ya da “istihbarat” ajansını, güvenliğin sağlanması, ulusal güvenlik, askeri ve dış politika hedeflerini desteklemek için” yanlış bilgilendirme ve yanlış bilgi yayma da dâhil, enformasyon” ve yanlış enformasyonun “toplanması, analizi ve kullanılmasından sorumlu bir hükümet kurumu” olarak tanımlıyor. Casuslar, aslında halkın çıkarlarına zıt ve egemen kapitalist sınıfın çıkarları olan kendi “ulusal” çıkarlarını savunmak için enformasyonu kullanır ve kötüye kullanırlar.

SARS-Cov-2’nin kökenlerini anlamak, gelecekteki salgınları önlemek ve bu salgınla mücadele etmek için önemli. Bunun anlaşılması bilgi akışını serbest bırakmak ve bilim insanlarının bulgularını sınırlar ötesinde paylaşmasına izin vermeye bağlıdır. Ancak, geniş ABD casusluk kurumlarını işe katarak, böyle bir akış ve paylaşmayı engelledi. Bilim açıklık gerektirirken, casuslar gizli çalışır; bilim bulgularını açıkça ortaya koymak zorundayken, casuslar bulgularını gizler; bilim bilginin paylaşılmasını isterken, casuslar bilgiyi yağmalar, gizler ve bilgiye zarar verir; bilim güven oluştururken, casuslar güveni zayıflatır.

Batılı medyanın son raporla ilgili haberleri böyle rahatsız edici gerçeklere odaklanmamayı tercih etti. Bunun yerine, saygın doğa dergisi Nature raporla ilgili olanların bazılarının bilimsel yeterliliklerini bile övdü. Ancak, ABD “istihbarat kurumları” şüphesiz birçok olukça yüksek kaliteli kişiler içerse de kapasite ve amaç tamamen farklı konulardır. Saygıdeğer dergi bu yetkin casusları neyin harekete geçirdiğiyle ilgilenmiyor.

“BİLİM” MASKESİ ALTINDA GİZLENEN “BENZERLİK”

500 kelimelik “gizliliği kaldırılmış özetteki” birkaç “sonucun bilimsel olarak görülmesi imkânsız. Bu sonuçlar, salgının Wuhan’da başlamasından aylar önce Avrupa ve ABD’nin kendisinde görüldüğü ile ilgili karine niteliğindeki kanıtlar dâhil, birçok ilgili hipotezi tamamen göz ardı ediyor. Raporun “sonuçlarına” gelince, bazıları, “virüsün “bir silah olarak geliştirilmediği” şeklindeki ilk sonucu, dikkatleri ABD’nin Wuhan Viroloji Enstitüsü’nü kendisinin finanse ettiği gerçeğinden uzaklaştırma girişimi olarak yorumladı.

Rapor virüsün genetik olarak üretildiği ihtimalini açık bırakıyor ve insanların ilk olarak enfekte bir hayvana maruz kalarak enfeksiyonu kaptıkları ve Çin devletinin “ön bilgisi” olmadığını “düşük bir güvenle” değerlendiriyor. Son olarak, en az bir istihbarat kurumu “orta düzey güvenle” virüsün bir deneysel durumdan kaçtığına inanıyor. Bu, bize söylendiğine göre, geriye iki makul hipotez bırakıyor, “enfekte bir hayvana doğal şekilde maruz kalma” ve “laboratuvarla ilgili bir kaza.” Rapor bunlar arasında, “klinik örnekler ya da erken Covid-19 vakalarının epidemiyolojik olarak anlaşılması” olmadan, bir tercih yapmıyor. Özetin iddiasına göre, bu “Çin’in iş birliğini” gerektirirken, Beijing küresel bir araştırmayı engellemeye devam ediyor.” ABD “istihbarat kurumları” sadece bu konuda aynı fikirde. 

SARS-CoV-2’nin kökenini Çin’e karşı silah haline getirmek için bilimin casuslarla bu şekilde yozlaştırılmasına karşın, Trump’ın Çin’le mücadele konusundaki bütün yaklaşımı masum bir çocuk oyunu gibi görünüyor. Asıl olarak bir dizi temelsiz suçlama seti olan rapor çoktan uluslararası gerginlikleri artırmaya başladı. Rapor kökenleri araştırma çalışmalarının gelişmesinin önündeki asıl engel olarak Çin’i göstererek, son DSÖ raporunun, Çin’in iş birliği ile hazırlandığını göz ardı ediyor.

Hâlâ kapitalizmin egemen olduğu bir dünyada özel (fikri) mülkiyet hakları ve devletlerin çıkarları çoktan bilginin akışını engellemiş durumda. Sadece uluslararası iş birliği bunu aşabilir ama Başkan’ın “istihbarat kurumları” raporu bu hedefe ulaşmayı sadece birkaç kat daha zorlaştırdı. İnsan neden diye düşünüyor.