CGTN / Thomas O. Falk

İnsan haklarını korumada lider ilan edilen Amerika Birleşik Devletleri (ABD), küresel olarak insan hakları ihlallerini kınamada ön saflarda yer aldı. Bununla birlikte, ülke içinde kendini gösteren insan ıstırabı genellikle yeterince tartışılmıyor. ABD Başkanı Joe Biden örnek lider olmak istiyorsa, yalnızca toplumun ve artan şekilde siyasi sistemin derinliklerine kök salmış sorunları ele alması değil, ortadan kaldırması da gerekecek.

Birincisi, ırkçılık ülkenin en önemli sorunlarından biri olmaya ve birçok biçimde ortaya çıkmaya devam ediyor. George Floyd’un Mayıs 2020 sonunda öldürülmesi, Amerikan polis yetkilileri arasındaki ciddi sorunlara bir kez daha ışık tuttu. Aşırı polis şiddeti bugün de Amerikan kolluk kuvvetlerinin karşı karşıya olduğu birçok şikâyetten sadece biridir.

Siyah erkekler, 2018’de beyaz erkeklerden neredeyse altı kat daha yüksek bir hapsedilme oranına sahipti. İstatistiksel olarak, 2001’de doğan her üç Afrika kökenli Amerikalı, hayatları boyunca en az bir kez hapse giriyor. Beyaz olmayanların tutuklandıktan sonra yargılanma riski daha yüksektir ve benzer koşullar altında aynı suçlardan dolayı beyazlara göre daha sık ve daha uzun hapis cezasına çarptırılırlar. Dahası, tutuklanan siyahların aynı suçu işledikleri için beyazlara göre asgari zorunlu hapis cezasına çarptırılma olasılığı yüzde 75 daha yüksek.

Joe Biden, devam eden bu adaletsizliğin son derece farkındadır, ancak ırksal bariyeri kırabilecek bir başkan olup olmayacağı henüz belli değil.

ABD’de çok sık kötü muamele gören sadece Afrikalı Amerikalılar değil, özellikle de güney sınırındaki sığınmacıların eski Donald Trump yönetimi altında insan hakları büyük olasılıkla ihlal edildi. Mülteciler genellikle aileleri ile çocuklarından ayrı tutulmakta ve Birleşmiş Milletler’in (BM) potansiyel olarak uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle eleştirdiği koşullarda yaşamaktadır. Özgürlük Heykeli,  “Bana yorgununuzu, fakirinizi, kalabalık kitlelerinizi verin” diyen bir ülke için bunlar savunulamaz koşullar.

SALGIN ABD’DE PARÇALANMIŞ SOSYAL GÜVENLİK AĞINI ORTAYA ÇIKARDI

İkincisi, 2020’de ABD en temel işlevinde felaket bir şekilde başarısız oldu; halkını korumak. Önceki yönetimin sergilediği Covid-19 kriz yönetimi, muhtemelen Amerikan tarihindeki en büyük hükümet başarısızlıklarından biriydi. Ülke, maskeler ve diğer hastalık önleme biçimleriyle ilgili görüşlerin kutuplaşmasına katkıda bulunan ve hemen hemen mümkün olan en kötü karşılığı veren bir başkan tarafından yönetildi. Trump’ın papalığından bir yıl sonra, dünya nüfusunun sadece yüzde 4’ünü oluşturan, dünyadaki Covid-19 ölümlerinin yüzde 20’sine ve toplamda 500 binden fazlasına sahip olan ABD’de virüs basit bir şekilde  “mucize eseri ortadan kaybolacak”. Salgın, zayıf halk sağlığı altyapısını ve parçalanmış sosyal güvenlik ağını ortaya çıkardı. Bu, halkına en çok desteğe ihtiyaç duyduklarında yardım etmek için yetersiz kalan bir ülke için itibarsızlıktır.

Üçüncüsü, politikacılar çıkarlarını ülkeninkinin üzeri koydular. Washington için aynı anlamda olan geleneksel kördüğüm, yukarıda bahsedilen sorunların değişeceğine dair küçük bir işaret ile tamamen yeni bir partizanlık düzeyine ulaştı. Yine bir kez daha orantısız bir şekilde siyah Amerikalıları etkileyen daimi seçmen baskısı sorunundan, hile yapmak ya da kırmızı çizgi çekmeye kadar iki parti, çoğu zaman, tüm Amerikalılar için daha iyi bir yaşam yaratmak yerine, yalnızca seçmenlerine ikramda bulunarak iktidarı sürdürmekle ilgileniyorlar.

Ülkeyi istikrara kavuşturmak ve muhtaç insanlara yardım etmek için iki taraflı çabalar nadir hale geldi. Joe Biden’ın 1,9 trilyon dolarlık Covid yardım tasarısı henüz Senato’dan geçmedi. Bundan önce, tasarı Temsilciler Meclisinden sadece parti hatları üzerinden geçiyordu. Tasarının gerektirdiği asgari ücret şartı göz önüne alındığında, Amerikan halkına yardım etme zorunluluğuna rağmen, Senato’dan geçeceğinin bir garantisi yok.

Cumhuriyetçi Parti’nin Donald Trump’ın partisine dönüşmesi, bu süreci daha da kötüleştirecek ve Joe

Biden’in yukarıda belirtilen tüm bu konuları tutarlı ve kararlı bir şekilde ele alması için gereken yönetimi sağlamasını zorlaştıracaktır. Bununla birlikte bu iç meselelerin, parmakları diğer egemen uluslara yöneltmeden önce kendi halkı arasında acı çekmeye neden olduğu için ele alınmasını daha da önemli hale getiriyor. Bölünmüş bir ulusu gerçekten iyileştirmek istiyorsa, Biden için yapacak çok iş var.