CGTN / William Jones

G7 kulübünün liderleri, eski Britanya İmparatorluğu’nun kalbi İngiltere’nin Cornwall bölgesinde, Kraliçe II. Elizabeth’in de aralarında bulunduğu İngiliz Kraliyetinden kişilerle bir araya geldiler ve yedi büyük gelişmiş ülkenin liderleriyle birlikte vakit geçirdiler. Zirvenin dünyaya vermeyi umduğu, “acı çeken kitleler için kaygı” mesajını göndermek için uygun bir ortam değil. Ayrıca “kulüp” yapmayı taahhüt ettiği işlerin upuzun bir listesinin olduğu bir bildiri açıklamış olsa bile, bu işlerin herhangi birini yerine getirme yeteneğine veya iradesine sahip olup olmadıkları belli değil. 

Zirvenin temel odak noktası, Covid-19 salgınının çözümü olsa bile, vurgulanan konu geleceğin dünyasını şekillendirmede Çin’in artan etkisiydi.  Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Çin’e karşı G7 kulübünün “birleşik cephesini” oluşturmaya kararlı bir şekilde zirveye gitti. Bildiri ve gözlemcilerin muhtelif yorumlarına bakarak bir sonuca varmak gerekirse, Biden başarılı olamadı. Bu ülkeler Çin’i Biden gibi “düşman” olarak görmek şöyle dursun “tehdit” olarak görmüyorlar. G7 ülkelerinin birçoğu, özellikle Almanya ve İtalya gibi ülkeler Çin ile iş birliğinden son derece yararlandılar. Biden’ın “aynı sayfada” olduklarını iddia ettiği Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bile, Çin projeleriyle birlikte pek çok şey elde etti.

Ve evet bu yedi ülke gelişmiş dünyanın büyük çoğunluğunu temsil ediyor, ancak onlar hiçbir şekilde bütünüyle insanlığı temsil etmiyorlar. Dünyanın geri kalanında, Biden’ın “Haçlı Seferi” konusuna büyük bir şüpheci yaklaşım var. Elbette G7, etkinliğe daha fazla “evrensel” bir karakter kazandırmak amacıyla

Hindistan, Güney Kore, Güney Afrika ve her zaman sadık Avustralya gibi diğer “demokrasileri” davet ederek, “kulüplerinin ayrıcalıklı olma” halini gizlemeye çalıştı. Bu ülkeler bildiriyi imzalamadığı için içeriğine ne kadar katıldıklarını söylemek çok zor. Ancak zirvenin büyük “verimli” maddesi, Çin’in Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin “karşısına çıkan” (en azından kâğıtta) dev projeydi. Proje ismini Biden’ın meşhur sözü “Daha İyi Bir Dünyayı Yeniden İnşa Et (B3W)” sloganından aldı.

JEOPOLİTİK DÖNEM SONA ERDİ

Bu proje, Çin’in Kuşak Yol İnisiyatifi’ne göre, daha “şeffaf” ve “piyasa odaklı” olarak kabul edilen gelişmekte olan sektördeki altyapı projelerinin finansmanına destek vermek için dünya finans kuruluşlarından ayrıca G7’nin taahhütlerini birleştirmesi anlamına geliyor. Bununla birlikte yeni girişim, Kuşak Yol İnisiyatifi’nin başlamasından önce Üçüncü Dünya gelişmesinin karşılaştığı aynı sorunlarla karşı karşıya gelecek.

Finansal sistem bütün sınırların ötesinde büyümeye başladığı ve dünyanın borcu fiziki ekonominin ihtiyaçlarını fazlasıyla geçtiği için, özel teşebbüs artık uzun vadeli yatırımla ilgilenmedi ve altyapı geliştirme ABD gibi ülkelerde bile başarısız oldu. B3W programıyla ilgili olarak yönetim önemli rakamlardan bahsetse de tek bir sent bile ayrılmadı ve bu ülkeler Covid-19 salgınının olduğu bir ortamda halen gerekli tahsisi almak için kendi parlamentolarına başvurduklarında, önemli bir dış yatırım için parayı bulmada zorluklarla karşılaşabilirler.

İkinci olarak G7 kulübü, dünya borç krizi tehlikesini tamamen görmezden geldi. Ancak aşırı şişmiş dünya finansal sisteminde reform yapma konusunu gündeme getirmek, hiç şüphesiz Londra finans dünyasının kalbinde yoğun bir itiraza yol açardı. G7, büyük bir yeni fon ihracı çağrısında bulunurken, aynı zamanda bunu görmezden gelmek, şu anda herkesin korktuğu şeyin yani enflasyonun denetimden çıkmasına yol açabilir. Altyapı yatırımı büyük bir ihtiyaç olduğu için yapılabilir ve yapılmalıdır, ancak Çin’in yaptığına veya FDR’nin Glass-Steagall güvenlik duvarıyla yaptığına benzer şekilde borç verme üzerindeki sert kontrol tipi, tüm temelsiz bir plan enflasyonist sarmal yoluyla boşa çıkmayacaksa birlikte olmalıdır. Belki de bu seçkin “kulübün” üyeleri kendi destek gruplarına geri dönmeli ve çalışan bir sisteme karşı “büyük bir Haçlı Seferi” başlatmadan önce onların ihtiyaçları hakkında konuşmalı ve onların durumlarını düzeltmek için çalışmalıdır. Ve genel olarak Kuşak Yol İnisiyatifi, kulüp ve onun dışlayıcı çıkarlarının ortada bıraktığı birçok insan için çalışan bir sistem olduğunu kanıtladı.

Elbette, 2023 yılına kadar olmasa da 2025 yılına kadar Covid-19 salgınının üstesinden gelmek için büyük bir saldırı başlatalım. Ve, Biden başkanlık bilgilendirme kitabını yeniden işe yarar hale getirmeden önce bile bu kampanyanın ön safhasında yer alan Çin ve Rusya ile birlikte çalışalım. Jeopolitik dönem sona erdi. Şimdiki kriz dayanışma ve iş birliği gerektiriyor. G7 grubu bu temel dersi ne kadar erken öğrenirse, dünya bu salgının üstesinden o kadar hızlı gelecektir.