CGTN / John Gong

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın Amerika’nın 20 yıllık Afganistan savaşını mümkün olan en kısa zamanda sona erdirme isteği şimdi tam tersi bir yöne gidiyor gibi görünüyor. Afganistan’ı terk etmek için verdiği son gün olan 31 Ağustos’a, Amerika için çalışan on binlerce Afgan’ı bir yana bıraksak bile, Fox News’e göre, Afganistan’da Kabil Havaalanı çevresinde “düşman hatlarının” gerisinde ABD pasaportu ya da yeşil kart ya da diğer müttefik ülkelerin pasaportunu taşıyan en az 10 bin kişi varken, neredeyse kesinlikle uyulamayacak gibi.

Washington’ın eğer bütün bu rezil durumda müttefikleri nezdinde kalan birazcık itibarını kurtarmak istiyorsa, bu insanları güvene kavuşturması gerekiyor. Ancak Taliban’ın, örneğin Gani yönetiminin arkasında bıraktığı ama şimdi ABD hazinesi tarafından dondurulan 9 milyar dolarlık döviz rezervi ya da diplomatik olarak tanınma gibi değerli bir şey için sıkı pazarlık yapmadan bütün bu insanların serbestçe gitmesine izin verip vermeyeceği belli değil. Ya da Taliban belki daha büyük bir şeyin peşindedir.

ABD’deki bazı uzmanlar şimdiden Kabil’deki durumu, 50 kadar Amerikalı diplomatın İranlı devrimciler tarafından rehin alındığı 1979’daki ABD ile İran arasındaki uzun gerginlik durumu olan “Tahran anı” ile karşılaştırmaya başladı. 8 deniz piyadesinin canına mal olan çölde biten başarısız, aşağılayıcı kurtarma girişiminden sonra İran rehine krizi 444 gün sürdü ve büyük ölçüde Jimmy Carter’ın yeniden seçilme umutlarını yıktı.

Biden için şimdi en büyük kâbus Amerikan askerlerinin üslendiği “havaalanı kalesinin” yavaş yavaş başka bir, 1948’de Sovyetler tarafından kuşatıldıktan sonra ancak yüzbinlerce havadan yardım uçuşu sayesinde ayakta kalan Batı Berlin’e dönüşmesini görmek. Kabil Havaalanı’nda konuşlanan 6 bin askeri haftalarca, belki bir yıldan fazla orada tutmak Biden’ın ulusal güvenlik ekibi için korkunç bir senaryo. 

WASHINGTON’DAKİ SERTLİK YANLISI MÜDAHALECİ SİYASETÇİLER BIDEN’A ÇOK KIZGINLAR

Eğer Taliban’ın kurduğu kontrol noktalarında iş birliği görmezlerse kısılıp kalmış Amerikalıları nasıl havaalanına taşıyacaklar? İnsanları aile kısılmışlıktan kurtarmak için küçük kurtarma timleri mi gönderecekler? Gelen haberlere göre, İngiliz özel kuvvetleri böyle yapıyor. Eğer ateş açılırsa ne olacak? Black Hawk helikopterlerini hava desteği için çağıracaklar mı? O zaman durum Somali’de 1993’deki korkunç Mogadişu sokak savaşlarına mı dönüşecek? Bütün bunlar Dışişleri Bakanlığı ve Pentagon sözcülerinin yanıtlamadığı ve kaçınmak için büyük çaba gösterdikleri kâbus gibi sorular.

Amerika’ya dönersek, Biden’ın Cumhuriyetçi rakipleri hınç ve öfkeli hareket ediyor. Fox News, 7 gün 24 saat olumsuz yayın yapıyor. Sean Hannity’nin cuma günkü Show programında bazıları Biden’ın istifasını istedi ve hatta 25 Ek Madde’nin kullanılması ihtimalini gündeme getirdi. Bazı Cumhuriyetçi senatörler ve temsilciler meclisi üyeleri bozgunu araştırmak için oturumlar düzenlenmesini planlıyor. Şimdiye kadarki siyasi maliyet o kadar büyük ki, daha şimdiden Biden’ın halk desteğini büyük ölçüde azalttı.

Nihayetinde, Washington Taliban’la müzakere yapmaktan başka fazla seçeneğe sahip değil. Ülkede ve ülke dışında önden ve arkadan darbe alma ihtimali karşısındayken, elinde fazla kart yok. Biden’ın müzakere ekibi tarafından Doha’da Amerikan ulusal çıkarlarının ne kadarından vazgeçileceğini tanrı bilir. Bu nedenle Washington’daki sertlik yanlısı müdahaleci siyasetçiler Biden’a çok kızgınlar.

Ama bu aynı zamanda iyi bir ders. Görünüşte, Afgan bozgunu istihbarat başarısızlıkları ve Pentagon’daki bürokratik becerisizlik yüzünden asıl olarak kötü planlanmış, korkunç bir şekilde uygulanan bir askeri geri çekilme neden olmuş gibi. Fakat işin derininde, bu bozgun ABD’nin bugünün dünyasında ne kadar egemen bir rol oynayabileceği ve Washington’daki dış politika kurumunun bu rolü Amerikan kamuoyuna ne kadar satabileceği ile ilgili temel sorulara neden oluyor. Amerika’nın Taiwan sorunu ile ilgili siyasi tartışmalarına sıra gelince bunlar özellikle önemli sorular.