China Daily / Stephen S. Roach

Amerika Birleşik Devletleri’ni n(ABD) ve Çinli diplomatların, dört yıl yükselen gerilimden sonra Çin-ABD ilişkilerini yeniden düzenlemek amacıyla ABD’nin Alaska eyaletinin Anchorage kentinde yakında bir araya geldiklerinde soğuk olan sadece hava değildi. Maalesef, taraflar arasındaki görüşme taze bir başlangıç yapmaktan ziyade daha çok Soğuk Savaş dönemini hatırlattı. Çok geç olmadan bir şeylerin hızla değişmesi gerekiyor.

ABD’nin Çin karşıtı düşüncesinde iki partili siyasi zemin tuzağına düşen ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Biden’in selefinin görmezden geldiği insan hakları ve jeopolitik kaygıları artırarak, ticaret ve teknoloji çatışmasında el yükselterek önceki yönetimin belirlediği yolda ilerliyor gibi görünüyor. Medyanın görüşüne göre, Anchorage kentindeki toplantının açılışında gerilimi azaltmak için fark edilebilir bir yol olmaksızın suçlamalar ve karşı suçlamalar vardı.

Her iki taraf için daha iyi bir yol, ABD-Çin ilişkilerini uzun süredir kilitleyen ekonomi ve ticaret gibi konuların temeline dönmek olabilirdi. Bu diğer önemli konuları göz ardı etmek anlamına gelmiyor. Gündemi genişletmeden önce ortak zemini ve karşılıklı güveni yeniden inşa etmek demek oluyor. Biden yönetiminin, kavgacı yaklaşımını yeniden düşünmesi gereken yer burasıdır. Ekonomi ve ticaret konusunda, Biden tarafı eski ABD Başkanı Donald Trump dönemine atıfta bulunduğundan, “eski adamlar” tarafından görüşülen ticaret anlaşmasının “birinci aşaması” ile sınırlandırıldı. Ve burası değişim için en büyük desteğin olduğu yer.

TİCARET AÇIĞI ABD’NİN KENDİ ÜRETTİĞİ DERİN SORUNLARIN SONUCU

Evet Amerikan halkı birinci aşama yaklaşımından yana görünüyor. Pew Araştırma Merkezi’nin şubat ayında yaptığı son araştırma, birçok insanın güçlü ikili ilişkiler kurmaktan ziyade Çin ile ticarette daha sert olmakla ilgilenmesiyle, gümrük tarifelerinin uygulanmasının sürmesine olan geniş çaplı desteğin olduğunu ortaya serdi. Son dört yıldır birçok sıkıntının kaynağı olarak Çin’in üzerine acımasız biçimde odaklanılmasıyla ABD şimdi popüler duyarlılık konusunda sağlam bir kavrayışa sahip bulunuyor. Ancak bu Amerikan halkının görüşünün doğru olduğu anlamına gelmiyor. Ticaret anlaşmasının birinci aşaması, 2020 yılında 96 ülkeyle çok taraflı ticaret açığı için ikili bir ayarlama sunması nedeniyle başından itibaren kusurluydu. Bu yüzden anlaşma asla yerine getirilemedi. Bu anlaşma, ABD ticaret açığını düşürmedi ve Amerikalı şirketler ile tüketicilere yeni maliyetler yüklenmesine yol açtı.

ABD’nin ticaret açığı, 30 yıl önce Japonya’dan kaynaklanmadığı gibi, bugün de Çin’den kaynaklanmıyor. Her zamanki gibi, her iki vakada da ABD ticaret açığının büyük bölümünün izi, o zaman ABD’nin en büyük ticaret ortağı Japonya’ya uzanabileceği gibi, şimdi Çin’e uzanabilir. Fakat bu yoğunlaşma, adil olmayan ticaret uygulamalarından ziyade karşılaştırmalı üstünlüğün (satın alınan malların yurt içi yerine yurt dışında daha ucuza yapılabilmesi) ve tedarik zinciri verimliliklerinin (diğer ülkelerde üretilen parçaların ve bileşenlerin montajı) bir yansımasıdır.

Ancak yıllar boyunca yazdığım ve bıktıracak derecede bahsettiğim gibi, ticaret açığı, ABD’nin kendi ürettiği derin sorunların sonucudur; yetersiz yurt içi tasarruflar. ABD’nin net tasarruf oranı -işletmelerin, hanehalklarının ve hükümet sektörünün birikmiş amortisman düzeltmesine göre tasarruflarının en geniş ölçüsü- on yılda ilk kez (ve kayıtlara göre sadece ikinci kez) negatif bölgede bulunuyor. Mevcut son veriler, net tasarruf oranının, 2020 yılının ikinci ve üçüncü çeyreğinde milli gelirin ortalama yüzde 0,8’i olduğunu gösteriyor. Ve büyük federal bütçe açıkları ışığında, ulusal tasarruflar daha da gerileyebilir.

Yurt içi tasarruflardan mahrum olan ABD, yatırım yapmak ve büyümek için yurt dışından borçlanıyor. Bu da geçen yılın ikinci ve üçüncü çeyreğinde Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) ortalama yüzde 3,3’ü olan ve 2008 yılının sonundan bu yana en büyük olan ödemeler dengesi açıklarının sürmesine sebep oluyor. Amerikalılar yabancı sermaye karşılığında dışarıdan mal satın alıyor. Ödemeler dengesi açığı, sözde Çin sorunu değil, ABD’nin toplam ticaret açığının makroekonomik kaynağıdır.

ODAK NOKTASI DEĞİŞTİRİLMELİ

Ticaret anlaşmasının birinci aşaması bir makro sorunu en ufak ayrıntıya kadar kontrol etmek için bir siyasi çabadır. Çin ile olan karşılıklı ticaret açığını daraltmaya çalışsa bile, yurt içi tasarruflar açığının devamlılığı, ABD ticaret açığının diğer yabancı üreticilere yöneltileceğini kastediyor ki, tam olarak olan da bu zaten. Dahası bu ticaretin yön değiştirmesi, Amerikan şirketleri ve tüketiciler üzerindeki yüksek verginin işlevsel bedeli yüksek maliyetli yabancı üreticilere gitti.

Bunların hiçbiri Biden yönetiminin beyaz bayrağı sallaması ve Çin’e teslim olması anlamına gelmiyor. Ancak odak noktasını değiştirmesi ve anlaşmanın birinci aşamasının işlemeyen ikili çerçevesini ve onu destekleyen gümrük tarifelerinden vazgeçmesi gerekiyor.  Bunun yerine gerekli olan şey fikri mülkiyet hakları, yenilik politikası, zorla teknoloji transferi, siber güvenlik ve devlete ait şirketlere destek verilmesi gibi çok daha ciddi meseleleri ele alacak sağlam yapısal bir gündemdir. Bunu başarmanın yanı sıra yapısal sorunların gerçekliğini incelemenin en iyi yolu karşılıklı yatırım anlaşmasıdır. 2017 yılından önce aktif olarak görüşülen bir ABD-Çin ikili yatırım anlaşması, yapısal gerilimleri çözmek için bir çerçeve sağlarken, büyüyen piyasa erişimi yoluyla her iki ekonomide de büyümeyi teşvik edecektir.

Birçok Amerikalıyı, Çin’in varoluşsal bir tehdit yarattığına dair ikna eden dört yıllık zehirli söylem sayesinde bunlar ABD’de popüler düşünceler değil. Maalesef, ABD’nin yıpratıcı suçlama ve mağduriyet siyaseti diğerleri tarafından kötü muamele gördüğü suçlamaları için verimli bir zemin oluşturuyor. Ancak, birçok önemli alanda bu tür güçlü bir başlangıç yapan yeni ABD yönetimi tarafından özellikle doğru ve yerinde bir yaklaşımın zamanı geldi.

Çin, ABD için zorlu bir iş, ama aynı zamanda bir fırsattır. Ne yazık ki Biden, selefi tarafından bir çıkmaza sokuldu. Son dört yılın başarısız yaklaşımına son vermek için siyasi cesaret, akıl ve yaratıcılık gerekecektir. ABD-Çin ilişkisi daha azını yapmayacak kadar çok önemlidir.