Global Times / Wu Xinbo

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden göreve geleli iki aydan fazla oldu. Biden’ın Çin politikasının tonu temel olarak açığa çıktı; Çin’i “en ciddi rakip” olarak görme, birçok alanda Çin’le rekabeti öne çıkarırken aynı zamanda gerekli iş birliği ve mücadeleyi de dikkate alma. Ancak, Biden’ın Çin politikasının özel çerçevesi, öncelikleri ve yol haritası halen belirsiz ve bunlar asıl olarak üç düzeyde mücadeleye dayanıyor.

İlk olarak, Çin ile ABD arasındaki mücadele. Biden’ın Çin politikasının beklenen hedefleri gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceği büyük oranda Çin’e bağlı. Biden iktidara geldikten sonra ilk olarak Çin politikasının temel tonunu kamuoyuna açıkladı ve ondan sonra ABD’nin Çin’e karşı tutumunun gücünü, müttefikleri ve ortakları arasındaki koordinasyonu güçlendirerek gösterdi. Ardından, Alaska görüşmesi yoluyla Çin’in temel tutumunu öğrendi ve ardından yönetiminin iç değerlendirmelerine dayanarak özel Çin politikaları belirleyecek.

Çin tarafı Alaska toplantıları sırasında tutumunu açıkça belirtse de ABD tarafının bunu doğru biçimde yorumlayıp yorumlayamayacağı ve Washington’ın bunu Çin politikasını belirlerken ne kadar dikkate alıp almayacağı belli değil. Önceki Çin-ABD ilişkilerine bakarak, ABD’nin Çin’in tutumunu, endişe verici biçimde, seçici olarak yorumlama ya da hatta Çin’in tutumunu kendi çıkarına çarpıtma ihtimali var. Her durumda, Çin ABD’nin Çin politikasını onunla daha fazla etkileşime girerek şekillendirmeye hazırlıklı olmalı. Etkileşim süreci zor olacak. Bu cesaret, erdem ve beceri gerektiriyor.

İkincisi, ABD’nin ülke içi mücadelesi. Biden yönetiminin Çin politikasını belirlemede ülke içi koordinasyon hayati önemi sahip. Biden sadece ekibi içindeki farklı görüşleri dinleyip, Demokrat Parti içindeki farklı talepleri dikkate almıyor, aynı zamanda Cumhuriyetçi Parti’nin baskılarına da karşı koyması gerekiyor.

ABD İŞ ÇEVRELERİ ÇİN PAZARINDAN YARARLANMAYI UMUYOR

Biden’ın Çin politikası asıl olarak dört büyük grup tarafından şekillendiriliyor. İlk grubun Çin’e karşı ideolojik ön yargıları var ve sözüm ona demokrasi, insan hakları ve özgürlük adına Çin’e baskı yapıyor. İkinci grup, Çin’in artan gücüne odaklanıyor ve Çin ile askeri ve jeopolitik bir yarış başlatmak istiyor. Üçüncü grup iş çevreleri, Çin pazarına derin biçimde girmeyi umuyor. Dördüncü grup ise küresel yönetişimi desteklemek ve mevcut uluslararası sistemi sürdürmek için Çin’le iş birliğini savunuyor.

Sırasıyla ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin tarafından temsil edilen ilk ve ikinci grup şu anda ABD’nin Çin politikasına egemen gibi görünüyor. Fakat Biden’ın öncelikleri Covid-19 mücadelesi, ekonomik toparlanma ve iklim değişikliği. Blinken ve Austin’in savunduğu Çin gündemi Biden’ın önceliklerine hizmet edemez ve hatta Biden’ın önceliklerinin yerine getirilmesine yardım edebilecek Çin-ABD iş birliğini engelleyebilir.

ABD iş çevreleri eski baştan Donald Trump’ın Çin’e karşı gümrük ve teknoloji savaşlarından çok zarar gördü. Bu çevreler şimdi güçlü ve açık Çin pazarından yararlanmayı umuyor. Ancak Biden yönetimi Trump’ın Çin’e koyduğu gümrükleri kaldırıp kaldırmama konusunda karar vermedi, aksine bunları Çin’e karşı bir pazarlık unsuru olarak görüyor. Biden hatta Çin’e karşı teknolojik kısıtlamaları güçlendirmek için ek önlemler alıyor. ABD iş çevreleri bu durum devam ederse hayal kırıklığına uğrayabilirler ve bu çevrelerin Biden yönetimi nezdinde nasıl lobi yapacaklarını göreceğiz.

ABD’nin üçüncü mücadele düzeyi müttefikleri ile mücadelesi. Çin’le ilgili konularda müttefiklerle koordinasyonu güçlendirmek Biden’ın dış politikasının önemli bir özelliği.

NATO ve QUAD, ABD’nin sırasıyla Avrupa ve Asya’daki kaldıraçları. Washington müttefiklerinin desteğini almak için asıl olarak oynayabileceği üç karta sahip. ABD’nin müttefiklerinin Çin’e baskı yapmak için Hong Kong ve Xinjiang sorunlarında kendisini takip etmesine, Çin’in sözde askeri tehdidin propagandasını yapmaya ve Çin’e bağlı olmayan bir tedarik zinciri oluşturmak için müttefiklerini bağlamaya ihtiyacı var.

Ama sorun, müttefiklerinin ABD’yi ne kadar izleyebileceği? Birçok ABD müttefiki Xinjiang konusunda Çin’e karşı yaptırımlar sopasına yapışsa da bu değerler savaşı için Çin’le ilişkilerini feda edecekler mi? Açıkça hayır. Ve Güney Çin Denizi ve Taiwan konularında bazı ABD müttefikleri ABD’nin ilgili hareketleri ile koordinasyon içinde kendi askeri gemilerini ya da uçaklarını gönderebilirler ya da hatta Avrupa Birliği (AB) ile askeri tatbikatlar yapabilirler, bunların kaçı bunun için Çin’le savaşa girmeye hazır? Ekonomik ve teknolojik alanlarda ise ABD müttefikleri için Çin’le ekonomik ilişkilerden elde ettikleri devasa faydalardan vazgeçmek gerçekçi olmayacaktır.

ABD, Çin’in değiştiğini, kendisinin de değiştiğini ve dünyanın da değiştiğini anlamalı. Eğer ABD seçkinleri kibirli anlayışlarını terk edip değişen dünyaya uymazlarsa, akıllı bir Çin politikası oluşturamazlar. Geçen birkaç ABD yönetimi arkasında birçok ders bıraktı. Bu dersler mevcut ABD politika belirleyicilerini daha akıllı yapacak mı? Bekleyip görelim.