CGTN / Bobby M. Tuazon

Başkanlığının başlangıcında Joe Biden, selefinin “Önce Amerika” politikası tarafından etkisinin azaltıldığını söylediği Amerika’nın ittifaklarını yeniden inşa etme sözü verdi. Çin’i hedef alan Biden; ittifak sistemini, kurallara ve insan haklarına dayalı uluslararası bir sistemi destekleyen “demokrasilerin birleşik cephesi” olarak yeniden tanımladı. Bu birleşik cephe stratejisi, şimdi Amerika’nın Çin’deki askeri kuşatmasını genişletmek açısından stratejik bir bölge olan Asya-Pasifik’teki desteğini düzenlemeye çalıştığı Biden’ın yeni “Asya’ya Yöneliş” stratejisine şekilleniyor.

Küresel olarak konuşursak bugün Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) kapsayıcı hedefinin Çin’in ekonomik, ticari ve teknolojik gücünü dizginlemek ve mevcut süper gücün dünyadaki hegemonyasını sürdürmesine izin vermek olduğu açıkça ortaya çıktı. ABD’nin Ulusal Güvenlik Konseyi Hint-Pasifik İşleri Koordinatörü Kurt Campbell’ın dediği gibi ABD’nin karşı karşıya olduğu asıl zorluk, “Çin sorunu”nu ele almak için “Avrupa ve bölgesel enstrümanları” birleştirmek.

ASEAN ÜLKELERİNİN ÇOĞU AUKUS KONUSUNDA KAMUOYUNU UYARDI

Güneydoğu Asya’da Biden’ın yeni stratejisi, üst düzey ABD yetkililerinin bazı ASEAN ülkelerindeki meslektaşlarıyla görüşmesiyle bir dizi iletişimi başlattı. Bu diplomatik manevra, Filipinler dışında duvara toslamış görünüyor. Nisan ayında bir telefon görüşmesinde ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Filipinler Dışişleri Bakanı Teodoro Locsin Jr., Güney Çin Denizi’ndeki Çin deniz milis gemileriyle ilgili endişelerini dile getirerek Beijing’i 2016 yılındaki Manila’nın lehine olan tahkim kararına uymaya çağırdı. Temmuz ayında ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in ziyaretinin ardından Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, ABD ile Misafir Kuvvetler Anlaşması’nı restore etti. Duterte’nin daha önce sona erdirmekle tehdit ettiği Misafir Kuvvetler Anlaşması’nın restorasyonu, Filipin silahlı kuvvetlerinin üst düzey komutanlarının ABD ile on yıllardır devam eden ve halen Çin’e karşı caydırıcı bir unsur olduğuna inandıkları ittifaka taraf olmalarının zaferinin sinyalini verdi. Aslında Filipinler’in resmi duruşu, ABD ile daha derin bir askeri iş birliğinin onaylanmasıdır. Bu onaylanan iş birliğine yıllardır Çin üzerinde kışkırtıcı eylemler oluşturan Güney Çin Denizi’ndeki Seyrüsefer Özgürlüğü Operasyonları da dâhildir.

Ancak Biden yönetiminin Filipinler’deki başarısı, diğer ASEAN ülkeleri söz konusu olduğunda bir çıkmaza girdi. ABD Başkan Yardımcısı Kamara Harris’in ağustos ayında ziyaret ettiği iki ASEAN ülkesi Singapur ve Vietnam, Amerika’nın Çin’e karşı stratejik güvenlik hedeflerine bağlı kalmaya devam ediyor. Beijing, iki ülkenin de en büyük ticaret ortağı. Singapur hem ABD hem de Çin ile dengede duruyor. Vietnam, taraflar arası yakın dayanışma bağlarını korurken deniz anlaşmazlıklarını çözmek için Çin ile ikili görüşmelerde bulunuyor. Tayland’ın Çin ile özellikle ticaret, yatırım ve altyapı geliştirme alanlarındaki faydalı ilişkileri; onu Washington’ın Çin’e yönelik düşmanca politikasına kulak vermekten alıkoyuyor. ASEAN’ın fiili lideri olan Endonezya, Tayland’ınkine benzer endişelere sahip. Beijing ile iş birliği içinde altyapı projelerinin tamamlanması ve pandemi de dahil olmak üzere yerel önceliklere odaklanıyor. Biden’ın ASEAN’ı Çin’e karşı kendi tarafına çekme girişimi başarısızlığa mahkumdur. Çin sadece bölgenin en büyük ticaret ortağı değil. Aynı zamanda ABD’nin ekonomik geleceği de Asya devi ile uyumlu bir ilişkilerine bağlı.

YENİ DELHİ YETKİLİLERİNE TARAFSIZ DIŞ POLİTİKALARI HATIRLATILIYOR

ASEAN ülkeleri, geleceklerini barış ve tarafsızlık ortamına bağladıkları için iki büyük güç arasındaki herhangi bir kavgaya sürüklenmeyi yıllarca reddettiler. Bu noktayı vurgulamak için 1995 yılında ASEAN, üye ülkelerin nükleer silahları bölgenin dışında tutmayı taahhüt ettiği Güneydoğu Asya Nükleer Silahlardan Arındırılmış Bölge Antlaşması’nı imzaladı. Anlaşma Çin tarafından desteklendi. Aslında ABD değil de bölgesel örgüt, Asya’nın bir parçası olmayan mevcut süper gücün istikrarsızlaştırıcı baskılarını savuşturarak Güneydoğu Asya’da istikrarı sağlıyor. Bu rolü sürdüren ASEAN, Güney Çin Denizi’nde Mesleki Ahlak Kuralları için Çin ile görüşmelerini sürdürüyor. Her iki taraf da müzakerelerin ASEAN üyesi olmayan bir ülkenin müdahalesi olmadan devam etmesi konusunda anlaştı.

ASEAN’ın ABD’nin kumar diplomasisini reddetmesi; Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD arasında yeni bir üçlü askeri ittifak olan AUKUS’un yakın zamanda oluşumuna ve ABD’nin Avustralya, Hindistan ve Japonya ile Dörtlü Güvenlik Diyaloğunun (QUAD) yeniden etkinleştirilmesine gelen tepkilerinden daha açıklayıcı olamaz. Bu ay Hint-Pasifik AUKUS anlaşması, Kraliyet Avustralya Donanmasını milyarlarca dolar değerinde nükleer enerjili denizaltılarla donatmak için bir silah anlaşması yaptı. Endonezya ve Malezya’nın başını çektiği ASEAN ülkelerinin çoğu, AUKUS’un istikrarsızlaştırıcı etkisi ve silahlanma yarışı tehdidi konusunda kamuoyunu uyardı.

Etkili eski Malezya Başbakanı Mahathir Mohamad, Avustralya’yı azarladı: “Tehdidi arttırdınız. Bu hareket, Çin’den bir yanıt alacaktır.” Kuala Lumpur derhal konuyu görüşmek üzere Çin’e bakanlık düzeyinde bir delegasyon göndereceğini duyurdu.

Ev sahipliği yaptığı QUAD zirvesinde Biden, Güney Çin Denizi’nde “özgür ve açık bir Hint-Pasifik” ve açık navigasyon sözlerinin yanı sıra “Çin askeri genişlemesine” son verileceğini savundu. ABD yıllardır Hindistan’ı Hint-Pasifik’te aktif bir rol oynamaya ikna ediyor, ancak Hindistan’ın ABD’nin tehlikeli yörüngesine kaymaması için Yeni Delhi yetkililerine tarafsız dış politikaları hatırlatılıyor. Shanghai İş Birliği Örgütü ve BRICS’in önemli bir üyesi olarak Hindistan; Rusya ve İran ile aktif görüşmelerde bulunuyor ve önümüzdeki aylarda ABD’yi kızdırabilecek 5,4 milyar dolar değerinde Rus karadan-havaya füzeleri alması bekleniyor. Tüm bu talihsizliklerle birlikte Biden’ın “Asya’ya Yöneliş” ve Çin’e karşı sınırlama stratejisi çıkmaza girmiş görünüyor.