CGTN / Bobby Naderi

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Küba’daki protestolara “destek” veren bir açıklama yaptı. Biden’ın ikiyüzlü ve gülünç söylemi, binlerce Kübalının hafta sonu şiddetli ekonomik kriz ve salgınla baş etme konusundaki öfkesini ifade etmek için sokaklara çıkmasından sonra geldi. 

Biden, ABD’nin Küba halkıyla “dayanışma” içinde olduğunu iddia ederken, yönetimi, salgının ortasında hayati öneme sahip döviz havalelerini kısıtlamayı kapsayan, ayrıca sıradan Kübalıları hedef alan ticari ambargoların sona erdirilmesine dair uluslararası çağrılara rağmen, onlarca yıldır süren ticari ambargoları uygulamaya devam ediyor. 

Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın Küba ile ilişkileri normalleştirmek için nasıl bazı adımlar attığını hepimiz hatırlıyoruz, ancak ambargo tam olarak kaldırılmadığı için eski ABD Başkanı Donald Trump önlemleri tersine çevirmeyi başardı. Bir aday olarak Biden Küba ile ilişkileri yenilemeyi ve yaptırımları etkisiz hale getirmeyi vaat etti. Ancak şimdiye kadar, gıda ve ilaç kıtlığına ve ekonomik krize katkıda bulunan yasa dışı yaptırımların tamamı hala uygulanmaktadır. 

Yaptırımlar sadece Küba hükümetiyle ilgili değil. Aksine, ambargo kesinlikle herhangi bir hükümet yetkilisinden ziyade masum Kübalılara zarar veriyor. Ambargolar, insanların düzene destek vermeye devam etmekten vazgeçirmek, küresel salgın arasında Küba’nın diğer ülkelerle büyük ekonomik ve güvenlik iş birliğini durdurmak ve ülke içindeki vekilleri destekleyerek rejimin işleyişini etkilemek için tasarlandı. 

Bu amaçla, ABD yaptırımları, insani maliyetleri genellikle gerçekten korkunç olsa bile Küba politikasını yürütmenin bir cezai yolu haline geldi. Bu yaptırımlar gıda ve ilaç kıtlığını da kapsıyor, bunun için uluslararası toplum anlamsız ve haksız önlemleri en sert şekilde kınıyor. Bu sert önlemlerin Küba’nın sözde insan hakları ihlalleri ve ABD emperyalizmini reddetmesiyle hiçbir ilgisi yok. Bu durum, açgözlü ABD şirketlerinin Küba’nın İspanya’dan bağımsızlık savaşının geride bıraktığı yıkımdan faydalandığı, toprak satın aldığı ve adanın kârlı şeker endüstrisinin çoğunu ele geçirdiği tarihin bir parçasıdır. Fidel Castro, ABD’nin desteklediği diktatör Fulgencio Batista’yı devirme planlarıyla sahneye çıktı ve başarılı oldu, çünkü Amerikan sömürüsünün ve emperyalizmin korkunç tarihi sosyalist devrimin popüler hale gelmesine yardımcı oldu. 

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ABD’YE AMBARGOYU KALDIRMASI ÇAĞRISINDA BULUNDU

Hikâye, devam eden ambargonun arkasındakilerin gerçekte kim olduğu hakkında size birçok şey söylüyor. Onların yasa dışı önlemleri, böyle belirgin bir sivil ıstırap yaratma olasılığına sahiptir. ABD Kongresi’ndeki dış politika kurumu, Küba’da potansiyel sosyal ayaklanma yaratmaktan asla çekinmiyor ve tüm bunlar Biden’ın başkanlığı ve cahil ekibinin etkisi altında. Onlar ambargoyu yürürlükte tutabilirler, ancak Küba halkının aynı fikirde olacağını varsaymakta yanılıyorlar. Uluslararası olarak tecrit etmeyi de gizleyemezler.

Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel’in savunduğu gibi, ülkedeki mevcut gösterilerin arkasında ABD yaptırımları ve müdahaleleri bulunmaktadır. Aynı sebeple, Küba’nın, devam eden ABD düşmanlıkları ortasında ekonomik durgunluk ve salgından çıkması gerekiyor. Ambargo rejimi ülkenin ABD’ye ihracatına bağımlılığını azaltmaya zorladı. Aynı şekilde, Biden yönetiminin Küba’ya ambargo uygulama kararının sadece, ABD’yi uluslararası alanda daha fazla tecrit edeceğine açıklık getirdi. 

Bu küreselleşme ve çok taraflılık döneminde, ABD hükümetinin, uluslararası yasaların temel kurallarının ötesinde Küba’ya karşı yaptırımları kullanma hakkı yoktur. Salgın sırasında ambargoyu silah olarak kullanmak suçtur. Bu, yasal gerekçesi ve uluslararası desteği olmayan zarar verici çabaların, Küba ve ülkenin salgına karşı mücadelesinde ciddi etkileri olabilir. Fakat uluslararası kamuoyunun ABD hakkındaki düşüncesi üzerinde çok daha fazla etkiye sahip oldu. 

Ambargo, Biden ve ekibine stratejik avantaj sağlamada daha fazla tatmin edici olmayacak. Herhangi bir güç uygulamasında olduğu gibi, Küba’ya karşı ambargoyu kullanmaya devam etmek büyük ölçüde başarısız olacaktır. Bunun sebebi, Küba’nın onlarca yıldır orada olması ve ABD hükümeti için küresel kınama gerektirmesidir. Birleşmiş Milletler (BM) ezici bir üstünlükle ABD’ye ambargoyu kaldırması çağrısında bulundu.

Bilakis, Küba hükümeti, insanlar arasında hâlâ önemli bir destek tabanına sahip bir halk devrimi yoluyla iktidara geldi. Kötü niyetli ambargo rejiminin ve insan hakları konusundaki temelsiz suçlamaların gerisindeki gerçek sebepleri anlamak, Amerikan emperyalistlerinin Küba ile ticari ilişkileri normalleştirmeyi niçin reddettiğini ve onların, Küba’ya niçin egemen bir devlet olarak davranmadıklarını daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Onlar, yaptırımlar ile ideolojinin ve tek taraflılığın kör edici gücüne düşkün oldukları için Havana’ya karşı ekonomik savaşı durdurmazlar.