CGTN / Andy Mok

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) yarı iletken yaptırımları, küresel ekonomiyi güçlendirmede merkezi rol oynayan ve dünya dijitalleşme seyahatini sürdürürken daha büyük katkı yapacak endüstrideki ABD liderliğini devam ettirmeyi güvenceye almayı hedefliyordu. Ancak bu yaptırımlar sadece dünya çapında birçok sektörde beklenmedik ve yaygın ikincil zarara yol açmıyor, aynı zamanda Amerikan yarı iletken endüstrisinin konumunu güçlendirmek yerine ona zarar veriyor. 

Planlandığı gibi, Amerikan yaptırımları Çin teknoloji şirketlerinin gelişmesini ve yükselmesini sekteye uğratma hedefine ulaştı. Fakat bu önlemler ABD’de Çin’e karşı şahin tavır izleyenlerin beklemediği şekilde bütün dünyada ekonomik faaliyette kesintiye yol açtı. 

Aslında ve dikkat çekecek şekilde, tüketici elektroniğinden otomobillere ve klimalara kadar yaklaşık 170 sektör yarı iletken kıtlığından olumsuz şekilde etkilendi. Goldman Sachs’ın yaptığı bir araştırmaya göre, yarı iletken kıtlığını, kısmen bu yaptırımlar öncesinde panik satın alımları ve stoklamanın yanı sıra Covid-19 salgını sırasında tüketici elektroniği, otomobiller ve diğer ürünlere yönelik tüketici talebindeki şaşırtıcı yükselişler hızlandırdı. 

Her sağlam politika kararı, arzulanan stratejik sonucu mümkün olan en düşük maliyetle sağlamak için en büyük faydayı ortaya çıkaran bir eylem planını seçmeyi gerektirir. Bu yaptırımların, ikincil ekonomik zararını da kapsayan maliyetleri yüksek oldu ve hala da yükselmeyi sürdürüyor.

Örneğin, otomotiv sektöründe Almanya, ABD ve başka yerlerdeki fabrikaların üretimine ara vermesi sektöre milyarlarca dolara mal oluyor, on binlerce iş gücünü ve kırılgan ekonomik toparlanmayı riske atıyor. Ancak Çin’in yükselişini yavaşlatma ve hayati öneme sahip yarı iletken sektöründe ABD’nin üstünlüğünü sağlama hedefine ulaşılırsa, o zaman belki bu bir politika kazancı olarak addedilebilir. 

YAPTIRIMLAR DÜNYA ÇAPINDA BİRÇOK SEKTÖRDE İKİNCİL ZARARA YOL AÇIYOR

Bununla birlikte, Çin’in ABD yaptırımlarına yanıtı, bu politikanın gerçekte ABD’nin yarı iletken sektöründeki genel konumunu zayıflatacak gibi görünüyor. Ve bu yaptırımlar sürerse bu ABD’nin teknolojideki liderliğini tamamen kaybetmesiyle sonuçlanabilir.

Nedenini anlamak için, yarı iletken sektöründe hem araştırma ve geliştirme hem de sermaye harcamalarında olağanüstü seviyelerde yatırım gerektirmesi bakımından benzersiz olduğunu değerlendirmek gerekiyor. Örneğin, Amerika Yarı İletken Endüstrisi’ne göre, sektörde 2019 yılında Ar-Ge’ye 90 milyar dolar ve sermaye harcamalarına 110 milyar dolar yatırım yapıldı, bu da 419 milyar dolar olan küresel satışların yaklaşık yarısı demek.

Yarı iletken değer zincirinde üç önemli bölüm vardır; tasarım, ön uç imalat veya yonga plakası üretimi ve arka uç imalat veya montaj, ambalaj ve test. Çin geleneksel olarak arka uç imalatta güçlüyken, ABD elektronik tasarım otomasyonu (EDA), ekipman ve araçlar ve malzemeler gibi tasarım ve ön uç imalatı destekleyen alanlarda öncülük ediyor. ABD, Amerikalıların piyasa liderleri olmadığı yerlerde, Çin, Japonya ve Hollanda gibi ülkelerde şirketlerin iş kararlarını belirleme becerisine sahip.

ABD, yarı iletken değer zincirinin önemli bölümlerine erişimi etkili hale getirerek, Çin’i, Applied Materials, Cadence, Lam Research ve Synopsys gibi tercih edilen Amerikalı satıcıların yanı sıra Advanced Semiconductor Material Lithography (ASML) gibi Hollandalı şirket ve Canon ile Tokyo Electron gibi Japon şirketlerine alternatiflerin geliştirilmesini öncelikli hale getirmeye zorladı. 

Çin’in büyük ölçekli, iyi bütünleşmiş ve teknolojik olarak zorlu projeleri başarılı biçimde geliştirme sicili dikkate alındığında, yerleşik oyunculara rekabetçi alternatifler geliştirmede muhtemelen önemli ilerlemeler sağlayacak gibi görünüyor. Ar-Ge ve sermaye harcamalarındaki olağanüstü yatırım seviyeleri nedeniyle, ölçek teknolojik ve ticari olarak gelişebilmek için hayati önem taşıyor. Ayrıca batık maliyetlerin mutlak büyüklüğü yüzünden, çıkış engelleri de yüksektir. Sektöre yeni girenler ürkütücü engellerin üstesinden gelebilirlerse, piyasada var olanlar üzerindeki etkisi yıkıcı olabilir ve Amerikan şirketleri, kârlılık, toplam piyasa değeri ve teknoloji liderliğindeki kayıpların yükünü üstlenecekler. 

Huawei Yönetim Kurulu Başkanı Eric Xu, kısa süre önce düzenlenen Huawei Küresel Analiz Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, yarı iletken sektörünün, her bölgenin kendi gücüne dayalı olarak katkıda bulunduğu son derece uzmanlaşmış ve küresel olarak dağıtılmış tedarik zincirinden faydalandığını söyledi. Amerikan şirketleri sektörün öncüsü ve lideri olsa bile, Amerikan siyasetinin aldığı son kararlar, bu tedarik zincirini etkili hale getirerek, bu liderliği ve belki de Amerikan refahını ve güvenliğini riske atıyor.

Özellikle Çin hükümeti, yonga imalatını geliştirmek için gelecek altı yılda 1,4 trilyon doların üzerinde yatırım yapmayı planlıyor. Ayrıca bu yaptırımlar Çinli yonga üreticilerini, gelişmiş yonga üretimi teknolojilerinde yeterliliği geliştirmede önem arz eden 28-nanometre yongaların üretimini hızlandırmasını teşvik etti. Dahası, Çinli şirketler 14-nanometre yonga setleri için siparişlerini, piyasa lideri Taiwan şirketi Semiconductor Manufacturing Company Limited’den (TSMC), Çin’in önde gelen yarı iletken şirketi Semiconductor Manufacturing International Corporation’a (SMIC) değiştirmeye başladılar. SMIC ayrıca kitlesel üretimine ekim ayında başlaması beklenen ancak Amerikan yaptırımları nedeniyle daha gelişmiş Extreme Ultraviolet (EUV) yerine Deep Ultraviolet (DUV) ışık teknolojisine dayanan 7-nanometre yongaların deneme üretimine başlayacak.

Bu yaptırımlar, sadece Amerikan şirketleri değil aynı zamanda diğer birçok şirkete de büyük maliyete yol açarken, bir dereceye kadar kısa vadeli başarı sağladı. Ancak gerçek maliyet, Amerikan şirketlerinin yarı iletken tedarik zincirinin önemli bölümlerindeki liderliğinin daimi kaybı olabilir. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi Çin’e karşı kapsamlı bir yaklaşım formüle ederken, bu uzun vadeli etkilerini düşünmelidir.