China Daily / Chen Weihua

Amerikalı liderlerin Çin’i kötüleme konusunda takıntılı olduğu bir sır değil, ancak iklim değişikliğiyle ve Covid-19 salgınıyla mücadele gibi küresel konularda Çin’in rolüne kara çalmak, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD), çok taraflı iş birliğini güçlendirme sözüne ihanet ediyor ve buna karşılık küresel dayanışmaya zarar veriyor. 

Ne yazık ki, ABD Başkanı Joe Biden, pazartesi günü, Washington’ın daha önce sözünü verdiği 60 milyon AstraZeneca aşısına ilaveten 20 milyon koronavirüs aşısını daha paylaşacağını açıkladığında bunu bir kez daha yaptı. 

Biden yönetiminin sonunda, içeride ve dışarıda artan baskı karşısında aşı milliyetçiliğini durdurmaya karar vermesini görmek güzeldi. Biden’in açıklaması, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un, zengin ülkelere çocukları ve diğerlerini aşılamadan önce yoksul ülkelerin sağlık çalışanlarını ve savunmasız grupları aşılayabilmesi için bu ülkelerle aşı paylaşımı yapması yönündeki yeni çağrısından sonra geldi. 

Bununla birlikte Biden’in, Rusya ve Çin’e göre diğer ülkelere önemli miktarda aşı paylaşma sözü verdiğini söylemesi çok tehlikeli gibi göründü. “Rusya ve Çin’in aşılarla dünyayı etkilediğine dair çok fazla söz olduğunu” ve “değerleriyle dünyaya öncülük etmek istediklerini” söyleyen Biden, “demokrasinin dünyayı bu salgından kurtarmaya liderlik edeceğini” ifade etti.

Bu tür bir açıklama yaparak Biden, aşı politikasında “Önce Amerika” ilkesini uygulamanın yanı sıra salgına verilen tepkiyi siyasallaştırarak selefi Donald Trump’tan farkı olmadığını gösterdi. Daha da kötüsü Biden’ın iddiası gerçeklerle örtüşmüyor. Canlı bilimi istihbarat şirketi Airfinity’nin mayıs başındaki raporuna göre, Çin diğer tüm ülkelerin toplamından daha fazla olmak üzere 240 milyon doz aşıyı yurt dışına sevk etti ve 500 milyon doz aşı daha sağlama sözü verdi. Aslında ABD, aşı ihracatında Rusya, Hindistan ve Avrupa Birliği’nin (AB) de epey gerisinde bulunuyor. DSÖ, virüsün ideoloji veya siyasi sistem bilmediğini söyleyerek, salgına tepkinin siyasallaştırılmasına karşı uzun süredir uyarılarda bulunuyor ve yine de Biden tam olarak bunu yapmaya devam ediyor.

ABD NEDEN HİNDİSTAN’A AŞI GÖNDERMİYOR?

Biden başka bir hesap konusunda da yanılıyor, çünkü birçok sözde demokratik ülke, ABD’nin vakalar ve ölümler sayısında dünyada lider olmasıyla, Covid-19 salgınına tepki açısından zayıf kaldı. Biden, ABD’nin “diğer ülkelerin desteğini almak için aşılarını kullanmayacağını” iddia ettiğinde söylediği şeyi kastediyorsa, Küba, İran, Venezuela ile Kuzey Kore’ye aşı vermeli ve bu ülkelerin salgınla mücadelesine ciddi zarar veren yaptırımları derhal kaldırmalıdır.

Üzücü gerçek şu ki; salgının halen şiddetlenmeyi sürdürdüğü Hindistan’da birçok kişi, ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’nin, ABD’de 27 milyon doz kullanılmamış Moderna ve 35 milyon doz Pfizer BioNTech aşısı bulunduğunu açıklamasına rağmen, ABD’nin Hindistan’a niçin aşı göndermediğini merak ediyor. 

Biden geçen hafta salı günü, çoğu Cumhuriyetçi ve bazı Demokrat milletvekillerinin karşı çıktığı 2 trilyon dolarlık altyapı planını anlatmak için Michigan’da Ford’un elektrikli araç merkezini ziyaretinde, “Şu anda Çin bu (elektrikli araç) yarışında önde, ancak onlara haberlerim var; bu yarışı kazanamayacaklar. Onlara izin veremeyiz.” dedi.

Çin’in elektrikli araçlara ve yenilenebilir enerjiye ciddi yatırım yapması ve bu alanda lider olması, iklim değişikliğiyle nasıl mücadele edileceğinin güzel bir örneği olarak büyük beğeni topladı. Ancak Biden yönetimi, iklim değişikliği gibi küresel güçlükleri aşmak için çabalarken bile Çin’i kontrol altına alma stratejisini ortaya çıkararak, gerçek yüzünü gösterdi.

Biden’ın başkan yardımcısı olduğu eski ABD Başkanı Barack Obama yönetimi, Batı Afrika’da Ebola salgını, iklim değişikliğine karşı mücadelede ve nükleer silahların yayılmasını önleme konusundaki çabalarda Çin-ABD iş birliğini sıcak biçimde takdir etmişti. Ancak Biden yönetimi, ortak sorunlara karşı mücadelede küresel iş birliğine zarar vermeye çalışarak gerçek yüzünü gösterdi.