CGTN / Bobby Naderi

Çin İnsan Hakları Çalışmaları Derneği’nin (CSHRS) raporuna göre, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İkinci Dünya Savaşı’nın 1945 yılında sona ermesinden 2001 yılına kadar geçen sürede dünyada 153 bölgede meydana gelen toplam 248 silahlı çatışma arasında 201’ini başlattı. “ABD’nin Yabancı Ülkelere Karşı Saldırgan Savaşlarının Sebep Olduğu Ciddi İnsani Felaketler” başlıklı yeni raporda, ABD’nin “insani müdahalesinin” vekâlet savaşlarına, mezhep savaşlarına, kitlesel katliama, tesislerin hasar görmesine, üretim durgunluğuna, mülteci krizlerine, sosyal ayaklanmalara, ekolojik krizlere ve psikolojik sarsıntılara yol açtığına işaret edildi.

Raporda, ABD’ye yönünü değiştirmesi çağrısında bulunulsa bile bu olmayacak. Sonsuz savaş politikası ve insani felaketler ABD Başkanı Joe Biden yönetimi sırasında ve kârlı küresel silah ticaretini de kapsayan açık sebeplerden ötürü devam edecek.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü’ne göre, ABD dünyanın en büyük silah ihracatçısı ülkesi olmaya devam ediyor ve 96 ülke, rekor seviyelerde silah ithal ediyor. Dahası, 2016-2020 yılları arasında ABD’nin silah ihracatının yaklaşık yüzde 47’si Orta Doğu bölgesine yapılırken, bu bölgeye yapılan silah ihracatında önceki beş yıla nazaran yüzde 28 oranında bir büyüme oldu. ABD’nin, güvenlik garantisi ve barış satma bahanesiyle dünyanın birçok yerine silah satmaya gittiğini inkâr etmek boşuna bir çabadır.

BIDEN, ABD ÖNCÜLÜĞÜNDE KÜRESEL İTTİFAKLARIN GEREKLİLİĞİNİ VURGULADI

Biden yönetiminde değişmeyecek diğer bir politika da ABD’nin, terörle savaş (İslam ile savaş olarak okuyun) bahanesiyle Orta Doğu’daki askeri varlığı olacaktır. ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri ve üst düzey komutanların yanlış bir şekilde rasyonelleştirdiği gibi, ABD’nin müttefiklerine verdiği destek sözünden veya asker çekmeden vazgeçmesi ve sonsuza dek savaşların sona ermesi, “düşmanları” bölgeye daha fazla diplomatik ve muhtemel askeri destek vermeyi sürdürmeye heveslendirebilir.  

Bu, Biden’ın uzun süredir devam eden savaşları sona erdirme sözüne ters düşmektedir. Biden, diğer şeyler arasında, seçim kampanyası sırasında sadece İkinci Dünya Savaşı sonrası uluslararası düzende geleneksel ABD rolüne dönüşü değil, aynı zamanda bu gücü ve etkiyi salgın sonrası sorunları ele almada kullanmayı da planlamıştı. Biden, iklim kriziyle mücadele etmek ve daha eşit uluslararası ekonomiyi yaratmak amacıyla yeni ticaret anlaşmaları yapmak için ABD öncülüğünde küresel ittifakların acilen gerekliliğini vurgulamıştı.

Biden’ın başkanlığında geçen birkaç ayda, açıkçası büyük çaplı şirketlerin ve askeri-sanayi kompleksinin Beyaz Saray’da kontrolü ele geçirdiği görülüyor. Yönetimin ilk ayları gözden geçirildiğinde, neredeyse her hafta sonsuz savaş gündeminde şirketlere ve Pentagon’un çıkarlarına yeni bir güç garantisi sağlandığı görülüyor. 

Benzer şekilde ABD Kongresi, uluslararası müdahalecilerin çıkarlarına hizmet etmek için sıkı biçimde çalışıyor. Kongre’de Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, hedefteki ülkeleri kasten düşmanlaştıracak yeni yaptırımları uygulamak için bir dizi oylamaya öncelik veriyor. Neredeyse 20 yıl terörle mücadelede felaket derecesinde başarısız bir süreç yürüttükten sonra şimdi giderek Soğuk Savaş dünyasına dönme niyetinde oldukları görülüyor. 

BIDEN’IN ÇIKAR KAVGALARI ÇATIŞMA ATMOSFERİ YARATTI

Açıkçası, Biden’ın her tarafa yayılan ve izleyen çıkar kavgaları, yönetimini dünya toplumuyla daimi çatışma atmosferine sürükledi; Orta Doğu’da kalmak ve varlığını sürdürmek için bahaneler, Güney Çin Denizi’nde bir çatışmayı kışkırtmak için kışkırtıcı adımlar atmak ve NATO’nun Rusya sınırlarına yığınak yapması. 

Gelecekte bizleri olağanüstü tehlikeler bekliyor. Biden yönetimi yetkilileri, önceki dönemlerin birbirinin tıpatıp benzeri birçok teklif ve politikayla propaganda yapıyor ve tehdit ediyor. Bölgede gerginlik hızla yükselirken, Ukrayna’ya askeri kargo sevkiyatı yapmayı sürdürüyor. Kargaşanın ortasında, bunun düşmanların suçu olduğu hikâyesi oluşturarak,  içerdeki kamuoyunun dikkatini görünen ekonomik çöküşten uzaklaştırmaya çalışıyorlar.

Pentagon’un ve askeri-sanayi kompleksin dipsiz iştahını doyurmak imkânsız. Silah üreticileri ve askeri şirketlerin, Washington’ın önemli biçimde iflas evresindeki günlük siyasetinin bir özelliği olarak, savaş politikasını kurumsallaştırdığı görülen Biden yönetimi altında daha fazla milyarlarca dolar alacağı garanti ediliyor.

Bu tehlikeli süreci haklı çıkarmada kullanılan sebepler, uluslararası toplumun ABD ile aynı fikirde olması için yeteri kadar iyi değil. Savaşlar ve çatışmalar iyi sebeplerle popüler olmamaya devam edecek.

Doğruyu söylemek Çin İnsan Hakları Çalışmaları Derneği için de suç değil. Savaş politikası, daha fazla kargaşa bölgesi yaratacak, kendilerini ABD saldırganlığına karşı bir istihkâm mevki olarak gören terörist grupların anlatılarını güçlendirecek, büyük mezhep savaşlarını ortaya çıkaracak ve dünyayı daha fazla karışıklığa sürükleyecek.