CGTN / Bradley Blankenship

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’ın Çin’i ziyaret etmesinden sadece birkaç gün önce 23 Temmuz’da Beijing yönetimi, Washington’ın Hong Kong’daki Çinli yetkililere yaptırım uygulamasına karşılık olarak, aralarında eski Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un da olduğu birkaç ABD’li yetkiliye ve işletmeye yönelik karşılıklı yaptırımlar ilan etti. Ross’un bu listeye dâhil edilmesi özellikle, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin Ticaret Bakanı olarak, Çin’e karşı ticaret savaşı kapsamında izni olmadan Amerikan şirketleriyle ticaret yapamayan Çinli firmaların sayısını artırdığı için önemlidir. Bu şirketlerin arasında Huawei ve ZTE gibi telekom şirketleri bulunmaktadır.

Nasıl ki, bu özel ABD yaptırımları, Çin’i istikrarsızlaştırmak amacıyla Çin ana karasının ekonomisine ve özellikle Hong Kong gibi yerlerin ekonomisine zarar verme niyeti taşıyorsa, bunun karşılığındaki yaptırımlar bu tür kışkırtmalardan sorumlu olanları cezalandırmayı amaçlıyor. Çin için bu eylemler, ülkenin ulusal güvenliğiyle doğrudan ilgili olduğu için gerçekten büyük sonuçlara yol açıyor. ABD’nin şirketlerini Çin ile iş yapmasını durdurmasının bir yolu olmadığı ortada olduğu için, Biden yönetimi (ondan önceki Trump gibi) Çin ile ticari ilişkilere güveni yok etmek için bir dizi zarar verici diplomatik taktikler kullanıyor. 

Bu yaptırımlar, Çin ulusal ekonomisinin yanı sıra Hong Kong, Tibet Özerk Bölgesi ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi gibi bölgelere zarar vermek için tasarlanmıştır. Yaptırımlar, sert diplomatik açıklamalar ve “insan hakları” ihlalleri suçlamaları, bu yerlerdeki insanların geçim kaynaklarına zarar vermeyi, böylece hoşnutsuzluğu artırmayı ve ABD’nin hibrid savaş taktikleriyle bu tür gerilimleri sömürme becerisine olanak sağlamayı amaçlıyor. Tam da bu nedenle Çin geçen yıl Hong Kong’da ayrılmayı, yıkıcılığı ve yabancı güçlerle gizli anlaşmayı suç sayan Ulusal Güvenlik Yasası’nı uygulamaya koydu. Ayrıca bu yıl ocak ayında Çin’in, bu Çin bölgelerindeki başarısız renkli devrimleri kışkırtma girişimindeki rolleri yüzünden eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da arasında bulunduğu Trump yönetiminden düzinelerce üst düzey yetkiliye yaptırım uygulama kararı da bu yüzdendir. 

BEIJING’İN MESAJI AÇIK VE NET

Her yaptırım kararında Beijing’in verdiği mesaj açık ve nettir; eylemlerin sonuçları vardır. Çin egemenliğinin ihlal edilmesine hoşgörülü davranmayacaktır ve yabancı ajanlara müsamaha göstermeyecektir. Dahası Çin’in ulusal güvenliği görüşme masasında bir tartışma konusu ya da pazarlık kozu değildir. Fakat Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki bunu yanlış yorumlamış görünüyor. “Bu eylemler, siyasi uyarılar göndermenin bir yolu olarak Beijing’in özel vatandaşları, şirketleri ve sivil toplum kuruluşlarını nasıl cezalandırdığının en son örnekleridir.” dedi. 

Aslında Psaki ve yönetim, bu “özel vatandaşların, şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının” Çin’deki ayaklanmaları kışkırtmada oynadıkları rolü küçümsedi ve kuşkusuz onlar Amerikan topraklarında aynı şeye asla hoşgörü göstermeyecekler. Genel olarak, bu bireylerin ve kuruluşların bazılarının bu yaptırımları reddetmesi veya bir tür onur nişanesi olarak kabul etmesi kolay olabilir, ancak Çin gelecekte daha güçlü hale geldiğinde bu yaptırımlar daha sonucu olan bir hale gelecektir. Örneğin, büyük uluslararası firmaların yönetim kurulu pozisyonları, bu yaptırımlar sayesinde listede yer alacak kadar talihsiz olanlar için ulaşılamaz olacaktır. 

Çin’e karşı bu kışkırtıcı eylemler, arzu edilen sonuçların hiçbirine yol açmadığı, Çin’in ticari ilişkilerini (hatta ABD firmalarıyla) güçbela zorladığı, sadece Beijing’in zorlayıcı eylemlere karşı karar almasını zorlaştırdığı için aslında üst düzey yetkililerin geri dönüşü olmayan ödemeleri oldukça ağır bir bedeldir ve aksine sadece Amerikan kamuoyunda dal budak salmış kuşkuculuğu açığa çıkaracaktır. Bunun sebebi, Amerikalıların kendi hükümetlerinin onlarca yıldır tek taraflı baskılarının bahanesi olarak farklı gösterdiği “insan hakları” ihlalleri suçlamalarını duymaları ve bir süredir bu tür yalanlardan bıkmış olmalarıdır. Hükümetin, jeopolitik hırslarına destek olmak için yurt dışında “demokrasi” ve “insan hakları” hakkında yalan söyleme fikri yaygın ve partinin sınırlarının ötesine geçiyor. İnsanlar basitçe yalandan bezmiş durumdalar. 

Benzer şekilde, Beijing’in Sherman’ın ziyaretinden hemen önce Washington’a verdiği mesaj da benzer hayal kırıklıklarından biridir. Çin, ABD ile istikrarlı ve öngörülebilir bir ilişki istiyor ve bu yaptırımlar hiçbir şekilde bunun mümkün olmadığına dair bir işaret değildir. Onlar sadece ABD tarafını hesap verebilir tutmakla ilgililer.