Gazeteci-yazar Mehmet Ali Güller, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın izleyeceği dış politika ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Başkan Biden’ın dış politika ile ilgili yaptığı konuşmada nasıl bir yol izleyeceğinin ipuçlarını almış olduklarını dile getiren Güller, “Biden, Trump yönetiminin izlediği ‘Önce Amerika’ politikası döneminin sona erdiğini bunu yerine ‘Amerika geri dönüyor, diplomasi geri dönüyor’ başlıklı yeni bir dönem politikası izleyeceklerini ifade etti. Peki, Biden’ın dış polkasına neler var? Birincisi, ABD’nin hem Pasifik’te hem Atlantik’te küresel liderlik rolü üstleneceğini söylüyor. İkincisi, ABD’nin geleneksel müttefikleriyle yakın iş birliğine geri dönüleceğini belirtiyor. Burada kastettiği esas itibarıyla Avrupa Birliği (AB). Üçüncüsü, Asya Pasifik bölgesinde ittifakları güçlendireceklerini söylüyor. Burada Hindistan, Japonya, Güney Kore, Avustralya ile olan ilişkilerden bahsediliyor. Dördüncüsü, gereksiz çatışmalarda rol almayacaklarını ilan etmiş durumda. Burada da Afganistan ve Orta Doğu’dan asker çekme işlemlerinin devam edeceği şeklinde okumamız mümkün. Beşincisi ve son olarak da, ‘Çin ve Rusya başta olmak üzere otoriter devletlere baskıları artıracağız.’ diyor. İşte bu 5 madde ile Biden nasıl bir dış politika izleyeceğinin çerçevesini çizmiş oldu.” dedi.

“BIDEN YÖNETİMİ, TRUMP YÖNETİMİNİN ÇİN POLİTİKASINI ONAYLAMIŞ OLDU”

“Amerika geri dönüyor, diplomasi geri dönüyor” gibi ifadelerle bir diplomasinin gelemeyeceğinin açık olduğuna vurgu yapan Güller, “Burada belki de diplomasi ile kastedilenin Trump’ın yapmadığı Biden’ın yapacağı kendi geleneksel Transatlantik ittifakı bünyesindeki ülkelerle diplomasiyi daha ön plan alarak onlarla ilişkileri restore etmek bağlamında olur. Yoksa ABD’nin Çin’e, Rusya’ya, Venezuela’ya, İran’a Kuzey Kore’ye hatta Türkiye’ye karşı böyle diplomasiyi geri getireceği durumun olmayacağını göreceğiz, aslında görmeye de başladık. Somut örnek verecek olursak ABD, Güney Çin Denizi’ne iki uçak gemisi gönderdi ve tatbikat yaptı. Bu açık bir şekilde Biden’ın Güney Çin Denizi’nde Çin’e silah göstermesi ve açık bir güç mücadelesi hedefli uygulamasaydı. Yine ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın sözleri de var. Blinken, ‘Başkan Trump’a adil olmak gerekirse, Çin’e karşı sert yaklaşımı doğruydu. Bunu yapma şekli yanlıştı ama temel prensip doğruydu.’ dedi. Böylelikle Trump’ın Çin’e karşı başlattığı yaklaşımları yeni Biden yönetimi tarafından da Blinken’ın açıklamalarıyla onaylanmış oldu.” diye konuştu.

SALGIN DÖNEMİNDE DÜNYAYA KAYBETTİREN BİR YAKLAŞIM

Gazeteci Güller, Biden yönetiminin uygulayacağı politikalarının Çin-ABD ilişkilerine etkisinin neler olabileceği için ise şunları söyledi:

“Biden yönetimi, haklı bulduğu Trump yönetimi uygulamalarında Trump ne kazandıysa Biden da onu kazanacak yani koca bir hiç kazanacak. Ticaret savaşlarının bilançosu Batı basınında da yapıldı. Somut rakamlara dayanan değerlendirmeler yapıldı. Var olan temel sonuç ise şu oldu; bu ticaret savaşını Trump kaybetti. Dolayısıyla bu rakamların bir benzerini Biden döneminde de her yıl yaşanacağını gözlemleyeceğiz. ABD saldırganlığıyla Çin’in durdurulamayacağı, benzer şekilde Trump uygulamalarının bir sonuncu olarak Biden döneminde de ABD rakamlarının Çin karşısında kaybetmeye devam edeceği bir tablo ortaya çıkacak. Bu özellikle de salgın döneminde dünyaya kaybettiren bir yaklaşım. Emperyalist ABD, enerjini Çin’i Çin denizinde sıkıştırmaya değil de küresel salgına kaşı küresel iş birliği yaparak insanların geleceğine bir adım atacağına bu işleri yaptıkça hem dünyaya hem de kendi halkına sıkıntılar yaşatmış oluyor. Nitekim ABD ekonomisinde ciddi sıkıntılar yaşanıyor.”