CGTN / Bradley Blankenship

Stanford Üniversitesinden 177 öğretim üyesinin oluşturduğu bir grup kısa süre önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Adalet Bakanı Merrick Garland’a yazdığı açık mektupta, Adalet Bakanlığından “Çin Girişimi”ni sona erdirmesini talep etti. Bu program, Çin hükümetinden gelebilecek sözde ekonomik casusluk, fikri mülkiyet hırsızlığı ve diğer olası tehditlere karşı uygulanan eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminden miras kaldı. 

Ancak ABD’de Asya kökenli insanlara yönelik nefret suçunda zaten bir artış yaşandığı zamanda bu girişim, ulusal güvenlik temelinden saparak ırksal profilleme konusundaki endişeleri daha da artırdı ve Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinin işaret ettiği gibi bu durum ayrıca ülkenin rekabet yeteneği açısından da kötü bir anlam ifade ediyor.

FBI’nın 2020 yılında yayımladığı rapora göre, ABD’de nefret suçları 12 yıldaki en yüksek seviyesine ulaştı ve Asyalılara karşı suçlar önemli ölçüde artış gösterdi. Bunun yanı sıra “Stop AAPI Hate” adlı yasal savunma grubu, 19 Mart 2020’den 30 Haziran 2021 tarihine kadar geçen sürede Asya kökenli Amerikalılara ve Pasifik adalarından kimselere yönelik 9 bin 81 nefret vakası bilgisi aldıklarını açıkladı.

ABD HÜKÜMETİNİN İZLEDİĞİ POLİTİKA ASYALI BİLİM İNSANLARINI UZAKLAŞTIRIYOR

Geçen yıl ayrıca Birleşmiş Milletler (BM) bu konuya önem verdi ve bu “ırkçı saldırılar ve diğer yabancı düşmanlığı vakalarının yanı sıra bu tür suçlarla etkili biçimde mücadelede ABD’li yetkililerin yeterli önlem almaması iddialarıyla” ilgili bir rapor yayımladı. Bu soruna müdahale için ABD Kongresi nisan ayında, Asya kökenlilere yönelik nefret suçlarındaki artışın üstesinden gelmek için düzenlenmiş Covid-19 Nefret Suçları Yasası’nı kabul etti. Fakat bir ulusal güvenlik politikası olarak görünen ve var olmayan bir tehdit algısı yarattığı ve özellikle Çin’den olan Asyalılara karşı ön yargıyı doğal olarak kışkırttığı için bu suçların kurbanlarına adalet sağlamayan “Çin Girişimi” gibi programlar halen yürürlüktedir. 

Stanford Üniversitesi öğretim üyelerinin mektubunda işaret edildiği gibi Çin asıllı bilim insanları Çin ile bağlantısı olduğu iddiasıyla ve genellikle sağlam kanıt olmaksızın düpedüz soruşturmacıların hedefi haline geliyorlar. Aslında bu temelde birkaç dava reddedildi. Aynı zamanda girişimden kaynaklanan soruşturmaların çoğunun iddia edilen bilimsel casusluk ya da fikri mülkiyet hırsızlığıyla hiçbir ilgili yoktur, fakat sanıkların bir Çin üniversitesindeki görevlerini açıklamamaları veya Çin hükümetinden fon almaları gibi şeyler söz konusudur. Karşılaştırıldığında nispeten önemsiz olan ve hiçbir şekilde ABD’de büyük çaplı bir Çin casusluk şebekesi konusunda somut delil bulunmayan bu soruşturmalar tablosu gülünçtür. Bu sadece Çin’e karşı güvensizliği kışkırtma amacına hizmet etmiyor, aynı zamanda, ABD dış politikası ile ülke içindeki ayrımcılık arasındaki kaçınılmaz bir bağlantı olduğu için Asya kökenli insanlara karşı ayrımcılığı da körüklüyor. 

AYRIMCI DAVRANIŞLAR ABD-ÇİN İLİŞKİLERİNE ZARAR VERİYOR

“Çin Girişimi” konusundaki ilgili diğer noktada, bunun uzun vadede sadece ABD’ye zarar verecek olmasıdır. Eski ABD Enerji Bakanı ve Nobel Fizik Ödülü sahibi olan Stanford Üniversitesinde görevli Profesör Steven Chu, Reuters’e yaptığı açıklamada, programın Amerika’nın bilim konusundaki duruşunu tehlikeye attığını vurguladı. Chu, “Yarım yüzyıldır beyinleri kazanan bizdik. Siz gerçekten bunu heba etmek mi istiyorsunuz?” dedi. Bu kesinlikle doğru, çünkü Amerika’nın güçlü taraflarından biri her zaman dünyanın her yerinden yeniliğe çalışma alanı sağlama becerisi olmuştur. Trump yönetimini sırasında başlayan politikalar, yüksek kaliteli işçileri ve öğrencileri hedef aldığı için bunun yok olduğunu görebilirdi. 

Chemical&Engineering News dergisinde 7 Mayıs’ta yayımlanan uzun bir makalede tartışıldığı gibi, Asyalılara yönelik nefret suçları ve ABD hükümetinin izlediği politika, ülkenin kimya endüstrisinin “temel taşı” olarak tanımlanan Asyalı bilim insanlarını uzaklaştırıyor. Ancak bu politikalar tersine çevrilmezse, bu politikaların üniversitelerin dışına taşacağı ve diğer sektörlere yayılarak daha fazla zarar vereceği beklenmedik bir şey değil. Çin kökenli insanlara karşı ayrımcı davranışların nasıl ABD-Çin ilişkilerine zarar verdiğini ve ABD’nin teknolojik yenilikleri için ne kadar kötü olduğunu göz önüne alarak, Başkan Joe Biden “Çin Girişimi”ni durdurmalıdır.