CGTN / Huang Yongfu

Joe Biden’ın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı olarak yurt dışına yaptığı ilk ziyaret başarılı bir şekilde, ABD öncülüğünde ırkçı, yabancı düşmanı ve yeni-emperyalist görüşler taşıyan yeni bir “şeytan ekseninin” saldırganlık ve bölünmüş bir dünyanın başarıyla planlandığını gösterdi.

Biden’ın Yediler Grubu (G7), Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütü (NATO) ve Avrupa Birliği (AB) liderleri ile görüşmesi Çin’in benzeri örülmemiş bir biçimde birbiri ardına suçlanmasını üretti. Bu şimdiye kadar girişilmiş en ikiyüzlü uydurma ve ruhları bozan siyasi soysuzluk eylemleri arasında ön sıradaki yerini aldı.

Bazı demokrasilerin “rehin alınması” ile birlikte, G7 ve NATO Zirveleri’nden sonra ABD liderliğinde yayınlanan ortak açıklamalar, bir ülkenin meşru kalkınma hakkının elinden alınması tehdidinde bulunan son derece tehlikeli örnekler oluşturdular. Bu 21. yüzyılın küresel siyasi dengenin sürekli kötüleşmesinin, özellikle gelişmekte olan dünyanın güvenliğini Soğuk Savaş’tan bu yana görülmemiş bir düzeyde tehdit ettiği ümitsiz koşullar doğurduğunu gösteriyor. İki ortak açıklama ilkesiz dalavere ve siyasi aşırılığın simgesi haline geldi ve siyasi ikiyüzlülük ile gülünç kendini abartma konusunda yeni bir nokta oluşturdu.

Biden seçildiğinden bu yana dünyanın sözde büyük demokrasilerini Çin’in dünyadaki etkisine karşı durmak için bir uluslararası koalisyon için ivme sağlamak amacıyla ortak bir çaba etrafında seferber etmeye çalıştı ve ABD’yi gözü kara bir yola soktu. ABD dünyayı bölmek için takıntılı bir şekilde Çin’in örneğin, 5G teknolojisi ve Kuşak Yol İnisiyatifi projelerini reddetmeleri için müttefiklerine benzeri görülmemiş baskılar yaptı.

ABD’NİN MÜTTEFİKLERİNE BASKISI KABUL EDİLEMEZ

Beijing’i siyasi, ekonomik ve askeri olarak gerilemeye zorlamak için yeni bir “şeytan ekseni” oluşturma politikası alçakça tasarıları ortaya koyuyor. Dünya tarihi bütün kalkınma çabalarını boğan herhangi bir ilkesi olmadan kendini geliştirmeye hizmet etmek için kalkınma ortaklarını kuşatmak için hatasız çabalar içindeki utanmaz kariyeristlerle doludur.

Modası geçmiş Soğuk Savaş dönemi sıfır-toplamlı anlayışına sahip Biden’ın küresel stratejisi basitçe Amerika’nın 21. yüzyıldaki yeni emperyalist tasarılarının bölücü doğasını gizlemeye yetmeyecek. Ne yazık ki, Biden’ın küresel stratejisi özgür uluslararası sistemi güçlendirmeyecek ya da ülkesinin sorumlu bir güç olarak küresel liderliği üstlenmesine yardımcı olmayacak, aksine tartışmalı Amerikan müdahaleciliğini güçlendirecek.

Çin’i 21. yüzyılın jeopolitik tehdidi olarak seçmek saçmalıktan baka bir şey değil ve en son G7 ile NATO ortak açıklamalarının gösterdiği gibi tamamen uydurma senaryolara dayanıyor.

İki ortak açıklamada, Çin hakkında kullanılan sert dil özellikle çarpıcı. Gözlemciler, en son G7 ortak açıklamasının bu zirvelerin 1975’te başlamasından bu yana en kapsamlı Çin eleştirisi olurken, son NATO ortak açıklamasının çok seyrek olarak Beijing’den bahsedilen geçmiş NATO Zirveleri’nden büyük bir farklılaşmayı temsil ettiğine dikkat çekiyor.

G7 ortak açıklaması, Çin’den “özellikle Xinjiang’la ilgili olmak üzere insan hakları ve temel özgürlükler ile Çin-Britanya Ortak Deklarasyonu ve Temel Yasa’da verilen haklar ve özgürlüklerle Hong Kong’un yüksek derecede özerkliğine” saygı göstermesini istedi. Ayrıca “Doğu ve Güney Çin Denizi’ndeki durumdan” endişe duyduğunu belirtti ve “statükoyu değiştirecek ve gerginliği artıracak her türlü tek taraflı girişimlere” karşı olduğunu bildirdi. Açıklamada G7’nin Çin’in “küresel ekonominin adil ve şeffaf biçimde çalışmasını zayıflatan piyasaya dışı politika ve pratiklerine” nasıl karşı durulacağı konusunda danışmalarda bulunmaya devam edeceği de açıkça aktarıldı. Ayrıca Çin’in Kuşak Yol projelerine karşı G7 kulübünün altyapı projelerini finanse ederek karşı çıkma planlarını da açıkladı.

BIDEN “MODASI GEÇMİŞ SOĞUK SAVAŞ” DÖNEMİ ANLAYIŞINA SAHİP

Çin’in herhangi bir egemen demokratik devleti zorlamadığı, işgal etmediği ya da diğer ulusları işgal etmediği, devrim ihraç etmediği veya ideolojik amaçlarla diplomasi yürütmediği reddedilemez bir gerçektir.

Uzun NATO ortak açıklamasında, Çin’in artan etkisi ve uluslararası politikalarının “kural temelli düzene karşı bir tehdit” oluşturduğunu belirterek “Çin ile ittifakın güvenlik çıkarlarını savunma görüşüyle ilişki içinde olacağız.” denildi.

Çin’in uluslararası sistemi tersine çevirme gündemi ya da batı ittifaklarını dize getirme küresel ihtirasları yok, aksine, Birleşmiş Milletler (BM) ya da Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi uluslararası kurumlarla iyi bir iş birliği içinde olma ve iklim değişikliği ile salgın tehditleri gibi insanlığa karşı ortak tehditleri önlemek için önlemler alma isteği var.

Ek olarak, Çin bu ülkeler kedisini düşmanca hedef almadığı sürece bütün ülkelerle karşılıklı faydalı ve dengeleri ilişkiler sürdürdü. Çin insanlık tarihindeki son en büyük yoksulluğu azaltma kampanyasının motoruydu ve şimdi dünyada istikrarlaştırıcı bir ekonomi olarak hizmet ediyor. Aslında, Çin değil, ABD bütün bu tehditlerin suçlusudur; saldırganlık savaşları yaygın, tek taraflı yaptırımlar sürekli ve egemenliğin ihlal edilmesi sadece sıkıcı bir iş.

Sert gerçekler rasyonel düşünmeyi gerektirir ve adalet duygusu hâkim olur ve farklılıklar danışmalarla azaltılır. İnsanlığın varlığının devam etmesini tehdit eden art arda gelen bu benzeri görülmemiş krizlerden çıkabilmesi için gelişmekte olan dünya ve gelişmiş ülkelerin bir adalet duygusu ile birleşip bütünlük ve kendisini kötülüklerden uzaklaştırmayı gerektiren ortak iyilik için iş birliğini güçlendirmesi gerekir.