CGTN / Bradley Blankenship

Suriye Anayasa Komitesi, on yıllık çatışmanın harap ettiği Batı Asya ülkesi Suriye’nin yeni anayasa taslağı konusundaki yeni görüşme turlarına başlamak için bu hafta tekrar Cenevre’de toplandı. Bu ümit vadeden bir durum olsa da sahadaki durumla ilgili devam eden pek çok sorun var. Bunlardan en önemlisi Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) durumu nasıl idare edeceği.

Savaş başlamadan önce sırtına bir hedef tahtası resmi çizilmiş olan savunma durumundaki Suriye lideri Beşar Esad, hiç şüphesiz konumunu sağlamlaştırdı. Suriye Arap Ordusu, savaş sırasında yaklaşık yarısını aşırılıkçılara terk etmek zorunda kaldıktan sonra, ülke topraklarının büyük bir kısmını tekrar kontrol altına almayı başardı. Bölgedeki neredeyse her ülke bunu kabul etti ve Suriye’nin bir kez daha 2011’de üyeliğinin askıya alındığı Arap Birliği’ne yeniden alınacağı öngörülüyor.

JOE BIDEN YÖNETİMİNİN ESAD’A KARŞI “İLKELİ” MUHALEFETİ

Diğer belirgin işaret, Esad’ın, Ürdün geçen ay Suriye ile sınırını açtıktan sonra, son on yıl içinde ilk kez Ürdün Kralı 2. Abdullah’a telefon etmesi. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn de Şam büyükelçiliklerine açtılar ve bu ay Interpol Suriye’yi yeniden üyeliğe kabul etti. Yine de en acil sorun ABD’nin karşı karşıya olduğu ikilem ve Suriye’ye karşı politikası; sahadaki gerçeklere karşı Joe Biden yönetiminin Esad’a karşı “ilkeli” muhalefeti. Eski Başkan Barack Obama’nın başkan yardımcılığını yapan Başkan Biden Washington’ın Suriye politikasının nasıl kötüye gittiğinin çok iyi farkında. Esad’ın çabucak ve kesin olarak yıkılacağı yanlış varsayımı ile geçen 10 yıldan sonra Washington’ın Suriye’deki hedefleri ve amaçları, son zamanlarda sona eren Amerika’nın Afganistan işgali gibi aynı hatalı politika kokusu saçan çetrefilli bir çabaydı.

Washington bugüne kadar halen Suriye’de birçok yoldan etki ediyor ama en önemlisi ABD’nin Suriye’ye karşı zorlayıcı ekonomik yaptırımlarının devam ediyor olması. Amerikan askerleri, Suriye’de kuzeyde Türkiye sınırına yakın yerlerde konuşlanmışlar ve al-Tanf sınır kapısında ülkenin güneydoğusunu işgal ediyorlar.

Bu eylemlerin ikisi de Suriye’nin dünya sahnesine kaçınılmaz dönüşünü geciktiriyor ve Şam’ın değil, sadece Washington’ı yalnızlaştırmaya hizmet ediyor. Bölgedeki ülkeler Amerika’nın kilit müttefiki olsalar da Washington’ın gerçekliğe uyum sağlamamasından açıkça rahatsız oldular.Buna ek olarak, savaş 600 binden fazla insanı öldürdü ve milyonlarca kişiyi yerlerinden etti, bu da Suriye çatışmasının bu yüzyıldaki dünyanın en öldürücü savaşlarından biri olması anlamına geliyor.

BIDEN YÖNETİMİ TRUMP YÖNETİMİNE GÖRE DAHA AZ SERT BİR TUTUM ALDI

Bu mültecilerin yükünü Türkiye, Ürdün ile Lübnan gibi komşu ülkeler çekiyor ve bu ülkeler güvenlik durumunun iyileşmesi ile birlikte Suriyelilerin evlerine dönmesini istiyor. Ancak Suriye’nin ekonomik durumu, temel gıdaların kıtlığına neden olan, Suriye halkının acılarını yapay olarak uzatan ve mültecileri geriye dönmekten caydıran 2019 Sezar Suriye İç Savaşı Koruma Yasası tarafından zora sokuldu.

ABD, Mısır petrolünün Ürdün ve Suriye üzerinden Lübnan’a gitmesi için yaptırımlarda bir istisna yaptığı belirtiliyor. Fakat bölgesel ticareti Washington bürokratlarının kararlarına bağlı hale getirmek özellikle Lübnan ekonomisi kriz içinde ve Ürdün ile Irak’ta yaşayanlar da olumsuz bir gelecekle karşı karşıyayken açıkça saçma ve bölgesel uyum ile güvenliği kötüleştiriyor. Daha da fazla saçma olan ise, Amerikan ordusunun uluslararası hukukun açık bir ihlali olarak ve açıkça belirlenmemiş bir amaç olmadan Suriye’de halen önemli ölçüde asker bulundurması. Bu askerler açıkça Suriye’nin kaybettiği toprakları geri almasını önlemek ve böylece on yıllık savaşın kesin bir sonuca varmamasını sağlamak için oradalar.

Biden yönetiminin önceki Donald Trump yönetimine göre daha az sert bir tutum aldığına şüphe yok. Sezar yaptırımları daha önce ABD yaptırımlarının böyle ilişkileri önleyeceği umudu ile, Şam ile ilişkilerini yeniden kurmak isteyen Arap ülkelerine, karşı ceza olarak kullanıldı. Biden yaptırımları gevşetti ve açıkça durumu yeniden değerlendiriyor. Ancak, Suriye hükümetinin meşruiyetini kabul etmeyen herhangi bir Suriye politikası temel olarak ve tartışmasız bir biçimde gerçeklikle bağını yitirmiştir ve sadece Washington’ın zaten olduğundan daha fazla itibar kaybetmesine neden olacaktır.

Bu çatışma kabusunun sona ermesine yardım etmek için, Biden yönetiminin Batı Asya ülkesine saydı göstermesi ve arka planda kalması gerekir. Bu Trump dönemi Sezar önlemlerini unutmak ve daha da önemlisi ABD birliklerini Suriye’den çekmek demektir.