CGTN / Cyrus Hadavi

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) güney sınırındaki göçmen krizi devam ediyor, daha da kötüye gidecek ve muhtemelen Joe Biden’ın başkanlığının sürekli bir konusu olacak. Bunu siyasi bir sorun olarak görmekten çok, insani ve etkin bir biçimde ele almak sadece bir lojistik, planlama ve tedarik zinciri sorunudur.

ABD gibi zengin bir ülkenin çocukları ailelerinden ayırmasına ya da onları gözaltı merkezlerine kilitlemesine gerek yoktur, eğer hükümet asıl olarak doğrudan bir lojistik sorunu olan şeyi planlayıp, ona göre davranabilirlerse.
Geleneksel olarak, tedarik zincirleri, hepimizin hayatını o kadar etkilemelerine rağmen bizim hükümet politikalarımızda yoktur. Bu durum özellikle raflarımızda tuvalet kâğıtları kaybolduktan, aşı tedariki ulusal bir hayatta kalma sorunu haline geldiğinden ve bir gemi Süveyş Kanalı’nı tıkadıktan ve küresel olarak malların yerlerine ulaştırılmasını geciktirdikten sonra özellikle açık bir hale geldi. Ama tedarik zincirlerinin gerçek değeri onların krizleri ele almak için nasıl küçük politikalar yarattıklarındadır. Özellikle malların ve insanların hareketi söz konusu olduğu zaman.

ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu (CBP) güney sınırında şubatta 100 bin 441 göçmen yakaladı, bu ocak ayına göre yüzde 28’lik bir artış ve Haziran 2019’dan bu yana en yüksek sayı. Göçmenlere ne yapılması gerektiğini konusunda bir kişinin siyasi görüşü ne olursa olsun, bu oranda, yılda 1 milyondan fazla insan, bunlara ehliyetli ve insanca davranılması gerektiği konusunda anlaşmalıyız. Bu tedarik zinciri yönetiminde uzmanlığı kullanmak ve hareket ya da talepteki öngörülemeyen herhangi bir artışı idare edebilecek sistemlere yatırım yapmak demektir.

Herhangi bir tedarik zinciri ile eğer bir ülkeden diğerine doğru harekette bir artış varsa, yapılacak ilk şey tahminlerinizi ve kaynaklarını duruma uydurmaktır. Sınırdaki göçmenlerin durumu bundan farklı olmamalıdır.

CBP’nin aylık verileri mevcut durumun genel mevsimsel eğilimlere, yani havanın daha uygun ve yolculuğun daha az tehlikeli olduğu ocak, şubat ve mart aylarında sınırdan geçişlerde genel olarak bir sıçrama olması haline tam uyduğunu gösteriyor. Benzer şekilde, çölün geçmeye daha az elverişli olduğu sıcak aylarda bir düşüş bekleyebiliriz. Elbette bu sayılar düştüğünde Biden’ın politika belirleyici ekibi de övgüleri alacaktır.

BÜYÜK ÇEVRESEL, EKONOMİK, SİYASAL VE TOPLUMSAL GÜÇLER GERÇEĞİ UNUTULMAMALI

Havanın değişmesi gibi basit bir faktör sınır kapasitelerimiz içinde ölçülebilmeli ve planlanabilmelidir. Ama durumu etkileyen daha büyük çevresel, ekonomik, siyasal ve toplumsal güçler var. Bunların da kaydedilmesi, analiz edilmesi ve bunlara göre plan yapılması gerekir.

Kuraklıklar, doğal felaketler, paranın değerindeki dalgalanmalar, su kıtlıkları ve şiddet suçlarının tamamı sınır geçişlerinde artışa neden olur. Biden, eski Barack Obama yönetiminde 2014-2015’te görev yaptığı için bunu biliyor. Bu dönemde doğal felaketlerin şiddet suçları ile aynı zamana denk gelmesi sınırdan geçişlerde bir artışa neden olmuştu.

Yapay zekânın sağladığı planlama kaynak ülkelerden gelen suç oranları, iklim değişiklikleri, para değerindeki dalgalanmalar ve gıda ya da su kıtlıklarının yanı sıra siyasi istikrarsızlıkla ilgili bilgileri işleyebilir ve işlemelidir.

Bu tür öngörüler ondan sonda insani yardım ve politika belirleme düzeylerinde kullanılabilir. Eğer örneğin Meksika ya da Guatemala’da bir su kıtlığı yaşandığı ve şiddet suçlarında bir artış olduğunu görürsek, o zaman rahatça sınır geçişlerinde bir artış bekleyebiliriz ve buna uygun kararlan alınabilir. Bu önemlidir, çünkü sınırda insanların çektiği acılar -ve siyasi krizler- asıl olarak sınırı geçen insanların sayısından kaynaklanmaz, beklenmedik artışlardan kaynaklanır.

Beklenmedik artışlar aşırı kalabalık çocuk toplama merkezlerine neden olur, bu solu şoke eder ve sığınma başvurularında ve kamu hizmeti taleplerinde artışa neden olur, bu da sağı kızdırır. Bunların hepsinden kaçınmak mümkündür. ABD’nin bu krizle mücadelede insanlığını ve etkinliğini göstermek ve suç çetelerinin bu kârlı ticaretten kar etmesini durdurmak tamamen Amerika’nın çıkarınadır. Gelecekteki göçmen artışlarını gösterebilecek ve ABD ve komşu ülkelerin kitlesel sınır geçişlerinin gerçek nedenlerini anlayacağı ve bunlara hazırlanacağı teknolojilere yatırım yaparak, bunu şimdi yapabiliriz.

En azından insanların akışını yönetmeye malların akışında gösterdiğimiz kadar çaba gösterebiliriz.