Haber: CRI Türk Dış Haberler

14 Haziran’da Brüksel’de yapılacak NATO Zirvesi, Türkiye’nin Suriye siyaseti bakımından büyük önem taşıyor. Bu zirvede Erdoğan-Biden görüşmesinin de yapılması gündemde. Planlanan görüşmenin en önemli konusu, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Suriye’de PYD’ye verdiği destek. Brüksel’den çıkacak sonuç, Türkiye’nin Suriye siyasetinde yeni kararlar almasını gerektirebilir. Bu aşamada, Türkiye’nin bu güne kadar ABD’ye Suriye’nin kuzeyinde yaptığı iki temel öneriyi hatırlayalım:

1. Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulsun, mülteciler burada kabul edilsin, konutlar inşa edilerek güvenli alanlar tesis edilsin.

2. Suriye’nin kuzeyinde IŞİD’le mücadeleyi Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) desteklediği ÖSO yürütsün YPG’ye destek verilmesin, güvenliği TSK’nin güçlü desteğiyle ÖSO sağlasın, YPG devre dışı bırakılsın.

ABD, bu iki öneriye hiç bir zaman yaklaşmadı. 2015’ten bu yana artan bir tempoyla YPG desteklendi. Trump döneminde, YPG’ye verilen destek resmileştirildi, Pentagon savunma bütçelerine dâhil edildi. Biden döneminde de YPG’nin çekirdeğinde yer aldığı “Suriye Demokratik Güçleri” inşası son hızla devam etti.

NEDİR BU SURİYE DEMOKRATİK GÜÇLERİ?

Son olarak İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Suriye’nin kuzeyindeki ABD üslerinin 14’e çıktığını açıkladı. Soylu’nun ifadesiyle bugün “Kuzey Suriye’de bir devlet kurulmaya çalışılıyor.” Pentagon ise Suriye’deki faaliyetlerini “IŞİD’le mücadele” iddiasıyla yürütüyor. 14 Amerikan üssü, bölgede kalıcı bir sistem kurabilmek için Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adında bir askeri yapı inşa ediyor. Bu yapının en büyük bileşeni YPG yani PKK’nın Suriye kolu. Fakat SDG içinde PKK dışında ek unsurlar da var. Bölge demografisinde Arap aşiretleri ağırlıkta olduğundan Pentagon, aşiretleri bu yapıya katmak için büyük gayret gösteriyor. Arap aşiretlerin SDG içindeki varlığı YPG’nin daha korunaklı bir çerçeveye kavuşması amacını ve Ankara’nın dikkatini daha az çekmeyi hedefliyor.

BIDEN’IN SDG MİMARI OLAN EKİBİ

Şam’ın otoritesinin dışında özerk bölge inşasının en önemli mimarı, Brett McGurk. Biden’ın Kuzey Afrika ve Orta Doğu ekibinin lideri. McGurk, Suriye’den çekilme kararı alan Trump döneminde Orta Doğu görevinden alınmıştı. Biden yönetimiyle yeniden bölgeye döndü. Brüksel’deki zirveyi planlamak üzere Ankara’da planlama yapacak olan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman da YPG’ye kuvvetli destek veren isimlerden. Sherman 2019 Ekim ayındaki Twitter paylaşımında, Suriye’den çekilme kararı alan Trump’ı “Kürtleri soykırımla baş başa bırakmakla” eleştirmişti. Aynı dönemde yani ekim ayında Türkiye, terör örgütü YPG’ye karşı Barış Pınarı Harekatı’nı yapmıştı.

TRUMP’IN ÇIKIŞ PLANI DEVRE DIŞI

Amerikan devletinin karar alıcılarına yol gösteren kuruluşlardan Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) son Suriye analizinde SDG’ye biçilen rolle ilgili önemli ayrıntılar yer alıyor. Kurumun, mayıs ayının ilk yarısındaki “Biden Yönetiminin Dış Politika Takibi” trend analizinde Suriye konusunda bir dizi tespit ve öneri yer alıyor. FDD analizinde, Suriye’ye yönelik önceki yıllara ait yaptırım kararlarının süresinin bir yıl uzatılması yeterli bulunmuyor. Çok daha kapsamlı olan ve Trump döneminde ilk adımı atılan “Sezar Yaptırımları” konusunda Biden yönetimine somut adım atma çağrısı yapılıyor. Biden bu konuda girişimde bulunmadığı için eleştiriliyor.

Sezar’ın ayırt edici özelliği, Suriye ile ilişkileri olan veya ilişki kurmak isteyen ülkeleri ve şirketleri ağır yaptırımlarla hedef alması. Bu bağlamda FDD, Suriye ile ilişki kurmak isteyen ABD müttefiki Körfez ülkelerinin de uyarılması gerektiğine işaret ediyor. Verilen mesajlar tersten okunduğunda Biden yönetiminin, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) Şam’la ilişkileri geliştirme konusunda yeşil ışık yaktığı ya da ses çıkarmayacağı anlaşılıyor.

Al Monitör’de çıkan bir haberde ise YPG’nin işgal ettiği bölgede petrol arama ruhsatı verilen ABD şirketi Delta Crescent Energy’nin “yaptırımlardan feragat” lisansını uzatılmadı. Bu şirket Trump döneminde Suriye’ye giriş yapmıştı. Al Monitör’e konuşan bir ABD yetkilisinin iddiasına göre, Biden yönetimi bu kararla, “Suriye’de petrol için değil insanlar için kalıyoruz” mesajını öne çıkaracak. Yani Amerika Trump’ın son döneminde olduğu sadece petrol bölgeleriyle ilgilenmeyecek, Suriye’nin kuzeyinde ve işgal ettiği bölgelerde “insanlar için” askeri varlığını sürdürecek.

ABD, baskısı altındaki Körfez ülkelerine Şam’la diyalog kapısını açık tutarken 14 askeri üsle cisimleşen varlığını da Suriye’den geri çekmeye niyeti olmadığı anlaşılıyor. Bu süreçte üst düzey Amerikan yetkililerin bölgeye ziyaretlerinde verdikleri mesajlar bunu kanıtlar nitelikte.

BRÜKSEL’DEN ÖNCE SDG/YPG’YE KUVVETLİ DESTEK

Brüksel’de planlanan Erdoğan-Biden zirvesi öncesi ABD, YPG’ye kuvvetli desteğini tekrar gösterdi. Mayıs ayındaki yoğun trafik bunu kanıtlar nitelikte:

1. Mayısın üçüncü haftasında ABD’nin Yakın Doğu’dan Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Joey Hood Suriye’nin kuzeyinde YPG’yi ziyaret etti. 17 Mayıs tarihli ABD Dışişleri basın notunda, Joey Hood’un 16 Mayıs günü Suriye Demokratik Güçleri ile görüştüğü belirtildi. Aynı açıklamada ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde istikrarı sağlamak için devam eden çabalarına vurgu yapıldı. Bu ziyaretten bir gün önce Joey Hood, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani ile görüştü. Bu görüşmede “Rojava’da Kürt tarafların uzlaşısına” vurgu yaptı. Hood’un mesajı, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde YPG/SDG ile Barzani/Peşmerge güçleri arasındaki sorunların çözülmesi yönündeydi.

2. ABD Merkez Kuvvetleri (Centcom) Komutanı General Frank McKenzie, çekirdeğinde YPG’nin olduğu Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) ziyaret etti. 21 Mayıs Cuma günü Suriye’de Amerikalı komutan YPG’ye destek pozu verdi. McKenzie Türkiye’nin kırmızı bültenle aradığı YPG’li Mazlum Kobani ile görüştü.

3. The Washington Post gazetesi McKenzie’nin geçen pazar günü Riyad’da verdiği mesajlara geniş yer ayırdı. Kenzie burada, ABD’nin Orta Doğu’da varlığını azaltarak Rusya ve Çin’le büyük güç rekabetine odaklanmasının bu iki güce Orta Doğu’da etkilerini genişletme fırsatını tanıyacağını söyledi.

Amerikan yetkililerinin bu açıklama ve ziyaretleriyle kısa ve orta vadede Suriye ile Orta Doğu’dan çekilme planları olmadığı mesajı verildi. Bu gerçek göz önüne bulundurulduğunda Türkiye’nin Suriye’deki YPG oluşumuyla mücadele konusunda Amerika’yı dengeleyici güç arayışına girmesi de muhtemel seçenekler arasında. Bu tabloda YPG sorununun çözümünde, ülkesinin bölünmesini engellemeye çalışan Şam yönetimiyle Ankara’nın ilişki kurup kurmaması belirleyici önemde olacak.