CGTN / Andrew Korybko

Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergei Ryabkov, 21 Kasım’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yapılacak gelecek zirve ile ilgili hazırlıkların devam ettiğini teyit etti.

İki lider ilk kez geçen yıl Cenevre’de görüşmüş ve stratejik ve siber güvenlik konularında iş birliği yapma konusunda anlaşmıştı. O zamandan bu yana, bu konularda başlangıç kabilinden ilerlemeler sağlandı ancak Doğu Avrupa bir kez daha iki ülke arasında bir gerginlik kaynağı haline geldi. Şu anda ABD’nin yanlış bir şekilde birbirine bağlı olduğunu ve Rusya tarafından gizlice kışkırtılıyor göstermek istediği iki bölgesel kriz var.

DOĞU AVRUPA GÖÇMEN KRİZİ

İlk kriz Doğu Avrupa göçmen krizi ile ilgili. Bu yüzyılın başından bu yana ABD’nin öncülüğündeki savaşların harap ettiği Müslümanların çoğunlukta olduğu ülkelerden gelen birkaç bin insan Avrupa Birliği’ne (AB) gitmek üzere Belarus’a gitti ve Polonya sınır muhafızları tarafından zorla durduruldu. Varşova bu insanların insan haklarını geniş biçimde ihlal etmekle suçlanıyor.

İkinci kriz ABD’nin Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmeye hazırlandığı iddiaları etrafında dönüyor. Sadece Kremlin beklendiği üzere bunu reddetmiyor, Ukrayna yetkililerinin aksini düşünmesine rağmen, Ukrayna Sınır Muhafızları Servisi Sözcüsü de bunu reddediyor. Rusya İstihbarat Servisi’nin Nazi propaganda bakanı Joseph Goebbels’in verdiği propaganda savaşına benzettiği bu üretilen krize tepki olarak CNN, ABD’nin Ukrayna’ya daha fazla silah ve hatta askeri danışmanlar göndermeyi düşündüğünü bildirdi.

Doğu Avrupa’da jeostratejik durumun son zamanlarda ne kadar karmaşık hale geldiğini dikkate alarak, özellikle ABD’nin Ukrayna için askeri planlarının yanı sıra Rusya’nın NATO’nun bölgesel mülteci krizini Moskova’nın Belarus’taki karşılıklı savunma müttefiki üzerine baskı yapmak için kullandığı endişelerini akılda tutarak, dünyanın bu bölgesinin planlanan Biden-Putin Zirvesi’nde önemli konulardan biri olacağı açıktır. Bu ayrıca toplantılarını tamamlamalarına ek bir aciliyet getiriyor.

WASHINGTON, UKRAYNA’YA SİLAH GÖNDERME KARARINI GÖZDEN GEÇİRMELİ

İki liderin daha önceki görüşmeleri, genel ilişkilerinin hatlarını belirleyen stratejik silahların kontrolü ve siber güvenlik gibi geniş konularda iş birliği yapmak için anlaşmalarıyla sonuçlanmıştı. Dolayısıyla, Doğu Avrupa’da devam eden artan gerginlikler olmadan da bu önemli bölgede rekabetlerini nihayet sorumlu biçimde düzenleyerek iş birliklerini daha da ilerletmeleri doğaldır. Bunu yapmazlarsa, her zaman birbirleriyle anlaşmazlık içinde olacaklar ve böylece daha önce yaşadıkları ilerlemeleri geriye döndürme riskine girecekler.

İki ülkenin Doğu Avrupa göçmen krizini çözebilecekleri araçlar belirsiz çünkü bu sorunun çözümü nihayetinde, bu binlerce insan AB’ye geçmek isterken neden sadece Belarus’ta olduklarını anlamak için AB’nin iş birliğini gerektirecek. Polonya ABD’nin kıtadaki en önemli müttefiklerinden biri dolayısıyla ABD, Polonya’yı bu göçmenlerin geçişine karşı gösterdiği sert muhalefeti yumuşatıp sonunda onların topraklarından Almanya’ya geçmesine izin vermeye cesaretlendirebilir.

AVRUPA’DA İSTİKRAR MÜMKÜN MÜ?

Ukrayna’ya gelince, Rusya Dışişleri Bakanlığı kısa süre önce Fransa ve Almanya’nın Moskova’nın Donbass barış planını kısa süre önce engellemeleri ile ilgili tutumunu çarpıttıkları ile ilgili diplomatik notları benzeri görülmemiş biçimde yayınladı. ABD bu görüşmelerin resmen bir parçası olmasa da NATO’daki ortaklarını Rusya’nın Ukrayna’daki barış planlarını engellemelerini yeniden düşünmeye cesaretlendirmek için etkisini kullanmak isteyebilir.

Bunlara ek olarak, ABD devam eden göçmen krizine tepki verme bahanesi ile Belarus sınırına NATO’nun potansiyel bir yığınak yapmasını desteklemeyi reddederek bir olumlu örnek oluşturabilir. Sadece bu değil, ayrıca Washington için Ukrayna’ya silah ve askeri danışman gönderme kararını yeniden gözden geçirmesi akıllıca olur. Bunu yapmamak ABD ve Rusya için geçen yazdan bu yana yaptıkları gibi rekabetlerini sorumlu biçimde düzenlemelerini büyük ölçüde zorlaştıracaktır.

Toparlamak gerekirse, gelecek haftalarda yapılması planlanan ikinci Biden-Putin Zirvesi neredeyse kesin bir şekilde bu iki Doğu Avrupa krizine odaklanacak. Bu iki liderin toplantısının amacı bir kez daha tıpkı yaklaşık 6 ay önce son kez görüştükleri gibi bu krizleri çözmek için somut bir sonuca ulaşmak olacak. Eğer başarılı olurlarsa o zaman ortak çabaları Avrupa’da istikrarı büyük ölçüde yeniden kuracak.