Haber: Mehmet Kıvanç

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) önde gelen basın kuruluşları, Biden yönetiminin soykırım iddialarını kabul etmeye hazırlandığını yazdı. New York Times ve Washington Post gazetelerine konuşan yetkililer, Biden’ın 24 Nisan’da soykırım iddiaları hakkında Ermeni lobilerinin taleplerine uygun bir açıklama yapacağını söyledi.

ABD’de yaşayan gazeteci Ali Çınar, 24 Nisan’da ABD Başkanı Biden’ın büyük olasılıkla “soykırım” ifadesini kullanacağını dile getirdi. CRI Türk’e konuşan Çınar, ABD’de Ermeni diasporasının yürüttüğü kampanya ile ilgili şu bilgileri verdi:

“24 Nisan Cuma günü Başkan Biden’ın sözde Ermeni soykırımı konusunda açıklamasını bekliyoruz. Şu anda Beyaz Saray’dan veya Dışişleri Bakanlığından ‘Biden bu kelimeyi kullanacaktır.’ diye bir açıklama gelmedi. Ancak bizim de konuştuğumuz kaynaklar ve dün New York Times’ta çıktığı gibi Biden’ın bu kelimeyi kullanacağı yönünde bir hava var. O nedenle Biden, seçim döneminde verdiği sözleri tutmuş olabilir.”

“BU İFADE SEMBOLİK”

Geçmiş ABD başkanlarından Ronald Regan’ın “soykırım” kelimesini kullandığını hatırlatan Çınar, Ermeni lobisinin bu ifadeden yola çıkarak yeni bir kampanyaya başlayabileceğini kaydederek şunları aktardı:

“ABD’nin bu soykırımı tanıması sembolik olur. Zira 1980 yılında Ronald Regan, bu sözcüğü ‘soykırım’ kelimesini kullanmıştı. Aslında bu ifadeyi kullanan ilk başkandı. Başkanlar artık yıllık olarak bu konuda açıklama yaptığı için Biden’ın da bu kelimeyi kullanması ilklerden olacak. Sembolik olur, bir yaptırımı yok. Ancak bu Ermeni diasporasının motivasyonu artırır. Yerel eyaletlerde bunu örnek göstererek tazminata gidecek bazı adımları olabilir diasporanın. Tabii diğer ülkelere de örnek olabilir. Şu ana kadar 29 ülke bu sözde soykırımı tanımıştı. Bunu uluslararası düzeyde istedikleri şekilde kullanacaklar. ‘Bakın Beyaz Saray tanıdı, siz de tanıyın’ diye diğer ülkelere baskı yapılacak. Ermeni diasporasının burada Türkiye’ye karşı ekonomi, ticaret, eğitim gibi birçok konuda Beyaz Saray’ın kararını örnek göstererek Türkiye’yi zorlayıcı bazı adımlar atabilirler.”

AMERİKA’DA TÜRKİYE KARŞITI HAVA

Ali Çınar, Amerikan devlet sistemindeki Türkiye aleyhine olan yaklaşım hakkında ise şöyle konuştu:

“Biden zaten tek dönem görev yapacak gibi görünüyor. Bir kaygısı yok. Ermeni lobilerinin ve Kongre’nin büyük bir baskısı var. İlk defa kongrenin birlikte olduğunu görüyoruz. 107 tane temsilciler meclisi üyesi Başkan Biden’a ‘tanı’ mektubunu yazmışlardı. Bu mektuba imza atanlar arasında Türk Dostluk Grubu üyelerinden bile isimler var. Geçen ay da 30’un üstünde senatörün mektubu vardı. Bu konuda Kongre baskısı daha artmış durumda çünkü daha fazla birliktelik var. Aynı şekilde Türkiye ile zaten belli sıkıntılar var. Bu nedenle Biden sözünde durabilir. Türkiye’ye karşı mesafeli bir Biden yönetimi var. Aynı şekilde belli devlet kurumlarının Beyaz Saray’a telkini olmadığını görüyoruz. Eskiden olan ‘Türkiye, NATO ülkesi aman böyle demeyelim.’ tarzında telkinlerin çok olmadığını görüyoruz. Ayrıca Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in de California’dan Ermeni diasporasının güçlü olduğu yerden geldiğini unutmayalım. Toplam olarak baktığımızda Biden’ın tanıyacağı doğrultusunda görülüyor.”

“PERİNÇEK – İSVİÇRE KARARI NE YAZIK Kİ GÜNDEME GELMİYOR”

Çınar, Türkiye’nin haklı tezlerinin tescil edildiği Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararı’nın ABD gündeminde yer almadığını söyleyerek, “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin soykırım iddialarını çürüten Perinçek-İsviçre Davası Kararı Amerika kamuoyunda hiç yer bulmuyor. Amerikan kamuoyunda maalesef bunlar gündeme gelmiyor. Ermeni diasporasının baskısıyla bu konu tek taraflı olarak Amerikan kamuoyuna şişiriliyor.” ifadelerini kullandı.

ABD’de etkin lobi faaliyetlerinde bulunan ve Turkish Heritage Organization (THO) Başkanı olan Çınar, son olarak “milli duruş” ve “birlik” konusunda da çağrıda bulunarak, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye bunun milli bir konu olduğunu dünyaya tekrar göstermeli. Biden’ın 100 gündür aramaması sıkıntı yaratıyor. İki tarafta da diyalog ve güven sorunu var. Türk toplumu birlik beraberlik içinde dünya kamuoyuna mesajını vermeli. Güçlü PR yapılmalı. Türkiye’nin sesinin Amerika’da güçlü bir şekilde duyurulması gerekiyor. ABD’deki Türk diasporası da parçalanmış durumda. Bunu da belirtmekte fayda var.”