Global Times / Ding Gang

Washington Beijing’i Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) “en ciddi rakibi” olarak belirlediğinde Beyaz Saray’daki düşünce kuruluşları, ABD toplumunun yüzeyinde gizlenen bir iç sorunun başladığını tahmin edemediler.

Salgın nedeniyle, meydan okuma daha erken ve daha şiddetli geldi. Gittikçe daha fazla genç Amerikalı, işlerine “tutsak” olmak istemiyor. İşe karşı tutumları ise önceki jenerasyonlardan tamamen farklı yani bir anti-work fırtınası geliyor. Ne yazık ki, bu fırtına tam 1 trilyon dolarlık altyapı faturası uygulanmak üzereyken meydana geldi. ABD Başkanı Joe Biden, çalışmanın önemini yeniden düşünen genç Amerikalı nesliyle karşı karşıya. Mayıs ayında Business Insider, “Amerika’nın iş gücü kıtlığının ardındaki gerçek, çalışmayı yeniden düşünmeye hazır olmamamızdır” başlıklı bir makale yayınladı.

GENÇ AMERİKAN KUŞAĞININ İŞE BAKIŞ AÇISI AÇIKÇA DEĞİŞİYOR

İthal mallar, ABD limanlarına ve havaalanlarına akmaya devam ediyor. Ancak otoyol sıkıntısı çekmemesin rağmen ülke, şoför ve yükleme işçisi eksikliği nedeniyle evlere Noel hediyeleri dağıtamıyor. ABD ulaştırma endüstrisi, yaklaşık 60 bin sürücü eksiğiyle dört yıldaki en kötü iş gücü sıkıntısıyla karşı karşıya. Bu sadece belirli bir sektörün sorunu değil. ABD Çalışma Bakanlığına göre, ağustos ayında 4,3 milyon kişi işini bıraktı ve açık işlerin sayısı temmuz ayındaki 11,1 milyonun biraz altına denk gelerek 10 milyonun üzerinde kaldı. İşlerini eylül ayında bırakanların sayısı ise 4,4 milyona ulaştı. Bu 20 yılın en yüksek rakamı.

Görünüşe göre, tek neden daha yüksek ücretli bir iş bulma arzusu değil. İki yıl önce, Walmart kamyon şoförlerini işe alırken onlara yılda yaklaşık 90 bin dolar maaş teklif etti. Eskiden kamyon şoförü olan bir arkadaşım böylesine cömert bir teklifin ardındaki gizemi şöyle açıkladı: Bugünün genç Amerikalılarından kim bu tür zor işleri yapmak ister? Ayrıca birçok başka sebep var. Bazı insanlar daha iyi sağlık sigortası istiyor ve salgın sırasında işini kaybeden bazı yaşlı çalışanlar erken emekli olmaya karar verdi. Birçok kişi esnek bir çalışma programını veya uzaktan çalışmayı tercih ediyor. Bazı çalışanlar, salgın sonrası işlerin normal akışına döndükten sonra sabit çalışma düzenine alışamadı.

Yazar Farhad Manjoo, ekim ayında New York Times’ta yayımlanan “Hayalindeki bir işle bile, anti-work olabilirsin” başlıklı bir makalesinde, “Günlük hayatın aniden yeniden düzenlenmesiyle pandemi birçok insanı Amerikanlığa uymayan bir şekilde eğlendirmeye teşvik etmiş olabilir.” dedi. “Toplumumuz işe tamamen takıntılı, hayatta anlam elde etmenin tek yolu istihdam değil ve bazen hiç iş sahibi olmamak, kötü bir işten daha iyidir.”

BİR ÜLKENİN KALKINMASI BÜYÜK ÖLÇÜDE HALKININ ÇALIŞMA RUHUNA BAĞLIDIR

Genç Amerikan kuşağının işe bakış açısı açıkça değişiyor. Eski nesil çalışmayı hayatın ve aile mutluluğunun temeli olarak görürken, yeni nesil maaş için çalışmayı “zihin ve ruh hapishanesi” olarak görüyor ve böylesi bir zihinsel hapishanenin kırılması gerekiyor. Zihniyet değişikliğinin sonucunda bir yandan iş gücü sıkıntısı ortaya çıktı, fakat diğer yandan çok sayıda Amerikalı kendilerine daha uygun bir iş beklemeye başladı. ABD’deki en büyük küçük işletme birliği olan Ulusal Bağımsız İşletmeler Federasyonu (NFIB) tarafından eylül ayında yapılan bir ankete göre, küçük işletme sahipleri mevcut açık pozisyonların yüzde 51’inin dolduramadıklarını bildirildi.

İşin keyfini sürmek ve “anlamlı” bir iş aramakta yanlış bir şey yoktur. Ancak böyle bir atmosfer tüm topluma nüfuz ederken, Başkan Biden’ın altyapı planını kim gerçekleştirecek? Lojistik, catering, imalat ve diğer endüstrilerde sıkıcı ve tekrarlayan düşük ücretli işlerde çalışmaya veya ağır fiziksel işler yapmaya istekli daha fazla genç Amerikalı olacak mı?

ABD anti-work hareketi, on binlerce Çinli işçinin Covid-19 salgınının ortasında inşaat, ulaşım, salgın önleme ve imalat sektörlerinde çalışmaya devam ettiği Çin’deki sahneyle keskin bir tezat oluşturuyor. Bir ülkenin kalkınması büyük ölçüde halkının çalışma ruhuna bağlıdır. Kurumların ve hükümetin ekonomiyi canlandırma hedeflerine ulaşılıp ulaşılamayacağı, insanların bu amaca yönelik çaba gösterme konusundaki istekliliğine de bağlıdır. Çin ve ABD arasında gerçekten rekabetçi bir ilişki varsa, bundan sonra önemli olan iki ülkenin gençlerinin sırasıyla işlerine nasıl davrandıklarıdır.