Türkiye’nin komşularından İran’ın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile yaşadığı nükleer kriz, Orta Doğu bölgesi için önemli konulardan biri. İran ile ABD’nin Orta Doğu coğrafyasında izledikleri politikaların her iki ülkedeki yönetim değişiklikleriyle değişim gösterip göstermeyeceği merak ediliyor.

Marmara Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Serhan Afacan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Afacan, İran ile ABD arasındaki nükleer anlaşma krizi ve İran’da haziran ayında yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi.

ABD, İRAN İLE YAŞANAN SORUNLARI GÖRÜŞMEK İÇİN YENİ CUMHURBAŞKANINI BEKLİYOR

ABD’deki yönetim değişikliğinin ardından, İran ile gerilimin tırmandırılmaması yönünde bir politik mutabakatın varlığından söz eden Dr. Serhan Afacan, gerilimin tırmandırılmamasının yanında gerilimin düşürülmesi konusunda bir adım atılmamasına dikkat çekti.

İran’ın yaptırımların kaldırılmadığı sürece ABD ile görüşmeyeceğini duyurduğunu ifade eden Afacan, “Diğer taraftan ABD ise İran’a ‘Nükleer anlaşmadan geri attığın bütün adımları geri almak zorundasın, ayrıca seninle müzakere etmek istediğim başka şeyler var. Balistik füze meselesi, bölgesel politikalar gibi dolayısıyla biraz daha genişletilmiş bir anlaşma istiyoruz.’ dedi. Dolayısıyla iki ülke arasındaki gerilim şu anda stabil bir düzeyde kaldı. İran elbette bir şekilde ABD’yi baskılamaya çalışıyor. Ancak Biden yönetiminin hiçbir acelesi yok. Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’ın verdiği mesajlar da bu yönde. ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı’nın verdiği mesajlar da yine bu yönde. İran’da haziranda bir seçim olması ABD’nin işleri biraz daha yavaştan almasına neden oluyor.” diye konuştu.

TRUMP VE OBAMA DÖNEMİ İRAN İLİŞKİLERİ

ABD’nin Trump ve Obama’nın İran politikalarından hangisini devam ettirdiğiyle ilgili tartışmalara da değinen Dr. Serhan Afacan, İran ile ABD’nin Obama’nın bıraktığı yerden devam etmediğini vurguladı.

İran’dan bağımsız olarak Biden yönetiminin üçüncü Obama dönemi olarak adlandırıldığını belirten Afacan, “Biden böyle olmayacak, demişti. İran konusunda belki genel bir bakış açısı olarak benzeşiyorlar. O da şu; İran’ı tekrar uluslararası topluma tekrar entegre etme. Çünkü Trump bunun tam aksi yönünde hareket etmişti. Ancak artık İran ile ABD arasındaki ilişkiler 2016 yılındaki gibi değil. Trump radikal adımlar atmıştı. Trump’ın atmış olduğu radikal adımlar Biden’ın da işine geliyor. Belki de işin en kilit noktası bu. İran’ı daha da baskılamak için işine geliyor. Çünkü Trump İran’ı sıkıştırma çıtasını o kadar yüksek bir noktaya çekti ki, Biden buradan geri adım atmak için İran’dan taviz alacaktır. Diğer taraftan Biden, eğer Obama’nın 2015 yılında imzaladığı Kapsamlı Eylem Planı’na arada hiçbir şey yaşanmamış gibi dönerse bu üçüncü Obama dönemi yaftasını daha da güçlendirecektir. Biden bu nedenle ek bir takım tavizler İran’dan koparmaya çalışacaktır.” dedi.

İKİ ÜLKE ARASINDAKİ SORUNLAR 1979 YILINDAKİ ELÇİLİK KRİZİNE KADAR UZANIYOR

ABD’nin Orta Doğu’da denge görevi gördüğü teziyle ilgili yorumda bulunan Dr. Serhan Afacan, ABD yönetiminde kimin olduğundan bağımsız olarak İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasında problemler yaşandığını hatırlattı.

İki ülke arasındaki sorunların 1979 yılındaki elçilik krizine kadar uzandığını anımsatan Afacan, “Bu krizin nasıl yönetileceği konusunda iki kamp oluştu. Bunlardan biri Cumhuriyetçilerin de tercih ettiği İran’ı baskılamak, bölgedeki diğer müttefiklerle iş birliği yaparak İran’ı yalnızlaştırmak. Bunlardan biri İsrail, zaman zaman ABD buna Türkiye’yi alet etmeye çalıştı. Türkiye bu anlamda her zaman dengeli olmaya çalıştı. Trump döneminde de Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkeler kullanıldı. Obama ile belirginleşen Demokratların tavrı ise İran’ı uluslararası topluma entegre ederek, normalleştirmekti. Biden kesinlikle Trump’ın yapmak istediği gibi yapmak istemiyor. Yani İran’ı baskılamak istemiyor bu ölçekte. Kaldı ki Biden, Trump’ın son aylarında gördüğümüz Arap devletleriyle İsrail arasındaki normalleşmeyi de çok desteklemiyor. Dolayısıyla İran’ı biraz daha Orta Doğu politikalarına dâhil edecektir. ABD ile İran’ın Orta Doğu’da ortak hareket edebilecekleri bakış açıları da var. Obama o dönemde İran’da ortak hareket edebilecekleri birtakım zeminler bulmuştu. Biden bunun da farkında dolayısıyla İran’ı biraz daha işin içine dâhil edecek.” ifadelerini kullandı.

İRAN’DA SON DÖNEMLERİN EN KRİTİK SEÇİMİ YAPILACAK

İran’da 18 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimleri hakkındaki görüşlerini aktaran Dr. Serhan Afacan, ABD’nin İran ile yaşanan sorunları görüşmek için yeni Cumhurbaşkanı’nı beklediğini bildirdi.

ABD ile İran arasındaki Kapsamlı Eylem Planı görüşmelerinin bugün başlaması halinde aylar süreceğini kaydeden Afacan, “Hatırlarsanız 2016 yılının Ocak ayında anlaşma devreye girdiğinde İran şöyle bir pozisyonda buldu kendini; ‘İran bir başkanla müzakere etti ve diğer başkan geldi anlaşmayı sevmedi.’ Dolayısıyla fiilen anlaşma akim kaldı. ABD aynı pozisyona düşmek istemiyor. Şöyle şeyler söyleniyor İran hakkında; ‘Cumhurbaşkanı kim olursa olsun İran’da zaten Devrim Rehberi (İran Dini Lideri Ali Hamaney) belirliyor ülkenin gidişatını.’ Orası kesin ancak kiminle müzakere ettiğiniz çok önemli. Biden kesinlikle haziran ayındaki seçim sonuçlarını görmek isteyecektir. Ruhani, iki dönem seçildiği için gidiyor, Ahmedinejad bir atak yapıyor tekrar siyaset sahnesine dönmek için ancak sistem ona çok iyi bakmıyor. Daha önce de 2017 yılında veto edilmişti. Ben İbrahim Reisi’yi düşünüyorum, bir önceki seçimde Hasan Ruhani’nin de rakibi olmuştu. Muhafazakârların önemli bir adayı olduğunu düşünüyorum. Şu anda İran’da yargı erkinin başında. İran’da bütün seçimler için söylenir ‘kritik seçimdir’ diye ancak bu seçim gerçekten kritik. Çünkü biliyorsunuz Ali Hamaney son derece yaşlı, sağlık durumuyla ilgili devamlı spekülasyonlar var. Muhtemelen bu seçimler İran’da sadece Cumhurbaşkanlığını değil, sistemin gidişatını geniş anlamda belirleyecek sonuçlara gebe gibi duruyor.” değerlendirmesinde bulundu.