Prof. Dr. Mehmet Şişman, CRI Türk’te Samet Demir’in hazırlayıp sunduğu “Ekonomi Basını Özel” yayınına konuk oldu. Şişman, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) G7 ve NATO Zirvesi’nde gündeme getirdiği küresel kurumlar vergisini, Türkiye ve ABD arasındaki görüşmelerin ekonomik yansımalarını, son olarak ise ABD’deki artan enflasyonun küresel ekonomiyi tehdit etmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Küresel kurumlar vergisinin küreselleşmenin bir sonucu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Şişman, asgari yüzde 15 kurumlar vergisinin sağlanmasının devletlere kaynak sağlanması açısından önemli olduğunu kaydetti.

Bu vergilendirme şartlarının nasıl uygulanacağının tam olarak belirginleşmediğini ifade eden Şişman’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Nasıl ve kim tarafından uygulanacağı tam olarak ortaya yok. Fakat en azından bunun tartışılmaya başlaması, G7’ye gelmesi önemli bir şey. Bu ülkelerin kurumlar vergisi indirimini yapmasını engelleyici bir şey de olabilir. O anlamda biraz daha eşitliği gözetici olması beklenebilir.

Kayıt dışını artırması beklenebilir. Bu da tabii olumsuz bir şey. Olumlu yönleri daha fazla olmakla birlikte kimin tarafından nasıl uygulanacağı belirsiz bir konu. Uluslararası şirketlerin vergilendirilmesi lazım, bu şart.

TÜRKİYE’NİN NATO VE ABD GÖRÜŞMELERİNİN EKONOMİYE ETKİLERİ

Türkiye’nin NATO’daki kilit öneminin farkına varılmış. Sonuç bildirgesinde de bunu söylemişler. Çünkü küreselleşme bölgeselleşmeyi de öne çıkardı hakikaten. Türkiye’nin de bazı vazgeçilmez tarafları var. Burada Türkiye’nin ABD ile olan, Batı ile olan sorunlarının siyasi düzlemde tartışılması önemli. Bunun iktisadi boyutunu soruyorsanız, özellikle olumsuz etkilememesi önemli. Dışarıdan gelecek bir sermaye çıkışını engellemesi açısından önemli olabilir. Uluslararası tekellerin NATO içindeki ülkeler tarafından olduğunu biliyoruz. O açıdan en azından bu olumlu tarafı. Fakat yine de bizim gibi ülkeler kendi sorunlarıyla baş başa. Buradaki siyasi ve askeri kararların ekonomiyi olumlu etkileyeceğini tam olarak bilemeyiz. Burada kendi sorunlarımız var, bu sorunları kendimiz halletmeliyiz.

Buradaki olumlu etki de zamana bırakılacak bir etki, yani mesela ‘Halkbank davasında Türkiye’nin eli biraz daha rahatlamış olabilir mi?’ diye soruyoruz, bu siyasi yumuşama sonucunda. ‘Bu S-400’lerin dondurulması acaba ekonomi açısından dezavantajı yok ediyor mu?’ diye soruyoruz, ‘bu sermaye çıkışlarını engeller mi?’ diye soruyoruz ve burada şimdilik olumsuz yanıtlar almıyoruz. Ama dediğim gibi bu bizim işsizlik ve enflasyon sorunumuzu çözecek bir durum değil. Kendi iktisadi sorunlarımızla baş başa kaldık onları çözmek için odaklanmak gerekir. Orada da yeni iktisadi modeller tartışmak gerekir.

ABD’DEKİ YÜKSEK ENFLASYON SONUCUNDA FED SON BAHARDA FAİZ ARTIŞINA GİDEBİLİR

Amerikan enflasyonunun hızla gideceğini tahmin etmiştim. Kendileri de bunun kısa süreli olduğunu söylüyorlar ama ben buna katılmıyorum. Çünkü çok para zerk edildi ve bu paranın çekilmesi kolay bir şey değil. 2008 krizinin çok ötesinde bir para zerk edildi. Tabii acil bir konuydu ama bu enflasyona neden olacak. ‘Altyapı yatırımları da yapacağım’ diyor, tabii enflasyonun olmaması mümkün değildi. Bu daha da ilerleyecektir.

Bu sene başındaki açıklamayı revize edeceklerdir. Ben bu senenin sonuna doğru faizlerde bir ilerleme bekliyorum. Yazı beklerler belki toparlanır mı acaba, diye. Ancak çok kemikleşmiş bir durum olmasa da enflasyonların aşağı inme eğilimi yok. Hatta yukarı çıkma durumu daha güçlü dünyada ve Türkiye’de. Amerikan enflasyonu aslında tedarik zincirlerinden de etkileniyor. ABD’nin ithalatına baktığınızda fiyatlar da yüksek. ABD enflasyon ihraç ettiği kadar enflasyonu ithal de ediyor. O yüzden ABD’nin enflasyonunun öyle kolay kolay düşeceğini sanmıyorum. Bu parayı toparlamaya çalışacaklar, altyapı yatırımlarını da düşündüğünüzde de, faiz artımına gideceklerdir. Bu kadar çok eksi reel faizle gidemezler. Bu sermaye için büyük sorunlar yaratır. Sonbahardan itibaren bunu bekliyorum ama şiddetini bilemem. ABD ekonomisini radarımıza aldık, daha çok izlenmesi gereken bir ekonomi haline geldi. ABD’de de kriz çıkmayacak, diye bir şey yok. ABD ekonomisi de krizlere yatkın bir ekonomidir.

Gelişmekte olan ülkeler için hiç de iyi şeyler değil bunlar. Çünkü dünya dolara zerk edilmiş durumda, gelişmekte olan ülkeler, para çekildiği durumda bunu etkisini göreceklerdir.”