Gelecekte Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkileri muhtemelen çağımızı en derinden etkileyen ilişkilerden biri olacak. Biden döneminde Çin-ABD ilişkilerinde en ihtiyaç duyulan şey nedir?

Çin’de bir düşünce kuruluşunda araştırmacı olarak görev yapan Slovenya eski cumhurbaşkanı Danilo Türk, kısa süre önce CGTN’e verdiği özel röportajda Joe Biden’ın göreve başlamasından sonra, Çin ile ABD arasındaki ilişkilerin nereye gideceğine değinerek bu ilişkiye sakin bir hava getirilmesi gerektiğini vurguladı.

Danilo Türk, “Önümüzde muhtemelen zor bir dönem olacak, bu dönemde sakinlik çok önemli rol oynayacak. Çünkü dürtü, korku ve kızgınlığı çok kolay uyandırılabilir.” dedi.

Dünyada çok sayıda ülke ve bölgenin artık aktif rol oynayabildiğini hatırlatan Türk, Avrupa Birliği’nin (AB) birçok üye ülkesinin de tarafların soğukkanlı bir tavırla iletişim kurması çağrısında bulunacağı inancını dile getirdi.

Türk, “Taraflar, ortak menfaatlerini bulmak için yeterince soğukkanlı olmalıdır. AB perspektifinden, transatlantik ilişkileri, Avrupa ile ABD arasındaki ilişkileri ve Avrupa ile Çin arasındaki ilişkileri ele alıyoruz, rasyonel seslerin tüm duruma hakim olmasının sağlanılması için çaba göstereceğiz. Dünya ülkeleri somut eylemlerle bu sakinliği elde etme sorumluluğunu üstlenmelidir.” dedi.

Ancak Çin ile ABD arasında hala potansiyel fikir ayrılıkları var. Örneğin, Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, daha önce “Davos Gündemi” diyaloğunda Çin’in diğer ülkelerin (uluslararası düzeyde) “küçük çember” oluşturmasına karşı olduğunu söylemişti. Buna rağmen ABD Başkanı Joe Biden ABD’nin liderlik konumuna yeniden dönmesi için güçlü bir ittifak kurulmasının son derece önemli olduğunu defalarca vurguladı.

İki ülke liderlerinin adı geçen ifadelerinin gelecekteki iki ülke arasındaki ilişkiler için ne anlama geldiğine değinen Türk, bunun sadece Çin-ABD ilişkilerinde hassas bir nokta değil, aynı zamanda küresel güvenlik ve iş birliği alanında da hassas bir nokta olduğunu belirtti.

ABD’nin diplomatik alanda her zaman benzer düşünen ülkeler bulmayı ve küçük bir Amerikan yanlısı ülkeler çemberi oluşturmayı sevdiğine dikkat çeken Türk, “Bunu yapmakta bir sorun yok, ancak ABD bunu genel kabul görmüş normatif çerçeveye uygun olması ön şartıyla gerçekleştirmelidir. Saldırıya uğramayan bir ülkenin savunma ittifakını harekete geçirmek gerekçesine sahip olmadığını düşünüyorum, bu gerçekten hareket etmeliyiz. ABD’nin 2001 yılında terörist bir saldırıya uğradığında, kendini savunma mantığını benimsemesi anlaşılabilirdi. Ancak 20 yıl geçti, küresel güvenlik durumuna ölçülü ve sakince bakmalı ve durumu değerlendirirken abartılı ifadelerden kaçınmalıyız.” ifadelerini kullandı.

Dost arama ve ittifak kurma davranışlarının çok objektif bir değerlendirilmesi  gerektiğini savunan Türk, ittifakların bir tür güvenlik sorununa dönüşmesine izin verilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.