China Daily / Shen Minghui

Ticaret Bakanlığı pazartesi günü, Çin’in Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması’nı imzalayan ilk ülke olduğunu açıkladı. Tayland’ın da anlaşması onaylaması ve diğer 13 ülkenin de bu yıl sona ermeden önce onaylayacaklarını vurgulamaları ile birlikte, anlaşmanın 1 Ocak 2022’de yürürlüğe girmesi garanti altına alınmış oldu. Birçok kişi Joe Biden yönetiminin, özellikle eski Başkan Barack Obama “Asya’ya yöneliş” politikası benimsediği için, en büyük bölgesel ticaret anlaşmasına karşı hangi tutumu benimseyeceğini soramaz.

Biden yönetimi, bu ay 1,9 trilyon dolarlık koronavirüs yardım paketini onayladıktan sonra, altyapıyı güçlendirmek, iklim değişikliği ile mücadele etmek ve ekonomik eşitsizlikleri azaltmak için 3 trilyon dolar harcamayı düşünüyor. Bu Biden’ın ekonomik toparlanmaya yüksek öncelik verdiğini gösteriyor.

Bu yüzden, Biden ticaret politikasını daha büyük bir ekonomik politikanın bir parçası olarak görebilir. Biden, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) alım gücünü artırmak, iç üretimi güçlendirmek ve yeni teknolojiler için pazar yaratmak adına ocakta “Made in America” idari kararını imzaladı. Bu kendisinin, selefi Donald Trump’a göre, ABD sanayilerinin küresel rekabetçiliğini artırma ve daha fazla denizaşırı pazarlar keşfetmeye daha fazla odaklandığını gösteriyor. Ek olarak, Ticaret Bakanlığı uluslararası ticareti artırarak 39 milyon, yatırımları artırarak da 12 milyon yeni iş yaratılabileceğini açıkladı. Ayrıca değişik bakanlıklar da bu amaçları gerçekleştirmek için birlikte çalışacak.

BIDEN EKONOMİK TOPARLANMAYA ÖNCELİK VERİYOR

Biden yönetimi uluslararası kurallara ve ABD’nin diğer ekonomilerle ittifakına daha fazla önem veriyor, bu da Trump’ın tek başına davranma yaklaşımından açık bir kopuş. Özellikle, Biden yönetimi Trump’ın “Önce Amerika” politikasını gömmeye ve bunun yerine ABD’nin Asya ve Avrupa ittifaklarını yeniden kurmaya ve bölgesel ve çok taraflı ticarette etkisini yeniden sağlamaya niyetli görünüyor. Biden ayrıca çevre korumaya, iklim değişikliğine ve işçi haklarına daha büyük önem veriyor.

Fakat ABD’nin iç ve uluslararası ticaret politikaları tutarsız, muhtemelen mavi yakalı çalışanlar Biden’ın asıl destekçileri olduğu için. Biden, Trump’ın görev süresi dolmadan bir gün önce kaldırdığı, Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) yapılan alüminyum ithalatını yüzde 10’luk gümrük vergisini 1 Şubat’ta tekrar koydu, görünüşte sendikalara ticaret konusunda sert bir tutum aldığını söylemek için. Bu Biden yönetiminin müttefikleri ile iş birliğini derinleştirdiğini iddia ederken, belirli gruplara yaranmak için ticaret korumacılık önlemlerinin bazılarını güçlendirdiği anlamına geliyor. Bu da laf arasında, ABD ve diğer ekonomiler arasındaki iş birliğinin boyutunu sınırlandıracaktır.

Trans-Pasifik Ortaklık (TPP) anlaşması eski ABD Başkanı Barack Obama’nın fikriydi ve 12 ülkeyi içeriyordu. İlk biçiminde, 2016’da imzalanan anlaşma, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 40’ını kapsayarak, dünyanın en büyük ticaret anlaşması olacaktı. Ama Trump, ABD’yi 2017’de göreve başladıktan kısa süre sonra TPP’den çekti. Bu hareket geri kalan 11 ülkeyi yeniden müzakereler yapıp Mart 2018’de Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve Gelişen Anlaşma’yı (CPTPP) imzalamak zorunda bıraktı.

Ancak Biden’ın yakın gelecekte Asya-Pasifik ülkeleriyle herhangi bir ticaret anlaşması müzakeresinde bulunması muhtemel değil, çünkü ilk olarak yeni koronavirüs salgını, ekonomik durgunluk ve artan ırkçılık gibi iç sorunlara odaklanması gerekiyor.

BIDEN’IN YENİ TİCARET POLİTİKASI

Bu nedenle Biden’ın ilk önceliği, muhtemelen yeni teşvik planları ve altyapı inşaatları yoluyla ekonomik toparlanmayı güçlendirmek olacak. Ama bunun olması için de yönetimin ekonomik toparlanmayı desteklemek için güçlü bir ticaret gündemine ihtiyacı var.

Ayrıca, seçim politikası ABD’nin CPTPP’ye katılmasını ya da diğer ekonomilerle yeni bir mega FTA müzakeresine girmesini engelliyor. 2016 başkanlık seçimlerinde, ticaretin liberalleştirilmesine karşı olan Pennsylvania, Ohio ve Michigan gibi mücadele alanları Trump’ın zaferinde kilit bir rol oynadı. Son seçimde ise bu eyaletler Biden’ı korumacı gündemlerini hatırlattı. Bu haliyle, Biden yeni ticaret politikasını dikkatli biçimde tartışma sözü verdi ve yönetimi çevre korumasını güçlendirmeden ve işçi haklarını sağlamadan önce herhangi bir ticaret müzakeresine girmeyecektir.

Bunun yanı sıra, Ticareti Destek Otoritesi (TPA) ya da başkana süratle uluslararası ticaret müzakereleri yapma gücü veren ve kongrenin denetimini kısıtlayan hızlandırma yetkisi Temmuz 2021’de sona erecek. Eğer TPA yenilenmezse, yeni bir anlaşmanın Kongre’den geçirilmesi yönetim için çok zor bir iş olacak. Kongre hem Obama hem de Trump’a bu yetkiyi verdi ve Trump bunu ABD-Meksika-Kanada Anlaşması’nı imzalamak için kullandı.

Dolayısıyla, Biden “CPTPP’ye yeniden katılmaktansa” ilk TPP üyesi ekonomilerle yeni bir FTA müzakeresi yapmayı tercih edebilir. Fakat ABD CPTPP’ye katılsa bile, Kongre’deki Demokratlar ve Cumhuriyetçiler ticaret konusunda farklı görüşlere sahip oldukları için, bundan fazla somut fayda göremez.

Obama’nın başkan yardımcısı olarak Biden’ın desteklediği Avrupa ve Asya-Pasifik ülkeleri arasındaki iki ticaret anlaşması iyi sona erdemi, dolayısıyla birçok Amerikalı politikacı serbest ticaret anlaşmaları konusunda şüpheli davranıyor. Aslında, ABD başkanının ticaret konusundaki tutumu görevde geçirdiği iki ay içinde ılımlılaşmaya doğru yön değiştirdi. Dolayısıyla ABD’nin kısa zamanda CPTPP’ye katılmayacağı ve ticaret anlaşmasının Asya-Pasifik bölgesinde ticaretin yapısını büyük ölçüde etkilemesinin olası olmadığı rahatlıkla söylenebilir.