The Washington Post / David Ignatius

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden yönetimi, Afganistan’dan Amerikalı muharip birlikleri aceleyle ve düzensiz biçimde çektikten sonra, Irak’ta daha dikkatli ve başarılı bir yaklaşım sergiliyor. 

Başkan Biden, Irak’ta en etkili noktayı bulmuş gibi görünüyor; Irak ordusunu eğitebilecek, onlara istihbarat sağlayabilecek ve birçok Iraklı siyasi grubun desteğiyle Irak’ın güçlü komşularına karşı koruyabilecek güçlü, devamlı bir ABD gücü. ABD gücünü stratejik bir fay hattı boyunca en azından bir süreliğine kalıcılaştırmak için düşük maliyetli, sürdürülebilir bir yol. 

Tersine, Afganistan ABD muharip birliklerinin temmuz ayında aceleyle ayrılmasından sonra karışık bir durumda. ABD, Kabil’de istikrarlı bir hükümet, savaşan gruplar arasında bir uzlaşma veya Afganistan’ın güvenliğine bölgesel bir destek olmadan ülkeyi terk etti. ABD’nin Afganistan özel temsilcisi Zalmay Halilzad, geçen hafta salı günü Aspen Güvenlik Forumu’nda “Durum çok endişe verici.” dedi. 

Irak’taki belirleyici fark, Biden’ın, Başbakan Mustafa El-Kazımi gibi zeki bir ortağa sahip olması olabilir. El-Kazımi, geçen hafta Washington’ı ziyaret etti ve İran ile ilişkileri kesmeyi tetiklemeden, Irak’ı Arap komşuları, Avrupa ve ABD’ye daha sıkı bağlayacak bir dizi anlaşmayla geldi. 

El-Kazımi’nin ziyaretinin en önemli ögesi, ABD’nin kalan muharip birliklerini çekeceği, ancak eğitim, istihbarat paylaşımı ve diğer destek faaliyetlerine yardım edebilecek büyük bir gücü tutmasıyla ilgili Washington ile “stratejik ortaklık” olarak adlandırdığı durumdu. El-Kazımi geçen ay bana Bağdat’ta, bazı İran destekli Şii milislerin itirazlarına rağmen, bu tür bir anlaşma istediğini söylemişti. 

Benim için sürpriz, bu anlaşmanın El-Kazımi eve döndüğü zaman Iraklı gruplar tarafından ne kadar sıcak karşılandığıydı. Onaylamalar geçen hafta Irak milliyetçisi Mukteda El-Sadr, farklı eski başbakanlar ve hatta Şii milis lideri Hadi El-Amiri’den geldi. ABD’li ve Iraklı yetkililere göre, Necef kentindeki Ayetullah Ali El-Sistani idaresindeki Şii dini liderliğinin de memnun olduğu söylendi. 

İran, ilkesel olarak herhangi bir ABD askeri varlığına karşı çıkıyor. Ancak Tahran yönetimi, ABD’nin eğitim ve danışman rolünün sürmesine sınırlı bir hoşgörü göstermeye hazır gibi görünüyor. El-Kazımi’nin seyahatinden sonra kaynaklar bana, Tahran yönetiminin Iraklı vekillerine ABD güçlerine yönelik saldırıları kesmesi talimatı verdiğini söylediler. Şii milisler protesto ettiler, ancak çok yüksek sesle değil. İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin, İran’ın yeni cumhurbaşkanı olarak yemin ederek, ABD’nin uyguladığı “acımasız ambargoları kaldıracağı” sözünü vermesi, muhtemelen yakında Viyana’daki nükleer görüşmelere döneceği anlamına geliyor.

IRAK, SON 20 YILIN BÜYÜK BÖLÜMÜNDE ABD’NİN BAŞARISIZLIĞININ BİR HİKÂYESİ

El-Kazımi, Irak’ı ılımlı Arap komşularına doğru hafifçe yanaştırmaya ve devrimci İran’dan uzaklaştırmaya çalışıyor. Bu zekice değişim, El-Kazımi’nin Washington ziyareti sırasında müzakere edilen birkaç anlaşmayla sembolize edildi. Irak, kısmen Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından finanse edilecek bir anlaşma uyarınca, Ürdün’den elektrik satın almayı planlıyor. Irak, Kuveyt üzerinden Körfez Arap ülkelerinin elektrik şebekesine bağlanacak. Irak 2025 yılına kadar doğal gaz kullanmayı durdurmayı ve bunun yerine kendi enerjisini üretmeyi umuyor. Bu üç adım Bağdat yönetiminin elektrik için Tahran’a bağımlılığını azaltacak.  

Irak’ın Arap kimliği, Ürdün Kralı II. Abdullah, Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah El-Sisi ve Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Salman ile yakın ilişkileri sayesinde yeniden ortaya çıkıyor. Irak’ın statüsü, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un, bu ay içinde Bağdat’ta planladığı bir bölgesel zirvede güçlendirilebilir. 

El-Kazımi’nin yurt dışındaki başarısının, ekim ayında yapılması planlanan seçimlerden sonra başbakan olarak yenilenmiş bir döneme dönüşüp dönüşmeyeceğini tahmin etmek zor. Iraklılar Bağdat’ta bana, ülkenin siyasi seçkinlerinin beceriksizliklerinden ve yolsuzluklarından bıktıklarını söylediler. Geleneksel bir partisi veya güç tabanı bulunmayan yeni bir yüz olan El-Kazımi, geçen yıl göreve geldiğinde değişim umutlarını artırmıştı. Ancak Iraklılar birkaç reformun yapılmasından şikâyetçiler. 

Irak hikâyesi, Afganistan’da karmakarışık bir çekilmeden ziyade “bitmek bilmeyen” savaşları çözmenin daha iyi bir yolu olduğunu netleştiriyor. Temel unsurlar güçlü bir ortak, savaşmaya istekli ve savaşabilecek bir ordu, komşuların istikrarın sağlanmasına zarar vermekten ziyade onu inşa etmeye yardımcı olduğu bölgesel bir strateji ve geride kalan bir ABD askeri varlığı. Bu unsurların hiçbiri Cumhurbaşkanı Eşref Gani yönetimindeki Afganistan’da mevcut görünmüyor. Bütün bunların hepsi El-Kazımi’nin Irak’ında gün gibi ortada. 

Irak, son 20 yılın büyük bölümünde ABD’nin başarısızlığının bir hikâyesi oldu ve Biden bu hatalardan bazılarını yaptı. Ancak bu yaz en azından Biden, Afganistan’da trajik yeni hatalar yaparken bile, geçmişte Irak’ta yaptığı hatalardan bir şeyler öğrenmiş görünüyor.