Shanghai Üniversitesinde Çin Dili ve Edebiyatı bölümü yüksek lisans öğrencisi Anıl Solmaz, CRI Türk’te Tunca Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Türkiye ve Çin’in 50 Yılı” programına konuk oldu. Solmaz, Çin dili ve kültürüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Aynı zamanda Shanghai’da Türk Öğrenci Birliği Başkanlığı da yapan Anıl Solmaz, birlik hakkında bilgi verdi. Solmaz, birliğin Çin’de okuyan Türk öğrencilerin daha sistematik bir şekilde çalışmalar yapmasına fayda sağlayan bir üst çatı olduğunu ifade etti.

Türkiye vatandaşı olan her öğrencinin üye olabileceği bir birlik olduğunu belirten Solmaz’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türk-Çin toplumları arasındaki ilişkiye katkı sağlamaya çalıştığımız bir birlik içindeyiz. Şu an örneğin 24-25 Eylül’de ilk defa Türkiye Sinoloji ve Çin Araştırmaları Sempozyumu yapacağız.

Çin’deki Türk öğrenci sayısı toplamda 3 bin ile 4 bin arasında. Özellikle Çin burs konseyinin imkânlarını arttırması Türkiye’den çok öğrenci çekti. Çin’in büyümesi, iş imkânları ve Çincenin değerlenmesi sayıyı artırdı. Bizim de şu an 400 kişi üyemiz var bünyemizde. Türkiye’de Büyükelçilik Çin’deki burs konseyine kefil olan yapı. Çin Büyükelçiliği’nin direkt verdiği burslar da var. 2018’de Çin’e gittim, gitmeden önce de Çin ile ilgili hem siyasi hem sosyoekonomik çalışmalar yapıyorduk. Özellikle Batı’nın kara propagandasına karşı aşımızı vurmuştuk.

Oraya vardığımız zaman gördük ki, çok farklı bir kültür ama ortak noktalarımız da var. Öğrencilerin yemek gibi adaptasyon sorunları oluyor. Sosyal çevre, kullandığımız sosyal medya araçlarını değiştirmemiz gerekti. Bir bakıma izole olup Çin’e gidiyoruz. O yüzden tanıdık birilerinin olması faydalı oluyor. Bir öğrenci için orada bir birlik olması tanıdık olması önemli. Ben ilk bir hafta ‘bir şey yiyemeyecek miyim?’ dedim. Ama bir hafta sonra her şeyi öğrendik, ne kadar kolaymış, dedik.

“ÜSTÜN BAŞARILI YABANCI ÖĞRENCİ” ÖDÜLÜ

Bu, Çin’in her sene uluslararası öğrenciler arasından seçtiği kişilere verilen bir ödül. Bu ödül için üniversitenizin sizin listeye koyması gerekiyor. Bu ödül burssuz öğrenciler için de destek niteliğinde. Bir senelik okul masrafını karşılıyorlar, ödül olarak. Yabancı öğrencilere atanmış bir hoca var sizden sorumlu, her sorununuzu çözen. Akşam dahi mesajlarınıza dönen bir hoca var. Öğretim görevlisi değil fakat orada bir memur, diyebiliriz. O bir öneri sunuyor ve üniversitelerden seçilen öğrenciler ödül için gidiyor. Ben 2021 yılında aldım, bu 2019 ve 2020 yılındaki bütün çalışmalarımızı değerlendiren bir süreç oldu.

ÇİNCEDEN ÇEVİRİ

Geçen hafta Xi Jinping, yabancı öğrencilere bir mektup gönderdi, orada Çin’in tanıtımının yapılmasından bahsediliyordu. O yüzden gerçekten çevirilerimin ödülde payı var. İkinci olarak Çin dili gerçekten Türkçeden çok farklı, eklerin olmadığı bir dil. Birçok anlama gelebiliyor kelimeler.

Terminoloji ilk başlarda çok zor oldu. ‘Bunu nasıl daha düzgün yapabiliriz?’ diye düşündüm. ‘Otağ’ kelimesini mi kullansak ‘çadır’ mı kullansak gibi… Bir bölüm bittikten sonra terminoloji oturduktan sonra kitap akmaya başladı. Çin’deki Türk dillerini çalışıyorum şu an, yoğunluk var ama önümüzdeki süreçte devamı gelecek.

ÜNİVERSİTE İÇİN ÇİN’İ TERCİH ETMEK

Çin’de hem ticaret hem de akademik anlamda farklı farklı ihtiyaçlar var. İş imkânından dolayı insanların Çin’de okuması yararlı oluyor. Çin’i anlamakla ilgili ihtiyaçlar var. Çin’in dünyadaki ikinci ekonomi olması öğrencilerin tercihini etkiliyor. Öğrenciler Avrupa’ya gideceğine Çin’e gitmeye başladılar.

SHANGHAI’DA ÖĞRENCİLİK

Shanghai’ya gideceğimde ‘Çok kalabalık. 30 milyon nüfusu var, İstanbul’un iki katı nüfusu, metroya nasıl bineceğiz, evler küçük mü olacak, nasıl olacak?’ demiştim. Ancak oranın yüz ölçümü de çok büyük. Ben hep trafik var, sanıyordum ama yolları çok iyi geliştirmişler. İnsanlar şehir düzenlemesine, planlamasına önem veriyorlar. Metrolar çok gelişkin, sık sık geliyorlar. Ulaşım konusunda birçok farklı araç var. Yiyecek konusu bir Türk için zor demiştim ilk gittiğim zaman fakat her tarafta Uygur restoranları var. Benim aşçılık geçmişim de var, 5-6 sene İstanbul’da çalıştım. Kesin alışamayacağım Çin yemeklerine demiştim ama alıştım, ortak çok noktamız var.

Çin’de hem doğal güzellikler hem de müzeler çok etkileyici. Nanjing’de ‘Katliam Müzesi’ var, beni çok etkilemişti. Müzenin içinde sergiledikleri şeyler o zamana götürüyor.

Çince hazırlık aldığım dönemde Çinli arkadaşlarım yoktu ancak şimdi bölümdeki tek yabancı benim. Yabancı arkadaşlarım çok genişti, Senegal’den tutun da Alman, Avusturalyalı, Amerikalı, Rus, Pakistanlı çok var. Yabancı öğrenci profili orada geniş yelpazede. Çinliler kendi kültürlerini tanıtma konusunda yabancılara yoğunlaşıyorlar. Biz okurken bizi geziye götürdüler, bize özel konser oldu, nefesimiz kesildi. Çin bunlara değer veriyor, yabancılara karşı da çok sıcaktır. Ev sahiplikleri gerçekten çok iyi. Yabancı öğrenciler, yanlış anlatılan Çin’in gerçek olmadığını görüyorlar. Ben 2018’de gittiğim zaman takside ‘Romantik Türkiye’ diye bir şarkı çalıyordu. Meğer o yıl Çin’de ‘Türkiye yılı’ ilan edilmiş. Vatandaşlarına tatil için Türkiye’yi öneriyorlar. ‘Ben Türküm’ dediğim zaman Çinlilerle daha yakın dost oluyoruz.”