CGTN

Tarihsel kayıtlara bakarsanız, İngiltere’nin siyasi konuları zorlama ve ustaca mesaj verme konusunda uzun zamandır yerleşmiş bir geleneği olduğunu görürsünüz.

Türünde dünyada ilk örnek olan Britanya Yayın Kuruluşu (BBC) meşru haber gibi görünen şeylerin içine siyasi mesajlar yerleştirme konusunda ustalaşmıştır. Bu, “Propaganda ve Kitlelerin İknası” adlı kitabın yazarı Nicholas John Cull tarafından “besleme” olarak adlandırılan bir süreçtir.

Kurum hem 2. Dünya Savaşı hem Soğuk Savaş ve sonrasında Britanya hükümeti için, dış politika amaçlarını doğrudan servis etmek konusunda öncü bir rol oynamıştır.

Bu geçmişe sahip olan BBC Dünya Servisi, özellikle Batı için kilit stratejik öneme sahip alanlarda -örneğin Hong Kong ile Xinjiang-  kamuoyunu Çin’i karşı çevirme amacıyla, geçen birkaç yılda Çin’le ilgili yoğun bir olumsuz haber vermeye girişti. Bunu görünmez ama çok açık bir yanlılıkla, propagandayı meşru haber verme kılığına sokarak yaptı.

BBC’nin yorulmaz biçimde haberleştirdiği bir sorun olan Hong Kong, bu gündemin birincil örneklerinden biridir. Örneğin, 20 Mart’taki bir haberde “Çin kıskacını sağlamlaştırıyor görünüyor” ve “İnsan hakları grupları Çin’i Hong Kong’a müdahale etmekle suçladı” deniyor. Bir ülke kendi toprağına nasıl “müdahale edebilir?” Bu, BBC’nin kentteki ayaklanmaya neden olanları “demokrasi yanlısı protestocular” diye tanımlaması ile çelişiyor, bunlar bir konuyu iletmek için üstü örtülü dilin kullanıldığı yollardan sadece birkaçı.

BBC’NİN GERÇEKTEN UZAK HABERCİLİK ANLAYIŞI

Ayrıca, gösterilere katılanların olumsuz faaliyetlerinin bazılarına inanmayı ya da incelemeyi de reddediyor. Şiddet, yabancı etki, ulusal egemenlik, ayrılık vb. konularında haber vermiyor. Bunun yerine her şeyi “aktivist” tabiri etrafında basitleştiriyor, kentteki olaylarla ilgili yanıltıcı bir tablo çiziyor ve aktivistleri büyük oranda koruyucu bir tonda resmediyor. Kentten uzaklaşanlar “kaçıyor” diye tanımlanıyor, sanki bu sanki bir tür distopyaymış gibi.

Ek olarak, BBC’nin haberciliği ayrıca yasa ile meşru nedenlerden dolayı başı dertte olan değişik aktivistleri yüceltiyor. Örneğin, şu anda ulusal güvenlik suçları ile suçlanmış bulunan Jimmy Lai’den defalarca haberlerde “demokrasi yanlısı” iş insanı diye bahsedildi. BBC sık sık kendisini ve diğerlerini devlet baskısının masum kurbanları olarak tanımladı. Lai’nin ulusal güvenlik yasasını ihlal ettiği gerçeği konusunda herhangi bir inceleme ve açı sunmadı.

Elbette, BBC tarafsızlığı ya da yansızlığı ile ilgili herhangi bir suçlamayı reddetmekte hızlı davranıyor. Eleştiri ile karşılaştığında, BBC’nin kendi “istisnacılık” duygusunun reklamını yapma konusunda bir durumu var. Kendi sözleri ile kendisini “dünyanın en güvenilir yayıncısı” olarak överek, tarafsız ve yansız olduğunu ileri sürerek, o asla yanlış yapamaz.

Ancak eğer kendi haber verme standardından gerçekten eminse bu kadar çok “en güvenilir” olduğu iddiasını tekrarlamak garip bir şey. Ya da bu, belki de izleyicileri öyle olmayan bir şeye ikna etmeye çalışmanın hiç de gizli olmayan bir yoludur.