CGTN / Fiona Sim

BBC’nin Çin ile ilgili son makalesi bir haberden ziyade bir fikir yazısı gibi okunuyor. “Ama, Taklamakan Çölü’nde esen ılık rüzgâr beraberinde kaygı ve değişimi de getiriyor” gibi satırlar kullanan BBC, gerçekle uyum sağlamayan bir masal anlatıyor.

Dört yıl önce 2017 yılında yayınlanan bir televizyon haberine dayanarak hazırlanan makalede Çin, Uygur köylülerini ailelerinden zorla ayırmakla ve ülkenin ortasındaki fabrikalarda çalışmaya zorlamakla suçlanıyor. Çin’e karşı ön yargılı, kötü şöhrete sahip sağcı ideolog Adrian Zenz’e atıfta bulunan BBC’nin güvenilirliği, bu zırva makaleyle yere çakıldı.

KAYNAĞIN MANİPÜLE EDİLMESİ

Makale, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde 19 yaşında bir kadının, 4 bin kilometre uzaktaki bir eyalet olan Anhui’de bir iş olanağı için yerel yetkililer tarafından ikna edilmesine odaklanıyor. BBC videoyu keserek, kadını evden ayrılırken ağladığının görüldüğü klipler göstererek, erkek yetkililerin onu ‘evet’ demeye zorladığını ima ediyor. BBC, aslında göçmen bir işçi olan komşu köyden başka bir genç kadının, 19 yaşındaki kadını iş fırsatını değerlendirmesi ikna ettiğini gösteren gerçek görüntülerdeki sahneleri işe yarar şekilde kesiyor. Bozuk plak gibi aynı şeyleri tekrarlayan BBC, bir kez daha ucuz numaralara başvurdu.

BBC, Çin’in yoksulluğa karşı savaşında gösterdiği başarıları uygun bir bağlama yerleştirmede başarısız oldu. Sadece günler önce, Çin, yaklaşık 100 milyon insanın resmen mutlak yoksulluktan kurtulmasını kutladı. Batılı ülkelerin bakış açısından tuhaf görünebilir ancak göçmen işçiler, Çin gibi gelişmekte olan ülkelerin yabancı olduğu bir durum değil. Kırsal kesimlerde yaşayanlar, kendi bölgelerine göre daha yüksek ücretlerin olduğu yerlerde çalışmak için ülkede genellikle yer değiştirirler. 

Örneğin, Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi, endüstriyel kalkınma sürecinden geçiyor, ancak bölgenin coğrafyası gelişimi engelliyor; tarıma elverişli arazinin eksikliği, az yağış alması, çölleşme ve doğal felaketler. Hangi endüstrilerin geliştirilebileceğine ilişkin ortaya çıkan kısıtlamalar, ekonominin, tarihsel olarak tarıma ve hayvancılığa bel bağladığı bölgenin büyüyen nüfusunu yeterince destekleyemediği anlamına geliyor.

Bundan kurtulmak için Çin’in diğer bölgelerinde gelişen endüstriler, bu fazlalığı karşılayabilmiş ve Xinjiang sakinlerinin yıllık geliri ve istihdamında önemli artışlara olanak sağlamıştır. BBC, İngiltere söz konusu olduğunda, artan yoksulluk seviyeleri ve işsizliğin endişe verici yükselişiyle ilgili haberler yapıyor, fakat Çin’de, devlet öncülüğünde işsizlikle mücadele çabalarını ise açıktan açığa karalamayı tercih ediyor. BBC, neredeyse, yoksulluğun iyi bir şey olduğu, Xinjiang halkının, daha yüksek kaliteli bir yaşamı istemediğine sizi inandırmaya çalışıyor.

Çok sayıda bağımsız haber kaynağı, Xinjiang’dan gelen göçmen işçilerin yaşam koşulları ve fikirleri konusunda haberler verdi. Tek bir tane zorlama ya da gönülsüz çalıştığına dair bir örnek bulunamadı. Göçmen işçilerin, çalıştıkları iş yerlerine yakın bedava ya da sübvanse edilmiş barınma sağlanması, çiftlere ve ailelere özel daireler tahsis edildiğinden ciddi para tasarrufu yaptığı bildirildi. Ayrıca, şirketler, özel yemek yapması ya da şirketin Helal yemek hizmeti sunan kantininden yararlanması için yemek harcırahı ödüyor.

KADIN HAKLARINI ÇARPITMAK

Dünyanın geri kalanına benzer şekilde Çin’in, ataerkillikle mücadele ettiği ve yaşamın bütün alanlarında cinsiyet eşitliğini sağlamak için çalıştığı bir gerçektir. Xinjiang’ın yoksul bölgelerinde, kadınlar, erkeklere göre daha az eğitimli, daha az kazanıyor ve daha az maddi bağımsızlığı söz konusu. 

Bu sadece Çin’e özgü bir olgu değil, Xinjiang için de öyle. Birleşmiş Milletlerin (BM) 5’inci Sürdürülebilir Kalkınma Amacına göre, “Cinsiyet eşitliği sağlanmalıdır ve bütün kadınlar ve kızlar güçlendirilmelidir.” Ayrıca devletlerin, “kadınların, siyasi, ekonomik ve kamusal yaşamda bütün seviyelerde karar almada, tam ve etkin katılımını ve eşit fırsatlardan yararlanmasını sağlaması” gerektiğine işaret ediliyor.

Kadınların tam ve eşit fırsatlara sahip olması için, kadınların ev ortamı dışında bir deneyim yaşaması ve daha fazla para kazanması için olanak yaratılması devletin sorumluluğundadır. Xinjiang’daki Buzaynap gibi genç kadınlar için bu, kendi çıkarlarını, becerilerini, rüyalarını ve yaşamdaki amaçlarını keşfetmesi için ailelerinin dışında bağımsızlıklarını garanti etmesi anlamı taşıyor. Yoksulluğu azaltma planları ve kırsaldaki iş gücü fazlalığını işe alma adımları kadınların tam da bunu yapmasına olanak yaratıyor. Bu işler, devletin desteğiyle mevcut becerilerini geliştirmek ve yenileri geliştirmek için sunulan fırsatlardır.

Bir yetişkin olarak, Buzaynap, yaşamının geri kalanında karar vermek için sadece babasının iznine bağlı olmamalı, bu yüzden BBC’nin makalesinin, ona dış etkilerin ve fikirlerin sunulmasını kötü bir şey olarak sunması inanılmaz.

Dünyanın dört bir tarafındaki birçok kadına seçmesi için fırsatlar sunulmuyor. Ev işleri ve çocuk yetiştirme, içinde bulundukları koşullar nedeniyle maruz kaldıkları tek seçimdir. Çok uzak olmayan bir zaman önce Batı’da kadınlar, bir ücret ödenmeyen ev işleri ya da ev kadınlığı dışında oy, mülk sahibi olma ve çalışma hakları için mücadele veriyordu. Batı’da beyaz kadınlar toplumsal cinsiyet rollerine karşı ve bağımsızlık arayışı için mücadele ettiğinde izin veriliyor, ama nasıl oluyor da Uygur kadınlar sıkıntı içindeki küçük hanımlar gibi gösterilmeden bunu yapamıyor? Çin’deki Uygur kadınları ve bütün etnik gruplardan kadınlar, kendileri için mücadele etmek ve özgürleşmek konusunda yeterince beceriklidirler. Onları yanlış tanıtan meslek ahlakına aykırı davranan Britanyalı haber kaynağı gibi bir “beyaz kurtarıcıya” ihtiyaçları yoktur.