Amerikan yönetimi Çin ile mücadelede daha önce denenen yola tekrar başvurdu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, Trump döneminde başarısız olan yeni tip koronavirüsün kaynağının Çin olduğu iddiasını yeniden gündeme getirdi. Biden, Amerikan istihbarat servislerinden yeni bir rapor hazırlamalarını ve koronavirüsün kökeninin Çin’deki bir laboratuvar olduğu teorisinin araştırılmasını talep etti. Bunun üzerine sadece istihbarat servisleri değil, medya kuruluşları ve akademik çevreler de harekete geçti.

Sosyal medya hesaplarında, Türkiye’deki her iki kişiden birinin Biden gibi düşündüğünü yazan akademisyenlerimiz oldu. Hatta onlardan biri, “yarıya yakını da koronavirüsün yaşlı nüfusu ortadan kaldırmak için çıkartıldığı görüşünde” diyerek Çin “takıntısını” bilimsel görüş makyajıyla sürdürdü.

Çin, Amerikan yönetiminin dikkatleri “ABD’nin pandemiyle mücadeledeki zayıf sicilinden uzaklaştırmak için komplo teorileri yaydığını” açıkladı. Çin Dışişleri Bakanlığının açıklamasındaki, Irak’ın kitle imha silahları hakkında dünyayı yanıltan istihbarat kurumlarının şu anda koronavirüsün araştırılması için kullanıldığı vurgusu önemliydi.

Bu arada Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) mart ayında Covid-19’un kökeni konusunda hazırladığı raporda, salgının bir laboratuvarda başlamış olma ihtimalinin “aşırı derecede az” olduğunun belirtildiğini hatırlatalım.

BBC’DEN YENİ YALAN

Çin ile ABD arasındaki mücadelede “özel bir rol” üstlenen İngiliz yayın kuruluşu BBC de boş durmuyor tabii. BBC’ye göre, duygu analizi için kullanılan yapay zekâ ve yüz tanıma teknolojisi Uygurlar üzerinde deneniyor.

Kaynak bir yazılım mühendisi. Söz konusu yazılım mühendisi, “güvenlik kaygıları nedeniyle kimliğini gizli tutma şartıyla” BBC’nin “araştırmacı gazetecilik programı “Panorama”ya konuşmayı kabul etmiş. Mühendisin çalıştığı şirketin de adı açıklanmadı. Yani BBC hem iddia sahibi, hem de tanık.

BBC’nin şıracıları da hazır, İnsan Hakları İzleme Örgütü, Colorado Üniversitesinden Darren Byler, ABD merkezli araştırma grubu IPVM vb… Başta Karar gazetesi olmak üzere BBC’nin Türkiye’deki “distribütörleri” de haber diye yalanın üstüne atlıyorlar. Karar’da “Dünya genelindeki yaklaşık 800 milyon gözetim kamerasının yarısının Çin’de bulunduğu tahmin ediliyor. Gazeteci Hu Liu hayatının her anının gözetlendiği hissine kapıldığını söylüyor” diye yazıyor. Asansörlerde, kafelerde kameralar varmış. Ne kadar ikna edici değil mi?

Çin’in Londra Büyükelçiliği ise “Uygurları analiz etme özelliği bulunan herhangi bir sözde yüz tanıma teknolojisi diye bir şey kesinlikle yoktur.” açıklamasını yaptı.

BBC’NİN PRENSES’İN ÖLÜMÜNDEKİ ROLÜ

BBC’nin bu tür söyleşilerdeki sicili pek parlak değil. Prenses Diana ile 1995 yılında yapılan röportajın nasıl alındığına dair soruşturma kısa süre önce istifa getirdi.

Soruşturma sonucu BBC muhabiri Martin Bashir’in sahte banka hesap özetleri hazırlatarak Diana’yı röportaja ikna ettiği ve o dönem haber müdürü olan eski BBC Genel Müdürü Tony Hall’ın da olayın üstünü örttüğü belirlenmişti.  Skandalın ortaya çıkması ve kurumun suçlu bulunmasının ardından Hall, Londra’daki Ulusal Galeri Başkanlığından istifa ettiğini duyurdu.

Prenses Diana’nın oğulları Prens William ve Harry, Diana ile röportaj yapabilmek için sahte belge düzenleyen BBC’yi annelerinin ölümüne katkıda bulunmakla suçlamıştı. Cambridge Dükü Prens William, BBC’nin röportajı elde etmek için yaptığı “hilekârlığın” annesinin röportajda söylediklerini büyük ölçüde etkilediğini belirtmişti. William ayrıca annesinin yalnızca bir muhabir tarafından değil, aynı zamanda BBC yöneticileri tarafından da yüzüstü bırakıldığını söylemişti. Sussex Dükü Prens Harry ise Prenses Diana’nın ölümüne BBC’nin katkı sağladığını düşündüğünü açıkça ifade etmişti.

Son olarak Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün sosyal medya paylaşımını aktaralım:

“ABD, Müslümanların insan haklarını önemsediğini iddia ediyor. Ancak İsrail ve Filistin arasındaki son çatışmalarda Filistinli Müslümanların çektiği acıyı görmezden geliyor.”

Kamil Erdoğdu