CGTN / Thomas O. Falk

Yabancı birliklerin Afganistan’dan çekilmesiyle Batı yenilgisini kabul etti. Ancak aynı zamanda Batılı değerlerin askeri yollarla ihraç edilemeyeceği ve değer olarak bölgeye yerleştirilemeyeceğini de inkâr edilemez bir şekilde onaylamak zorunda kaldı.

2001’de New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırıdan sonra, Afganistan’daki misyonun terörle mücadelenin yanı sıra bir yönü de “ulus inşası” ve demokratikleşme fikriydi. Çocuklar okula gitmeli ve kadınlar bağımsız yaşayabilmeliydi. O dönemde bu misyona coşku çok büyüktü. Fakat neredeyse 20 yıl sonra, Batı’nın liberal enternasyonalizm yaklaşımının ve demokrasi ihraç etme fikrinin sadece Afganistan’da sınırlı olarak değil fakat her bölgede başarısız olduğunu anlamak gerekiyor.

Afganistan’ın büyük bir kısmı yeniden Taliban’ın etkisi altına girdi. Şu anda Kabil hükümetiyle görüşmelerdeki konumlarını güçlendiriyorlar, müzakerelerde oyalanıp yeni taleplerde bulunur ve uzlaşmaya yanaşmazken ülkedeki tekrar ellerine düşen bölgeler gitgide artıyor. Taliban’ın yakında yeniden güç kazanması, en iyi ihtimalle gelecekte kurulacak olan hükümetin bir parçası olması ya da daha olası bir şekilde tek hakim olarak iktidara geri dönmesi kaçınılmaz sonuç olacaktır.

Komşu ülkelerin yardımıyla Taliban, kendilerinden teknolojik olarak kayda değer bir şekilde daha donanımlı olan bir ittifakı askeri bir çıkmaza girmeye zorladı ve onlara sayıca üstünlük kurdu. Dünyanın en güçlü ülkelerinin yaklaşık 20 sene boş yere süren çetin ulus inşası denemesi, ulus inşası kavramının bir hayal olduğu kanıtlandı. Afganistan bu konudaki tek örnek değil. Batılı askeri operasyonların son zamanlarda mevcut durumu iyileştirmediği, aksine daha da kötüleştirdiği açıktır. Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı George W. Bush, 2003 yılında askeri bir müdahaleyle Irak’ı Saddam Hüseyin’den kurtarmakla kalmayıp, aynı zamanda ülkeye Batılı değerleri de getirmek istiyordu. Hiç kimse bu hedefin mantık çerçevesinde başarılı olduğunu iddia edemez. Benzer bir yorum, Kaddafi’nin düşmesinden sonra ülkede bugün dahi devam eden kaosun ve bölünmenin ortaya çıktığı Libya için de yapılabilir.

BATILI ASKERİ OPERASYONLAR MEVCUT DURUMU DAHA DA KÖTÜLEŞTİRDİ

Afganistan’ın içinde bulunduğu bu durumun ne kadar hasar verici olduğu, eski Başkan Donald Trump’ın bu “sonsuz savaşı” durdurmaya uğraşması gerçeğinde görülebilir. Her ne kadar bu karar aslında siyasi alt anlamlar taşısa da Obama döneminde gönderilen birlikleri arttırmış olan halefi Joe Biden da misyonun hiçbir zaman nesiller boyunca yayılması hedeflenmediğini yakın zamanda belirtmiştir. Pragmatik olarak, iki farklı ABD başkanı da terörle mücadelenin askeri hedefine ulaştığını belirtti. Afganistan’da hedefledikleri diğer her şey ise şu durumda konu dışı kalmıştır.

Şimdi değinilmesi gereken soru, Batı’nın başarısız stratejisine alternatifler bulmaya istekli olup olmadığıdır. Örneğin, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, gelecekte ülkeyi kimin yöneteceğine önem vermeksizin Afganistan’da istenen iyi davranışı elde etmeye devam etmek için mali teşviklere giderek daha da fazla güveniyor. Kalkınma yardımlarıysa yalnızca barışı kuvvetlendirme çabalarında, demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün korunmasında, yolsuzlukla mücadelede ile insan haklarına saygıda ilerleme sağlandığı ölçüde sağlanmaktadır.

İyi yönetimi finansal yardımlar için koşul olarak koymak, Almanya’nın şu anda dünya çapında kalkınma iş birliğinde kullandığı bir yöntemdir. Bu yaklaşımın giderek daha fazla destekleyici bulması oldukça muhtemeldir. Burada talepte bulunabileceği fakat yanılgıya düşülmemesi gerektiğinden bahsedilmelidir. Cumhurbaşkanı Eşref Ghani’nin yönetimindeki nispeten modern görüşlü hükümet bile Batılı değerler nedeniyle sıkıntı çekti ve Taliban tekrar iktidara geldiğinde finansal avantajlar sayesinde birden “Batılılaşmaya” ikna olacak gibi de değildir. Bununla birlikte, Afganistan’ın Batı için mirası açıktır ve doğrusunu söylemek gerekirse, kişinin kendi sistemini ihraç edip diğer halklara dayattığı bir örtmeceden başka bir şey olmayan naif ulus inşası fikri, kesin olarak başarısız olmuştur.