NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanları toplantısı dünya gündeminde haftanın öne çıkan olayı oldu.  Üye ülkelerin dışişleri bakanları bir yıl sonra ilk kez Brüksel’de bir araya geldi. Toplantıda Türkiye’yi temsil eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, toplantıların ardından İngiltere, Fransa ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) dışişleri bakanlarıyla da özel görüşmeler gerçekleştirdi.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken ile yapılan görüşme sonrası Dışişleri Bakan Çavuşoğlu, görüşmelerde yapıcı bir dilin kullanıldığını ifade etti. Çavuşoğlu, S-400 konusunda da “ABD’ye S-400’leri aldığımızı ve bu işin bittiğini söyledik.” mesajını verdi. İki bakanın ileri bir tarihte ABD’nin başkenti Washington’da yeniden bir araya geleceği belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise toplantı sonrası yapılan yazılı açıklamada, iki ülke arasında uzun süredir devam eden güvenlik iş birliğine vurgu yaptı. Açıklamada ayrıca Blinken’ın Türkiye’yi S-400’leri almamaya teşvik ettiği bildirildi. 

İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Emeritus Prof. Dr. İlter Turan, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Turan, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB), NATO ve ABD ile ilişkilerini değerlendirdi.

“GÖRÜŞMELERDEN SONUÇ ALINABİLMİŞ DEĞİL”

Görüşmeler sonrasında ulusal gazetelerin manşetlerini incelediğini aktaran İlter Turan, çok ilginç bir olayla karşılaştığını söyledi.

Turan, gazetelerin görüşmelere manşetlerinde yer vermediğini söyleyerek, şunları kaydetti:

“Bu suretle, gelişmelerin kayda değer bir sonuç getirmediğine hükmetmemiz gerekiyor. İyi niyet muhafaza edilmekle birlikte, üzerinde anlaşmaya varılmış ya da daha önce üzerinde anlaşmaya varılmış olmakla birlikte üzerinde değişikliğe gidilmiş bir husus yok. Yani geçmişte anlaşılmakta olan bir şey vardı, Afganistan için Türkiye’de bir barış konferansının düzenlenmesi, anlaşılıyor ki, bu taahhüt devam ediyor. S-400’ler konusunda herhangi bir mesafe katedilmiş değil. Bunun dışında ABD, Türkiye’deki gelişmelerle ilgili endişelerini ifade etmiş. Gerek Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesini, gerek alınan tedbirlerin uluslararası demokrasi standartlarıyla arasındaki uyumsuzlukları ve bunların giderilmesi gerektiğini dile getirilmiş. Türkiye’nin istikşafi görüşmeleri devam ettirmesi konusunda destek verilmiş. Fakat baktığınız zaman ihtilaflarımız devam ediyor. Bunları baş başa görüşerek halletmeye çalışacağız, deniliyor. Türkiye de S-400’ler konusunda bir kez daha geri adım atma taraftarı olmadığını tekrarlamış oldu. Burada kastedilen şu; S-400’ler Türkiye’de kalacaktır, ama NATO sistemine entegre edilmeden, NATO’nun güvenliğine zarar vermeden bunu nasıl Türkiye’de koruyabiliriz arayışını savunuyor Türkiye. Henüz bir sonuç alınmış değil.”

“TÜRKİYE BATI SAVUNMASININ BİR PARÇASI”

NATO ve AB’nin Rusya’ya karşı yaptığı açıklamaları da değerlendiren İlter Turan, Soğuk Savaş’ın ardından yaşanan gerilimsiz ortamın yeniden rekabetçi bir seviyeye çıktığını dile getirdi.

Bu seferki rekabetçiliğin Soğuk Savaş zamanındaki kadar güçlü olmadığını vurgulayan Turan, “Karşımızda bir Sovyet bloku yok. Sadece Rusya Federasyonu var. Bu federasyon da Batı’ya fikri bütünlüğü olan bir doktrin ile karşı çıkmıyor. Daha çok bir nüfuz mücadelesiyle karşımıza çıkıyor. Rusya ile diğer ülkeler arasında siber alanlarda geçimsizlikler oldu. Bir de Rusya’nın Batı istikametinde özellikle de eski Sovyet alanlarında nüfuzunu yeniden tesis etme temayülü sergilediği bilinmekte. Bunu bir oranda Kafkaslarda da görüyoruz, Karadeniz’i de AB ülkelerine de fazla açmama gibi bir yolu da benimsediğini görüyoruz. Bu, Batı ve Avrupa savunmasının Rusya’ya karşı şekillenmesi Rusya ile ilişkileri olan Türkiye’yi de sıkıntıya sokuyor. Bütün Avrupa ülkeleri şu veya bu şekilde Rusya ile ekonomik ilişkilerini korumaktan yana, burada ABD ile Almanya arasında ciddi bir ihtilaf olduğunu da hatırlayalım. Almanya’nın aşağı yukarı tamamlanmış olan kuzey hattını durdurmasını istiyor ABD, bu bir güvelik meselesi midir? Yoksa ABD’nin artan gaz ihraç potansiyeli için midir yoksa piyasanın korunma istediği midir? Onu her zaman değerlendirmek kolay olmuyor. Anlaşılıyor ki, Polonya gibi ülkeler ve bazı eski Sovyet ülkeleri Rusya’nın kendilerine karşı hasmane ve genişleyici bir politika izleyeceğinden endişe ediyorlar. Türkiye için sıkıntılı bir dönem. Türkiye esas itibarıyla Batı savunmasının bir parçası. Bu sistemin dışına çıktığı zaman Rusya’ya karşı savunması zayıflar. Dolayısıyla bu ilişkiyi götürmek zorunda. Bu ilişkileri götürürken de Rusya ile ilişkilerini bozmamak durumunda. Ayrıca Rusya ile anlaşamadığı durumlar artmaktadır. Suriye’de Libya’da ciddi ihtilaflarımız var. Bu çerçevede Türkiye NATO içinde kalarak ancak Rusya ile ilişkilerin sertleşmemesine katkıda bulunacak bir yol izleme mecburiyetindedir.” dedi.

“ABD’NİN AVRUPA’DAKİ ETKİSİNDE ARTIŞ MEYDANA GELECEKTİR”

ABD’nin Rusya tehdidi üzerinden AB’yi yeniden kontrol altına almak isteyebileceği görüşünü yorumlayan İlter Turan, ABD’nin Avrupa’da zayıflayan nüfuzunu tekrar güçlendirmek istediğini ifade etti.

Avrupa’nın kendini korumu konusunda güven sorunu yaşadığını aktaran Turan, “Trump döneminde Amerika’nın Avrupa ile birlikte hareket etme iradesinde ciddi bir zayıflama ortaya çıktı. Avrupa’nın ABD ile birlikte Avrupa’nın güvenliğinin sağlanmasına güveni de sarsıldı. Biden bunu yeniden inşa etmeye çalışıyor. Avrupa kendini kendi başına savunamayacak olup da ABD desteğine ihtiyacını teslim ettiği sürece ki, bunu teslim etmiş durumda. ABD’nin Avrupa üzerindeki etkisi üzerinde bir artış meydana gelecektir.” değerlendirmesinde bulundu.