CGTN / Straight Talk

Çin karşıtı aşırı sağcı Alman Adrian Zenz’in sözde yeni bir “araştırması” var. Zenz, Çin’in doğum kontrol politikalarının, 20 yıl içinde güney Xinjiang’da 2,6 milyon ila 4,5 milyon Uygur ve diğer etnik azınlıkların doğumunu azaltabileceğini savunuyor. Zenz, yıllardır Çin’i karalıyor ancak dikkate alınması gereken şey, bu araştırmanın kendi türünde bağımsız değerlendirmeden geçmiş ilk çalışma olmasıdır. Bu iki şeyi açıklıyor.

Birincisi, onun ilk çalışması, bilimsel yönteme hiçbir temel saygı duymayan kendi hayal gücüne dayanıyordu. İkincisi, araştırmasını inandırıcı hale getirmek için bir “bağımsız değerlendirmeden geçmiş” çalışmaya ihtiyacı vardır. Zenz etnik azınlıkların nüfusunu kavga çıkarmada kullandığı için gerçekle yüzleşelim.

Çin hükümeti, Aile Planlama Politikası’nı bütün Çin vatandaşlarına uyguladı, ancak Uygur halkı bu politikayı Han halkından 17 yıl sonra çok daha fazla tercihli şekilde uygulamaya başladı. Yani sadece Uygur halkı değil, Xinjiang’daki diğer en büyük 5 etnik azınlık da 1978 ve 2018 yılları arasında nüfuslarını az ya da çok iki katına kadar çıkardı.

2010 yılından 2018 yılına kadar Uygur nüfusu yaklaşık yüzde 25’lik bir büyüme oranıyla 2,5 milyon kişi arttı. Buna karşılık Xinjiang’da Han nüfusu yüzde 2 yükselişle sadece 176 bin 900 kişi artış gösterdi. Dahası, çoğunlukla Uygurların yaşadığı güney Xinjiang’da Uygur ailelerin dört veya daha fazla çocuk sahibi olduğu daha yaygın görülmektedir. Nüfus, yüzde 13,55 oranında bir büyüme oranıyla 1.404 milyona ulaşarak tüm Xinjiang’daki en hızlı artış oldu. 

Aslında Uygurlar nüfus büyümesi deneyimi yaşayan tek etnik azınlık değil. Çin’in 7. ulusal nüfus sayımına göre, Han nüfusu 1 milyar 286 milyon 310 bin kişiyle ülke nüfusunun yüzde 91,11’ini ve etnik azınlıkların nüfusu ise 125 milyon 470 bin kişiyle toplam nüfusun yüzde 8,89’unu oluşturuyor. 

SEKİZ YIL İÇİNDE UYGUR NÜFUSU 2,5 MİLYON KİŞİ ARTTI

2010 yılıyla karşılaştırıldığında Han nüfusu yüzde 4,93, etnik azınlıkların nüfusu ise yüzde 10,26 arttı ve etnik azınlıkların oranı yüzde 0,4 artış gösterdi. Etnik azınlıkların nüfusunun ve oranının belirgin bir yükseliş gösterdiğini görebiliriz. Böylece buradaki soru Zenz’in ne tür bir veri kullandığıdır. Zenz sağlam bir akademik geçmişe sahip değil. Zenz, merkezi Washington’da bulunan ve komünizm karşıtı çalışmalara odaklanan Komünizm Kurbanlarını Anma Vakfı adlı kuruluşta çalışmaktadır. 

Onların isimlerine bakarak tam olarak ne yaptıklarını söyleyebilirsiniz. Onlar Çin’i eleştirmezlerse işlerini kaybedebilirler. 2016 yılında Times Meydanı’na “100 yıl, 100 milyon ölü” ve “Komünizm öldürür” yazılı afişlerin olduğu bir ilan panosu diktiler. Zaten reklam izlemekten nefret ediyorum, ancak bu adım aklımı başımdan aldı. Bu bilimsel değil, tamamıyla siyasetle ilgiliydi. Soykırımdan konuşmak gerekirse, soykırım genellikle etnik, ulusal, bir ırka ait veya bir dini grup olarak tanımlanan bir halkı tamamen veya kısmen yok etmek için yapılan kasıtlı bir eylemdir. 

Çin’in politikası nüfus fazlalığını azaltmayı amaçlıyor, herhangi bir etnik gruba odaklanmıyor. Amerikalı siyasetçiler, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ile ticari gerilimi başlatmasından sonra şaşırtıcı bir şekilde Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’ne dikkat çekmeye başladılar.

ABD’nin serbest ticaret ilkesini ihlal ettiği ve ahlaki üstünlüğünü kaybettiği açıktır, bu yüzden ABD Dışişleri Bakanlığının Çin’e karşı bir çıkış yoluna ihtiyacı vardı. Fakat ABD, etnik azınlıkların soykırımı konusunda gerçek bir ustadır.

20, yüzyılın başında ABD’de soy ıslahı hareketi giderek popüler hale geldi. 1907 yılında Indiana eyaleti zorunlu bir kısırlaştırma yasası çıkardı, sonraki 20 yıl boyunca diğer 15 eyalet daha benzer yasaları onayladı. Eyalet hükümetleri bu şeytani oyundaki tek aktörler değildi. 1955 yılında federal hükümet Kızılderili Sağlık Hizmeti’ni (IHS) kurdu. IHS, Amerikan yerlilerine doğrudan tıbbi ve halk sağlığı hizmetleri vermekle sorumluydu. Onların işlerini nasıl yaptıklarına bakalım.

1970’li yıllar boyunca IHS 70 bin kadar Amerikan yerlisi kadını zorla kısırlaştırdı. IHS’nin federal çalışanları, Amerikan yerlilerinin yüksek doğum oranını sadece kendi yöntemleriyle çözebilecekleri bir sorun olarak gördüler. Bazı durumlarda kadınlar, kısırlaştırma sürecinin geri çevrilebilir olduğuna inandırılarak kandırıldılar. Diğer durumlarda, işlemin 11 yaşından küçük çocukların üzerinde yapıldığı durumları da kapsayacak şekilde yeterli anlama yetisi ve hasta rızası olmadan kısırlaştırma uygulandı. 1976 yılında her dört Amerikan yerlisi kadından biri kısırlaştırılmıştı. Buna karşılık, aynı dönemde beyaz kadın için kısırlaştırılma oranı yaklaşık yüzde 15’ti. Söz konusu dönemde kısırlaştırmanın doğrudan etkisi, Amerikalı yerlilerin ortalama doğum oranı yüzde 3,7’den yüzde 1,8’e düşerek kendisini gösterdi. Soykırım dediğimiz şey budur. 

Bu yüzden Batılı siyasetçiler ve Çin karşıtı aşırılık yanlılarına alçakgönüllü bir öneride bulunmak gerekiyor; kendi halkınıza daha fazla dikkat edin, belki yarayı iyileştirmek için bir şey yapmayı deneyebilirsiniz. Kendi tarihiniz ve başka halkların tarihi hakkında yalan söylemeye son verin. Yalan yalandır. Bağımsız değerlendirmeden geçip geçmemesi önemli değildir.