Global Times / Ding Gang

İngiliz köşe yazarı Martin Wolf Financial Times’daki “Çin, ABD’nin kaçınılmaz düşüşle karşı karşıya olduğunu düşünmekte yanılıyor” başlıklı son yazılarından birinde bir iddiada bulundu. Wolf, Çin seçkinlerinin Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) geri dönülemez bir düşüş içinde olduğunu varsaymalarının yanlış olduğunu yazdı. Wolf görüşlerini, küresel şirketlerin değerlerini sıralayarak haklı gösterdi.

Makaledeki ilk grafik, dünyadaki en büyük 20 şirketi gösteriyor. Bunlar arasında büyük avantajlara sahip 14 ABD şirketi var. Listede 3 Çin şirketi var Tencent (7.), Alibaba (9.) ve TSMC (11.). bunlardan ilk ikisi kıta Çin’in şirketleri, TSMC ise Taiwan bölgesinde yer alıyor. Bunların hepsi Büyük Çin bölgesine ait yani üç şirketin gelişmesi Çin’le ilişkili.

ABD’nin gücünü ve küresel statüsünü güçlü şirketleri destekliyor. Çin’in yükselişine de güçlü şirketlerinin yükselişi öncülük ediyor. ABD’nin gücü ile Çin’in yükselişi arasında büyük fark var ve Çin seçkinleri bu konuda çok açık bir fikre sahip.

ABD’nin gerilemesi uluslararası bir konu ve bazı Çinli akademisyenler sadece bu geniş tartışmaya katılıyorlar. ABD’dekiler dâhil dünyadaki birçok akademisyen ABD’nin gerileme içinde olduğuna inanıyor. Bu akademisyenler onun ekonomik ve finansal gücü hakkında değil, sistematik krizi ve şu anda ABD’ye zarar veren toplumsal bölünmelerden bahsediyor. Buna çok eleştirilen ABD’nin Trump dönemindeki dış politikası eşlik ediyor. Wolf ayrıca buna işaret etti ve makalesinin sonunda “ABD’nin dünyadaki rolüne yönelik en büyük tehdit Çin’den değil, kendi içinden geliyor.” diye yazdı.

Ama ben Wolf’a bir soru sormak isterim, “Çin ileri teknoloji şirketlerinin tarihte en büyük şirket sıralamasında yer aldığını hiç gördün mü?” bu ilk kez olmalı. Yukarıda belirtilen üç Çin şirketi ABD, Avrupa, Japon ve Alman şirketlerini geride bırakarak en büyük 20 şirket arasına nasıl girebildi?

21. YÜZYILIN DEĞİŞEN KALIPLARI

İlk olarak, bu üç şirketin sermaye birikim hızı yüksek. Bunların en büyük ABD şirketleri ile omuz omuza gelmeleri sadece 10 yıl aldı.

İkincisi, üç şirketin tamamı ileri teknoloji şirketi. Yükselişlerinin ilk aşamalarında, bu şirketler ABD şirketleri gibi uluslararası piyasaya başvurmadı. İç pazara dayandılar. Başka bir deyişle, Çin piyasasının gücü ve esnekliği bunların gelişmesini sürdürdü.

Üçüncü faktör, Çin şirketlerinin arkasındaki tam sanayi sistemi. Çin esnek ve tam bir sanayi sistemi ile iyi nitelikli ucuz mallar üretme gücüne sahip.
Dördüncüsü, Çin ileri teknoloji şirketlerinin yükselişi gelişmiş ülkelerin tekelleşmiş teknolojilerle aşırı kârlar elde edebileceği dönemi sona erdirdi. Bu özellikle gelişmekte olan ülkelerde olmak üzere bütün dünyada insanların gelişmiş teknolojiden faydalanmasını sağladı.

Sermaye, ölçek ve imalat Çin ileri teknoloji şirketlerinin yükselişinin arka planını oluşturdu. Üç faktör aynı zamanda Çin şirketlerinin küresel olma potansiyellerine işaret ediyor. ABD ve Batı’yı derinden endişelendiren şey de bu.

Wolf’un listesindeki tek bir Avrupa şirketi var; bir Fransız firması. Bu sıralamanın 30 ya da 50 yıl sonrasını hayal edebiliriz. ABD ve Avrupa ideoloji hakkında konuşmayı seviyor, ama gerçekte akıllarında olan şey sadece kâr.
Çin şirketlerinin küreselleşmekte olması giderek daha fazla güçleşiyor, fakat bu geri çekileceğimiz anlamına gelmiyor. Teknolojik gelişme kazanmak için dünyayı itici gücü olarak görmeyen bir şirket nasıl dünya teknolojisi ve tüketimine öncülük edebilir ve dünyayı kâr etmek için piyasası olarak görmeyen bir şirket nasıl olur da büyük ve güçlü hale gelebilir?

Çin şirketlerinin küresel alanda genişlemesi çok zor olacak ama onların başka seçeneği yok. Bu 21. yüzyılın değişen kalıpları içinde en önemli sahne olmalı.