Xinhua

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 46. Oturumu, çarşamba günü sona erdi. Dünya dört haftalık toplantı sırasında Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve bazı diğer Batılı ülkelerin tekrarlanan çifte standartlarına şahit oldu.

Kendilerini adlandırmaktan hoşlandıkları şekliyle insan haklarının öncüleri, kendi zayıflıklarını aydınlatma konusunda başarısız oldu. Ümitsizce insan hakları konusundaki üstünlüklerini iddia etmeye çalışırlarken, Çin’in insan hakları konusundaki tutumu ve başarıları birçok gelişmekte olan ülke tarafından kabul edildi ve desteklendi.

Toplantı sırasında, 116 ülkenin ve uluslararası örgütün temsilcileri ABD’deki insan haklarının durumunu inceledi ve insan haklarının iyileştirilmesi için, azınlıklara baskı yapılması, hayat ve sağlıktan mahrum olma ve ateşli silahlarla gerçekleştirilen şiddet gibi alanları da içeren 347 öneride bulundu.

Bazı temsilciler ABD’nin “aşı milliyetçiliği” peşinde, salgında nüfusunun ihtiyacı olandan çok fazla aşıya el koyduğunu ve bu aşıları kendi müttefikleri dâhil diğer ülkelerle paylaşmayı reddettiğine dikkat çekti. Bunlara ek olarak, ABD kitlesel sivil ölümleri ile sonuçlanan bir dizi askeri müdahalede bulundu. Bu ülke ayrıca gelişmekte olan ülkelerin uluslararası yasalardan doğan haklarını ciddi biçimde ihlal eden ve ağır insan hakları ve insani krizlere neden olan zorlayıcı ve tek taraflı yaptırımlar getirdi.

Toplantı sırasında uzun bir liste oluşturan ülkeler ABD, Avustralya, Kanada ve Avrupa Birliği’ni (AB) ırkçılık, ayrımcılık, polis şiddeti ve etnik azınlıkları hedef alan nefret suçları dâhil bazı sorunları ele almaya çağırdı.

ABD VE BAZI BATILI ÜLKELERİN ÇİFTE STANDARTLARI

ABD’nin bir temsilcisi, özellikle siyah topluluklarda yaşayanlar olmak üzere bazı Amerikalıların bazı ABD polis yetkililerinin sorumsuzluğu nedeniyle ülkenin adalet sistemine güvenlerini kaybettiğini kabul etti. İronik olarak, özellikle ABD olmak üzere bazı Batılı ülkeler, insan hakları ve demokrasi kisvesi altında Xinjiang ve Hong Kong’la ilgili sorunlarda Çin’e temelsiz saldırılar yaparken kendi insan hakları ihlallerini önemsizleştiriyor ya da toptan reddediyor. Bu tür açık çifte standartlar şaşırtıcı ve acayip. Çin temelsiz suçlamalara yeterli gerçek ve akılla yanıt verdi.

Çin Devlet Konseyi üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, toplantılardaki üst düzey bir oturumda, Xinjiang’la ilgili konuların özünde şiddetli terörizm ve ayrılıkçılıkla mücadele etmek olduğunu söyledi ve Xinjiang’da asla sözüm ona “soykırım” “zorla çalıştırma” ya da “dini baskı” olmadığını ekledi.

Wang, Hong Kong’da ulusal güvenliği sağlamak için çıkarılan yasanın Hong Kong’da uzun süredir var olan yasal boşlukları sona erdirdiğini kaydetti. 3 milyon civarında Hong Kong sakini bir imza kampanyasında bu ulusal güvenlik yasasını desteklediğini ifade etti. Çok az Batılı ülkenin koordine ettiği Çin’e çamur atma oyunu sona erdi. Bunların birkaç uydurma hikâye ve azgın yalanlarla Çin’in içişlerine karıştığı günler geride kaldı.

Küba, 12 Mart’ta 64 ülke adına yayınladığı bir bildiride Çin hükümetinin takip ettiği insan merkezli felsefeyi ve Çin’in insan hakları davasında kazandığı başarıları takdir ederek, Xinjiang’ın Çin’in ayrılmaz bir parçası olduğunu teyit etti.

ÇİN’İN İNSAN HAKLARI ALANINDAKİ BAŞARILARI KABUL EDİLMELİ

Beyaz Rusya, 5 Mart’ta Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi 46. Oturumu’nda 71 ülke adına bir ortak konuşma yaptı ve Hong Kong meselesinin Çin’in içişleri olduğunu ve dış güçlerin buna karışmaması gerektiğini vurguladı.

Ayrıca son günlerde, bir dizi ülke toplantıdaki bireysel açıklamalarında Çin’i Xinjiang ve Hong Kong’la ilgili konularda desteklediklerini ifade etti. Birkaç Batı ülkesinin manipülasyonları basitçe uluslararası toplumu temsil edemez.

Yıllar boyunca Çin insan merkezli insan hakları anlayışına bağlı oldu ve Çin’in ulusal koşulları ile ihtiyaçlarına uyan bir insan hakları yolunu aydınlattı.

Çin’in Cenevre’deki BM ofisindeki daimi temsilcisi Büyükelçi Chen Xu’nun söylediği gibi, 1,4 milyar Çinli, kendi ülkelerinin efendisi olarak, güvenli ve mutlu bir yaşam sürüyor, eşitlik, adalet, kalkınma ve refahtan yararlanıyor.

Uluslararası toplum kimin insan haklarını ihlal ettiği ve kimin insan haklarını savunduğu ile ilgili adil bir yargıya sahip. İnsan hakları bazı ülkelerin özel hakları değildir ve Çin’in insan hakları alanındaki başarılarının kabul edilmesi gerekir.

BM Sözleşmesi’nin amaçlarına ve ilkelerine bağlı olan ülkelerin diğerlerinin seçtiği insan haklarını geliştirme yollarına saygı göstermeleri ve diğer ülkeleri karalamaya son vermeleri ve kendi sorunlarını ciddiyetle ele almalarının zamanı geldi.

Bütün ülkelerin, dünyada insan haklarının sağlıklı biçimde gelişmesi için birlikte çalışmak amacıyla, eşitlik ve karşılıklı saygı temelinde insan haklarını konusunda ilişkileri ve iş birliğini iyileştirmek için ortak çaba gösterecekleri umulur.