CGTN / Bradley Blankenship

Eski Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın radikal destekçilerinin, geçen yıl kasım ayında yapılan başkanlık seçimlerinin sonuçlarını, açık bir şekilde düzmece yolsuzluk iddialarıyla kabul etmeme girişimiyle ABD Kongre binasına saldırdıkları 6 Ocak’taki olaylardan sonra sosyal medya platformları, kamu güvenliğini sağlamak için içeriğini nasıl yönetecekleri konusunda zor kararlar verdi.

Örneğin Twitter, on binlerce radikal sağcı komplo hesaplarını sildi ve Trump başkanlık görevini yürütüyorken, hesabı yasaklandı. Bu sosyal medya devlerinin sahip olduğu salt gücü ortaya çıkardı ve onlara bu gücü tek taraflı olarak kullanmalarına izin verilip verilmeyeceği sorusuna yol açtı, özellikle yalnızca bazı durumlarda kullanıldığında ve diğerlerinde kullanılmadığı zaman.

Dünyanın çeşitli yerlerinde ABD Senato’sundan Avrupa Komisyonu’na kadar üst düzey hükümet kuruluşları, sosyal medya ve onun iş modelinin temel kurumlar için yarattığı tehlikeler konusunda alarm verdi. Bu halkın fazlaca tükettiği kitaplar ve belgesellerin konusu bile olmuştur. Zaten söylenen ve tecrübe edilen çok fazla şeyle birlikte, gerçek dünyadaki sonuçları üzerinde büyük teknoloji şirketlerini dizginlemek için şu anda ABD’de oy birliğiyle çift taraflı bir uzlaşma ve güçlü uluslararası çok taraflı zemin var.

SOSYAL MEDYA VE SİYASET

Twitter’ın, Trump ve destekçilerine yönelik tartışmalı adımında zaten gördüğümüz gibi, sosyal medya devleri hükümetin müdahalesi korkusu üzerine kendi kendini düzenlemeyi tercih ediyor. Facebook’un CEO’su Mark Zuckerberg, sosyal medya devinin, platformundaki siyasi içerik miktarını azaltmaya başlayacağını, “(Facebook’un) politikalarını ihlal etmese bile” Facebook’ta istemediği bazı gruplar olduğunu söyleyecek kadar ileri gideceğini belirtti. Zuckerberg, “Şu anda topluluğumuzdan duyduğumuz en önemli geri bildirimlerden biri, insanların siyaset istemediği ve hizmetlerimizdeki deneyimlerini almak için mücadele ettiğidir.” dedi.

Facebook, kendisinin yanı sıra diğer platformların, Kongre’ye saldıranların konuşmalarını organize etmeye ev sahipliği yaptığı için büyük oranda sorumlu olduğunu alenen açıklasa bile, yaygın olarak görülen canlı yayınlar dâhil kamuyu bilgilendirmede, bunun doğru olmadığı açıkça görülüyor. Wall Street Journal’ın mayıs ayındaki bir haberine göre, Facebook, tartışılabilir içerikli kitlesel katılımdan uzun süre kar elde etti ve üst düzey yöneticiler, platformdaki bölünmeyi azaltmayı amaçlayan çalışmaları bile kapattı.

Bir şeylerin yapılmasına ihtiyaç olduğu herkes için açık olsa da tam tersi yönde yani tamamen siyasetin dışına çıkarmak gerçek bir yanıt mı?

İlk önce, Zuckerberg esasında, platformun politikalarının hangi içeriğin çekileceğini kararlaştırırken önemli olmadığını söyleyerek, bunun Facebook ile nasıl olacağını zaten tam olarak açıkladı. Neyin siyaset neyi olmadığına karar vermek için sahip olduğu tercihin içerik için yeni bir kural olacak olması, temel olarak onu dünyadaki en güçlü siyasi karar vericilerden biri haline getireceğini açıkça gösteriyor.

EDİTORYAL KARARLARDA ZUCKERBERG ETKİSİ

Facebook, Google’ın ana şirketi Alphabet gibi, şirket yöneticilerinin her birine 10 oy hakkı veren B grubu hisse senedine erişim izni sağlayan iki sınıflı hisse yapısına sahip. Zuckerberg’in tek başına bu hisselerin yüzde 90’ına sahip olması, ona tüm şirketin ve editoryal kararların etkin kontrolünü veriyor.

Zuckerberg ya da diğer herhangi bir teknoloji yöneticisinin dünya için en iyisinin ne olduğunu bilmesine inanmak müthiş olsa bile, bu basitçe mümkün değildir ve böyle bir gücü birkaç insanın eline vermeye çalışmak bile, Batılı liberal değerlere aykırı olacaktır.

İnternetin karanlık tarafı var elbette, ancak modern toplumun doğası gereği demokratik bir özelliğine yol açtı, yani gerçek şu ki; hükümetler ve işletmeler için benzeri görülmemiş hesap verebilirlik yarattı. Şimdi, dünyanın her yerindeki insanlar giderek daha fazla ilişki kurarken, yolsuzluk ya da resmi yanlış adımların gözden kaçması oldukça zor. İnternet örneğin, Black Lives Matters (Siyahların Hayatları Değerlidir) hareketinin en büyük yönlendiricilerinden biri oldu.

İnsanlar, ayrıca sosyal medya aracılığıyla, hiçbir zaman yönetemeyeceği yerler hakkında ilk elden bilgilere doğrudan temas kuruyorlar, bu da geleneksel medyada editoryal kontrollerle ile ilişkili sorunların bazılarını hafifletiyor. Örneğin, 21. yüzyılda, küresel internet kullanıcısı, seçtiği herhangi bir zamanda büyük ölçüde serbestçe etkileşim içinde olduğu ve deneyimlerini paylaştığında, diğer bir Soğuk Savaş senaryosuna sahip olmak daha da zor olurdu.

Temel olarak prensipte, ortalama bir insanın sosyal medyayı kullanarak toplumu ilerletme konusunda ciddi potansiyeli vardır. Bunu, yanlış bilgi verme kampanyaları ve sağcı şiddeti yönlendiren nefret içerikli açıklamalarla eşitlemek, basitçe yanlış bir karşılaştırma ve kurunun yanında yaşı da yakmak olurdu. Sadece büyük teknoloji şirketlerini çok fazla hak ettikleri düzenlemeden korumak için QAnon beğenileri ve gerçek entelektüel yayını aynı “politika” sepetine koymaya izin veremeyiz.