China Daily / Shen Dingli

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) geçen hafta yaptığı açıklamada, “Yönetim Kurulu sunulan tüm kanıtları inceledikten sonra Başkan’ın liderliğine ve görevlerini etkin bir şekilde yerine getirmeyi sürdürme yeteneğine olan tam güvenini yeniden teyit eder. Kurul, Başkan’ın IMF’de en yüksek yönetim ve doğruluk standartlarını sürdürme taahhüdüne güvenir.” denildi. 

Bu açıklama Amerika Birleşik Devletleri (ABD) hukuk firması WilmerHale’in 16 Eylül’deki raporunda, IMF Başkanı Kristalina Georgieva’nın, Dünya Bankası CEO’su olarak görev yaptığı 2018 yılında Çin’in iş yapma kolaylığı listesindeki sırasını yapay olarak yükselttiği iddialarından sonra güçlü bir yanıt oldu. 

Bazı Batılı siyasetçiler ve medya kuruluşları her zaman ideolojik olarak Çin’e karşı ön yargılı olmuştur. Ve onlardan bazıları, bazı küresel kuruluşlara özellikle bu kuruluşlar “Beijing’i tercih ettiğinde” giderek daha fazla karşı çıktılar. Bu siyasetçiler ve medya kuruluşları, Çin’i “desteklediklerini” düşündüklerinde herhangi bir üst düzey küresel kuruluşun nesnel sonuçlarına hoşgörülü yaklaşamaz, böylece onların gözünde Çin herhangi bir övgüyü hak etmiyor ve Çin’i övenler muhakkak Beijing’i korumak konusunda ön yargılıdır. 

ÇİN DÜNYANIN İKİNCİ BÜYÜK EKONOMİSİ

Dünya Bankası’nın 2018 yılı İş Yapma Kolaylığı Raporu’nda Çin, 85’inci sıradan 78’inci sıraya yükseldi. Ancak Çin, Dünya Bankası 2020 yılı raporunda 31’inci sıraya yükseldi. ABD ve bazı diğer Batılı ülkelerdeki siyasetçilerin rekabet edebilirliği konusunda kendileriyle gurur duyması anlaşılabilir. Gerçekten ABD ve diğer Batılı ekonomiler, bazı işletme, yatırım ve teknoloji alanlarında halen liderler, ancak gelişmekte olan ekonomiler onları yakaladığı için bu açık kapanıyor. Örneğin, Çin uzay bilim ve dış uzay araştırmasında ABD ile açığı kapattı. Cumartesi günü üç Çinli astronot, Shenzhou-13 uzay aracı başarılı biçimde fırlatıldıktan saatler sonra Çin’in uzay istasyonunun çekirdek modülü Tianhe’ye girdiler. 

Sadece 2008 yılında yoğun bir araştırma ve geliştirme programı başlatmanın yanı sıra Çin, 30 bin kilometre yüksek hızlı demir yolu inşa etti. Çin ayrıca en iyi üçüncü nesil yüksek sıcaklıklı gaz soğutmalı hafif sulu nükleer reaktörlerden birine sahip. 

Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi oldu ve iş yapma ortamı sürekli olarak düzeliyor. Finansal rekabet edebilirlik söz konusu olduğunda Shanghai, Tokyo, Hong Kong ve Singapur’u geçerek, en rekabetçi üçüncü küresel finans merkezi haline geldi. Çin ana karasında iş ortamının sürekli olarak gelişmesi ve düzenlemeler, Beijing’i daha yüksek bir konuma yerleştirdi. 

ÖN YARGI ABD’NİN KÜRESEL DEĞİŞİMLERİ OKUMASINI ENGELLEDİ

Çin’in Dünya Bankası’nın Yıllık İş Yapma Kolaylığı Raporu’ndaki sırasının yukarı yönlü eğilimi, ülkenin reform yapması ve dışa açılmasının etkilerini yansıtıyor. Yine de Çin’in sıralamadaki yükselişi etkili olmadı, çünkü hızlı ilerlemesinin doğru yönde hareket ettiğini işaret etmesine rağmen, 10 sanayileşmiş ülkenin gerisinde kaldı. Çin’in, iş yapma kolaylığı bakımından dünyada 31’inci sırada yer alması şaşırtıcı değil. Ancak Çin’in iki-üç yıl içinde 78’inci sıradan 31’inci sıraya yükseldiği haberleri bazı Batılı güçler tarafından hazmedilemedi.

Çin’in kalkınması bir gerçektir. Dolayısıyla Batı’nın, Çin’in son kırk yılda reform ve dışa açılma sürecinde önemli ilerleme kaydetmesini kabul etmesinde utanılacak bir durum yoktur. Bu, Çin’in, ABD dâhil dünyanın geri kalanıyla, hem Çin’e hem de ABD’ye fayda sağlayan ortaklığının bir sonucudur. 

ABD aslında, kendisine bazı yararları olabileceği için Çin’in başarılarını övmelidir. ABD ve diğer Batılı siyasetçiler ile medyanın ülkelerinin başarılarından gurur duymaları için sebepleri var, ancak diğerlerine hakkını teslim etmeyi reddederek, ön yargılı davranıyorlar. Bu tür ön yargı ABD’yi, kendiyle gurur duymanın keyfini çıkarırken küresel değişimleri okumasını engelledi.