CGTN / Keith Lamb

Pew araştırmaları genellikle istatistiksel toplama konusunda iyi bir üne sahiptir. Pew’in istatistikleri son 15 yılda Çin’de sahada gözlemlediğim şeyi yansıtıyor. Yani Çin vatandaşları onların yönetim sistemlerinden memnunlar. 17 gelişmiş liberal ekonomide yakında yapılan bir Pew araştırması Batı’da sahada yaşadığım deneyimleri teyit ediyor. Yani, Batılı nüfuslar, bireysel özgürlükleri ve insan haklarını baskı altına aldığına inandıkları Çin konusunda giderek daha memnuniyetsizler. 

Batı’nın “acıması”, Çin’in muazzam başarılar elde ettiğini düşünerek, yaşamlarından haklı olarak memnun olan ve ilerletmeyi bekledikleri Çin vatandaşlarının karşı çıkmasıyla karşılaştığında ne yapılabilir? Kendi adıma bunu ilk olarak Batı propagandasının karşı konulmaz gücünün bir yansıması ve ikincisi Batı’nın saldırganlığı için felaket habercisi olarak hareket ettiğini görüyorum. Sahadaki gerçeklik bağlamından kopuk liberal demokratik “acıma” ve “merhamet” tarihsel olarak hayal edilebilir en kötü insan hakları ihlallerinin işlendiğinin habercisi olacaktır. “Acınacak halde olanları” koruma temelinde inşa edilen “merhamet savaşları” devletleri insan hakları ve bireysel özgürlüklerin nihai temellerinden yoksun bırakmıştır. 

Açıkçası Çin ile ilgili bu olumsuz algı son on yılda veya daha fazla bir sürede Batı’nın propaganda çabalarıyla oluştu, daha önce az sayıda Batılı insan Çin hakkında olumsuz bir görüşe sahipti. Ancak ne değişti? Çin’e ilk olarak 2004 yılında gittim ve hiç şüphesiz halen mutlak yoksullukla mücadele eden Çin nüfusu bugüne göre, çok daha düşük bir yaşam standardına sahipti. Belki de bazıları Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nde “soykırım”, “kölelik” ve “toplama kamplarına” işaret edecektir.

Hayal kırıklığı yaratan bir şekilde Pew araştırması, eğitim seviyesi yüksek kimselerin Çin hakkında olumsuz görüşlere sahip olmasının çok büyük olasılık olduğunu gösteriyor. Bu bakımdan, bu aydınlatma hizmetindeki bir bilgi konusu değil, fakat cahilliğin görünmez kafesi gibi hareket eden bilgi konusudur. Bugün Çin’de kişisel özgürlükler ve insan hakları gerçekte tarihi zirvelerdedir. Önemli biçimde onlar ilerlemeye devam edecekler. Bunun sebebi, tarihsel materyalizme dayanan Çin ideolojisinin, devam eden kapsamlı bir gelişmeye inanmasıdır ve bu ideoloji Çinlilerin elde ettiği gerçek kazanımları yansıtır. Örneğin, her yerde var olan Çinli turist, Çin’in giderek büyüyen orta sınıfın tecrübe ettiği artan tüketim ve seyahat özgürlüğünü açıklıyor. Özellikle, bu turistler kolayca “baskıcı” Çin’e rahatlıkla geri dönüyorlar.

Elbette “orta sınıf” ifadesi, genel olarak fiziksel kapasitesinden daha çok çalışmak için düşünme kapasitesini kullanan varlıklı bir işçiyi belirten bir kelimedir. Bu, Çin’in büyütmeye kararlı olduğu bir sınıftır. Bunun için Çin, refah, sağlık hizmeti ve eğitimini yükseltmek gibi gerekli insan hakları altyapısını sağlayacaktır. Aslında bu Çin’in, sosyalist bir Çin kurmak olan bir sonraki önemli hedefi olarak özetlenebilir. 

ÇİN’DE KİŞİSEL ÖZGÜRLÜKLER VE İNSAN HAKLARI TARİHİ ZİRVEDE

Yaşamın temel gerçeği, insan hakları ve bireysel hakların dünyadan kopuk olmadığı, onların toplumsal yapılarımız tarafından belirlendiğidir. Yoksulluğun sürdüğü ve savaşların hüküm sürdüğü yerde insan hakları ile bireysel haklar yoktur ve dış müdahaleler yoluyla uygulandığında reddedilir. Batı sermayesinin en yabancılaştıran üretimini Çin’e taşımakta hiçbir sorunu olmadığı gerçeğini düşünün. Böyle yaparak, Batılı işçilerin daha iyi bir yaşam taleplerinden kaçmayı başardı. Bugün, Çin teknoloji basamaklarını tırmandığından vatandaşlarının geçim kaynaklarını iyileştirdiği ve daha fazla orta sınıf iş sağladığı için Batılı güçler onun feragat etmesi arayışına girişiyor. 

Bu nedenle, tek kutupluluğu sürdürmeye çalışan uluslararası sermayenin temsilcisi Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Çin’i karalamak için propaganda çabalarını artırmaya başladı. Gerçekten Pew, 2018 yılından itibaren ikili gerilimlerin Batı’nın olumsuzluğunu harekete geçirdiğine işaret ediyor. Üstelik Çin’in Covid-19 salgınını ele alma yaklaşımının da Batı’nın Çin’e yönelik hoşnutsuzluğu için önemli bir tetikleyici olduğu iddia edildi. Yine, Birleşik Krallık ile Çin’de Covid-19 salgını nedeniyle kapanma deneyimleri yaşandığı için bu temelsizdir ve sadece çarpıtılmış bir bilgi olarak atfedilebilir. 

Çin’in Covid-19 salgınını engellemek için aldığı hızlı önlemler insan haklarına saldırı olarak ilan edildi. Ancak Çin’in sıkı kapama önlemlerinin birçok bireyin yaşamını koruduğu yaygın olarak bildirildi. Buna karşılık, binlerce kişinin öldüğü bazı Batılı ülkelerde insan hakları nerede? Açıkçası, sermayenin çıkarları bu ortalama vatandaşlarının çıkarlarından üstün geldi. 

Çin kendi hesabına, sadece elinden gelenin en iyisini yapabilir, kendi eksikliklerini düzeltebilir ve kendi siyasi-ekonomik sistemini kurma hakkına güvenebilir. Gerçek maddi gelişmeye izin veren, kitle mücadelesi yoluyla kazanılan bu haktır. İnsan haklarını boş söylemlerden ayırarak gerçek dünyaya taşıyan bu gelişmedir. Esas itibarıyla Küresel Güney’in bir parçası olarak Çin’e, Küresel Güney’de “aydınlanmacı yoksulluk” isteyenler tarafından cahilliğinin görünmez kafesine yakalanmak yerine, insan haklarının kendi ifadeleriyle ne anlama geldiğini tanımlamasına izin veren bu haktır.