1 Temmuz günü, Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kuruluşunun 100. yıl dönümü kutlandı. Beijing’in merkezindeki Tian’anmen Meydanı’nda büyük bir tören düzenlendi. ÇKP Merkez Komitesi Genel Sekreteri, Çin Cumhurbaşkanı ve Merkezi Askeri Komisyonu Başkanı Xi Jinping’in törende yaptığı konuşma dünyanın önde gelen medya kuruluşlarının sayfalarında geniş yer buldu. Ancak her zaman olduğu gibi Batı menşeili medya, Xi’nin mesajlarını görmek istediği gibi yorumladı.

Özellikle İngiliz basınında BBC, Financial Times ve The Guardian’daki haberler alışık olunan şekilde Çin’e yönelik olumsuz ifadelerle örülmüştü. BBC ve Financial Times’ın manipülatif haberlerine alışığız fakat The Guardian da kutlamalarla ilgili onlarla aynı dilden çok sayıda habere yer verdi. (Bir kıyaslama yaparsak The Guardian, BBC ve Financial Times kadar Çin hakkında gerçek dışı haberlere yer vermezdi). Törene geniş yer veren The Guardian, bir haberde “Dünyayı sarsan 100 yıl” başlığını tercih etmiş ve Çin’in “fırtınalı bir tarih”e sahip olduğunu aktararak, taraflı bir haber dili ile okurlarına olumsuzluklarla dolu bir Çin sunmuş.

Sıklıkla yapıldığı gibi, Xinjiang ile ilgili asılsız haberlerin de yine bu üç medya kuruluşunda yer alan ÇKP’nin 100. yılı kutlama haberlerinin içine özenle dâhil edildiği görülüyor. Tabii “İngiltere” deyince, Hong Kong konusundaki tutumlarını da eklemek gerekir çünkü ÇKP’nin kutlama haberleri içinde de yine ısrarla 1997 yılına vurgu yapıldığı göze çarpıyor. Çin’i takip etmeyen ya da tarihine ilişkin az da olsa bilgi sahibi olmayan biri, o satırları okuduğunda The Guardian’ın amacı doğrultusunda gerçek dışı bilgilerle kolaylıkla ön yargı ile donatılabilir. Keza Financial Times ve BBC’deki haberlerde de benzer bir dil görmek mümkün. Yine son dönemden örnek verirsek, The Guardian, BBC, Reuters, Economist ve Washington Post gibi ana akım Batı medyası Çin haberlerinde sıklıkla Adrian Zenz’e atıfta bulunarak haberler hazırlıyor. Asılsız Xinjiang haberlerinin kaynağı olan Zenz, daha öncesinde Çin ile ilgili içerikleri üretmesi için BBC tarafından fonlandığını söylemiş fakat BBC’nin teklifini başta “kanıt olmadığı” için reddetmek zorunda kaldığını ifade etmişti.

ANLATIYI BİÇİMLENDİRME ÇABASI

Özellikle Çin konusunda objektiflikten uzak haberleri ile öne çıkan Reuters’ın kısa süre önce yayınladığı bir rapor tam da bu başlıkla ilgili olması açısından hayli dikkat çekiciydi. Reuters Gazetecilik Araştırmaları Enstitüsü, kısa süre önce sunduğu raporda, koronavirüs pandemisinin küresel kriz döneminde, güvenilir haberlere olan açlığı körüklediğini ve büyük bir çoğunluğun, medya kuruluşlarının tarafsız ve objektif olmasını istediğini bildirdi. Bunları dile getirmek önemli ve anlaşılır olmakla birlikte Reuters kurum olarak bu misyonu ne ölçüde yerine getiriyor, bir sorgulama ihtiyacı duyuldu mu, insan ister istemez merak ediyor. Topyekun, her bir medya kuruluşu için referans kabul edilmesi gereken bu talep, uygulamada gerçekten kıstas alınıyor mu? Ne yazık ki, günümüzde yalnızca kâğıt üzerinde yer alan belli başlı ilkeler, temenni olmaktan öte gitmiyor.

Gerçeklikten uzak haberler, pek çok medya kuruluşunun saygınlığına büyük zarar veriyor. Haberlerde “tarafsızlık” ve “gerçeklik” ilkelerini göz ardı ettikçe kurumlara yönelik şüpheler daima olacaktır. “Haberler kaleme alınırken ölçüt nedir?”, bunu sorgulamak gerek. Zira binlerce araştırma da yapılsa elbette kamuoyunun talebi değişmeyecektir. Okur gerçeği tarafsızca duymak ister, sorun ise bunları yapan ya da yapabilecek olan kaç medya kuruluşunun bulunduğu…

Tuğçe Akkaş