CGTN

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, 23 Mart’ta Çin’in Guilin kentinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmede, Batı ülkelerine görüşlerinin küresel görüşü temsil etmediğini hatırlattı. Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) çifte standart uygulamasını durdurmaya ve diğer ülkelerin iç işlerine insan haklarını bahane ederek karışmaya son vermeye çağıran ortak bir bildiri yayınladılar.

Kendilerini demokrasinin ve insan haklarının sesi olarak atayan bir avuç ülke, Birleşmiş Milletler’in (BM) 193 üye devletinin yalnızca küçük bir bölümünü temsil ediyor. Diğer üye devletlerin neredeyse tamamı tarihlerinin bir noktasında Batı tarafından yönetildi, zorbalığa uğradı veya sömürüldü. Çoğu hâlâ öyle. Öyleyse, Batı insan haklarından bahsettiğinde, kendi kendine konuştuğunu gerçekten anlamalıdır, diğer ülkeler sadece kişisel çıkarlara hizmet eden bir dizi riyakâr söz duyar.

Biden yönetimi, Çin’in Xinjiang’daki “insan hakları ihlalleri ve suistimaline” karşı Kanada, Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık ile yaptırımları koordine etmekten gurur duyuyor. Bu seslerin hiçbirinin Çin’in Xinjiang’daki eylemlerini destekleyen Müslüman çoğunluklu ülkelerden olmaması ilginç. Xinjiang’da gerçekten bir soykırım olsaydı, Müslüman dünya kardeşleri katledilirken sessiz kalır mıydı? Tabii ki değil. Bunun nedeni, Xinjiang’da olup biteni anlatmak için soykırımı kullanmak yanlış ve skandaldır.

Xinjiang’ın sorunu ekonomisinde yatmaktadır. Bazı Uygurlar standart Çince bile konuşamıyorlar, sadece kendi toplulukları dışında anlaşılamayan yerel bir lehçe kullanıyorlar. Bu nedenle istihdam beklentileri zayıf ve ülkenin kalkınmasını engelleme çabası içinde kendilerini radikalleştirmek ve ayrılıkçı hareketler yaratmak isteyen yabancı güçler için kolay hedef durumundalar. Birçoğu yabancı güçlerin işsiz ve eğitimsiz gençleri manipüle etmelerinin tehlikesini anlıyor. En iyi çözümün dünyayı açmak ve bu gençlere fırsatlar sunmak olduğunu anlıyorlar. Bu yaklaşım, BM Şiddet İçeren Aşırıcılığı Önleme Eylem Planında savunulmaktadır ve BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi de dâhil olmak üzere bir dizi uluslararası terörle mücadele kararının ilkelerine ve ruhuna tam olarak uymaktadır.

Yerel yetkililer, Xinjiang’daki sorunu çözmek için, işe alınmama riski altındaki genç erkek ve kadınlara bunun yerine becerilerin öğretildiği ve Çince öğrenebileceği mesleki eğitim ile öğretim merkezleri kurdular, böylece iş bulabilirler ve beslendikleri bazı ayrılıkçı aşırı dogmayla mücadele edebilmek amacıyla daha geniş dünyadan fikirler edinebilirler.

BATI’NIN FİKİRLERİ DÜNYA GENELİNİ TEMSİL ETMİYOR

Xinjiang üzerindeki anlaşmazlık, devlet gücü görüşü açısından temel bir farklılığı temsil ediyor. Çin’i yıllardır Batı ile çatıştıran bir şey. Batılı ülkeler, ülkenin yönetiminde hükümetin rolü söz konusu olduğunda Çin’in politika seçimlerine neredeyse hiç saygı duymadı veya kabul etmediler. Batılılar için, bu tür eylemlerin çoğunun ciddi insan hakları ihlallerini içerdiği düşünülüyor. Ancak Çin, halkının refahına daha çok odaklanmış bir ülke ve bu hükümet eylemleri, Çin’in benzeri görülmemiş bir başarıya ulaştığı bir alan olan yoksulluğu hafifletmek ve paylaşılan refahı sağlamak için kabul edilebilir yollar olarak kabul edilir.

Xinjiang konusundaki anlaşmazlık, özünde, bölgede bir soykırım olup olmadığı değil, devletin kullanması için ne kadar gücün uygun olduğu ile ilgilidir. Bu konuda Batı ve Çin derin farklılıklara sahip olmaya devam edecek. Fakat Çin’in Covid-19’u yönetmesi, yüz milyonları yoksulluktan kurtarması ve yoksulluk tuzaklarını aşarak teknolojik ve ekonomik bir lider olarak ortaya çıkmasındaki başarısı, yaklaşımının halkına fayda sağladığını gösteriyor. Politikaları etkilidir ve Batılılar tarafından reddedilemez, çünkü Batı’nın kendi derin ideolojileriyle çatışıyorlar. Batı’nın doğru ve yanlış hakkındaki fikirleri dünyanın çoğunun görüşlerini temsil etmiyor. Çin’i aşağıda tutma çabaları, çoğu Batı’nın şu anda sahip olduğu zenginliğin temelini oluşturmak için sömürülen gelişmekte olan ülkeler için aşikârdır.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ulusları, farklı sosyal sistemlere ve gelişim yollarına sahip ülkelerin barış içinde bir arada yaşamasını ve ortak kalkınmasını kabul etmeye ve teşvik etmeye çağırdı. Sonuçta, Batı’da bile, hükümete yönelik çok çeşitli yaklaşımlar var. Her biri, her ulusun özel durumuna dayanmaktadır.

Çok taraflılık, sizin dünya görüşünüzü paylaşan birkaç arkadaşınızla bir araya gelmek ve aynı fikirde olmadığınız herkesi kınamak anlamına gelmez. Diğer ulusların farklı politika yaklaşımları ile seçimlerini anlamaya çalışmak ve ortak sorunları çözmek için ortak bir zemin bulmak için sıkı çalışmak anlamına gelir.